4 Haziran 2008 Çarşamba

Diary Of The Dead, 2007


Bir spiker, 16 yaşındaki oğlunu öldürdükten sonra kendini de silahla öldüren bir adamın hikayesi peşindedir. Hastane önüne gelip çekim yapmaya başladıkları sırada cesetlerin hareket etmeye başladıklarını görürler. Kameraman bütün bunları çekmeye çalışırken bir anda ölüler çoğalır ve gelip spikeri de ısırırlar.

Burada görüntü hooop atlar ve bir ormana gider...



Jason Creed (Joshua Close) arkadaşlarıyla birlikte zombi filmi çekmeye çalışmaktadır : Death to Death.



Başrollerde Ridley (Philip Riccio) ve Tracey (Amy Ciupak Lalonde) vardır. Çektikleri sahnede Ridley bir zombidir ve ormanda Tracey'nin peşinden yavaşça koşarak onu yakalaması gerekmektedir. Bu arada ekibin diğer üyeleri de radyo dinlemektedir. Radyoda ölü insanların canlanıp etrafa korku saçtıklarını duyarlar. Bunun üzerine Ridley çekim alanını terkedip eve gitmek ister. Francine Shane (Megan Park) da ona katılır.



Diğer ekip üyeleri kararsız kalır ilk başta. Jason'sa ısrarla kamerayı elinden bırakmaz. Tüm yaşananları kameraya çekerek filmleştirmek ister. Sonunda herkes evine gitmeye karar verir ve karavanlarına atlayıp yola çıkarlar. İlk durakları Jason'un kız arkadaşı Deb'in (Michelle Morgan) yurdu olacaktır. Haberleri duymalarının üzerinden sadece 25 dakika geçmesine rağmen ölüleri dirilten virüs her yere yayılmıştır ve yurt bomboş görünmektedir. Arkadaşları gitmiş olsa da Deb (Debra) odasını terketmemiştir. Jason ve arkadaşlarının geldiğini görünce Debra da onlara katılır ve karavanda yolculukları başlar.



Evlerine doğru yol alırken karşılarına canlanan ölüler çıktıkça arabayla onları ezip geçmek zorunda kalırlar. Bu esnada şoförlüğü Mary (Tatiana Maslany) yaptığından vicdan azabı çeker ve arabayı kenara çekip kendini başından vurur. Ama henüz ölmemiştir. Hala kalp atışı duyan arkadaşları onu hastaneye götürmeye karar verir. Ancak hastane de bomboştur. Yeniden dirilen ölüler dışında...

Film 2007 yapımı. Yönetmenliğini George A. Romero yapmış. Ben oldukça gereksiz buldum.

Filmin başından itibaren amatör kamerayla çekim var. Jason film çekiyor ya, kamerayı elinden hiç bırakmıyor. Ama daha önce anlattığım Rec'teki gibi mide bulandırıcı titreklikte bir çekim değil. Nispeten daha iyi yani. Konu çok bilindik, o sorun değil de, hikaye de çok sıradan işlenmiş bana göre. Hiçbir çarpıcılığı yok. Yani ne korku ne gerilim. IMDB'de de 6,4 puan almış. Vasat...



Hamiş : Film müziklerini bulamadım. Onun için daha önce bahsettiğim Death Note (Desu Noto) adlı filmin müziklerini ekledim fona.

8 yorum:

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Yıl zannederim 1988, bir filmin yaklaşık 10 dakikalık bölümünü gayri ihtiyari seyretmek zorunda kalmışım, videoda. Heyt gidi günler. 'Yaşayan ölülerin dirilişi' diye bir film.

Yıl 2008, ben hala o filmin etkisiyle, siyah poşetlere elimi süremem. O nedenle, benim için daha da gereksiz bir film.:)

Piknikte kenelere dikkat, gerçi benim vatandaşım yıllardır ne 'kene'lerle yaşamaya alışmış. Ne edecek minicik hayvan kendisine dimi?:))

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Ayrıca babanın iyi olmasına çok sevindim. Allah onları başımızdan eksik etmesin, sağlık, afiyet versin inşallah.

Sevgiyle...

Vladimir dedi ki...

Korku filmlerine bayılırım...

bu yazıdan çağrışımla sormak istiyorum; "I am Legend" ve " cloverfield" i izledin mi? izlemedi isen öneririm senin yazdığın film ile bu iki filmin ortak noktaları hayli fazla. Cloverfield'e karşı ön yargılıydım ama bence bu türün en başarılı örenklerinden olmuş.

cinar dedi ki...

@ İncegülüm, babam için teşekkür ederim öncelikle. Ben severim zombili filmleri falan aslında. O bahsettiğin filmi de defalarca seyretmişliğim vardır. Ama o zamanlar tabi küçücüktüm ve daha çok etkileniyordum o tip filmlerden. Şimdi çerez gibi geliyor :)

@ Sevgili Vladimir, I Am Legend'ı seyrettim ve beğendim. Cloverfield'ı henüz seyretmedim. El kamerasıyla çekildiği için midem ve başım altüst olabilir diye korkuyorum :) Ama hele ki senin şu son yorumundan sonra bir ara seyredeceğim illa ki.

Badem dedi ki...

Bir ilave yapayım. Yönetmen George A. Romero'nun bu 5. zombi filmi. Sırasıyla "Night of the Living Dead" (1968), "Dawn of the Dead" (1978), "Day of the Dead" (1985), "Land of the Dead" (2005) ve bu. Her filminde zombiler ile siyasi mesajını vermekte yönetmen. Bu filmde de; "Gerçekten insanoğlu kurtarılmaya değer mi?", "Her şeyi "beyaz cam" arkasından seyrederek, olaylara karşı hissizleşiyor muyuz?", vb. Benim en çok sevdiğim kısım ise, canlı ölüleri (zombi) filmlerinde koşturan yönetmenlere, canlı ölülerin neden koşamayacağını açıklamasaydı :)

cinar dedi ki...

Canımıniçi, her zamanki gibi çok doğru tespitlerin var filmle ilgili. Bahsettiğin sahne çok komikti gerçekten, hele hele filmin sonunda Jason'un çekmeye çalıştığı filme güzel bir gönderme yapılıyor ya o çok hoştu. Ama zombi filmi dediğin korkutmalı be, bunda güldük biz :)

Badem dedi ki...

O zaman kendi halimize gülmüşüz :)

cakiltasi dedi ki...

çınarım ne fena sahneleri var bu filmin. ben hiiiç sevmem korku filmlerini :)))
babacığının iyi olmasına da çok sevindim.