Dedim ya bu aralar yemek kısmına tatkık durumdayım. En son evcininden ezogelin çorbası ile kerevizli tavuğu denedim. ikisini de başarılı buldum. Çınar da çorbayı çok sevdi. Tavuğu pişirdiğim zaman yine Çınar'a özel bir çorba yaptığım için ondan yiyip tavuktan çok yemek istemedi. Ben de kerevizleri falan yakmasaydım muhtemelen daha iyi olacaktı :) Ezogelin çorbasına normalde havuç ve patates falan da koyuyorum ben ama bu şekilde de gayet iyiydi. Kimyon yakışmıştı mesela daha önce katmak aklıma gelmemişti. Bilginize efem.
Annem biricik yeğenime bakmak için İstanbul'a gitti. Çınar'ı 1 yaşına kadar birlikte büyüttük zaten sağolsun. Aynı şehirde olmanın avantajını yaşadık. Artık Çınar büyüdüğü ve ihtiyaçlı olan ablam olduğu için de kadıncağız İstanbul'a gitti. Aslında onun için ne kadar zor. Kızı bile olsa insan kendi evini özler eninde sonunda. Kendi evindeki kadar rahat edebilir mi bilmiyorum. Ben mesela annemlere ya da ablamlara da gitsem, oralarda her ne kadar çok çok rahat etsem de, kendi evimi özlüyorum ve evime dönmek istiyorum 3-5 gün sonra. Annem de arada sırada gelecek elbet ama o zamana kadar yazık yani. Bir yandan babam da burada yalnız kalıyor. Aklının bir köşesinde o da olacak. Bir yandan Çınar'ı çok özlüyor (artık bizden geçti :)), buradayken 1 gün bile görmediğinde sesi ağlamaklı oluyordu şimdi oturup cidden ağlıyor özledim diye. Bölünüyor sürekli. Ben zamanı geldiğinde o kadar özverili olabilir miyim bilmiyorum. Olamam gibi geliyor. Aslında ne kadar büyük fedakarlıklarla bu işe soyuduğunun farkındayız ama yine de demediğimizi bırakmıyoruz genelde. Ben size daha ne yapayım diyor bazen gariban, haklı, yapacak başka bir şey yok ama biz ağzımızı tutamıyoruz bir türlü..
İstanbul Parenting Class diye bir yer varmış İstanbul'da. Daha önce duyan ya da eğitimlerine katılan var mı acaba? Çınar'ın uyku sorunu için katılmayı düşünüp mucize bekliyorum. Kendi başına uyumayı bilmeyen sevgili oğlum için bir mucize olması ihtimali var mı sizce de eğitimle?
leziz yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
leziz yemekler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
25 Ocak 2012 Çarşamba
Çorba ve IPC
Etiketler:
benden,
değişik lezzetler,
Ege Çınar,
ezogelin çorbası,
leziz yemekler,
uyku
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Cevizli Çikolatalı Kurabiye
Dün TV seyrederken Beşiktaş Ihlamur'da bir kafeyi tanıttılar. Hiç gitmedim ama gayet cazip görünüyordu. Dikkan sahibi bir de kolları sıvayıp bir kurabiye yapmaya koyuldu, zaten kendi de geçiyormuş hep mutfağa. Sunucu kız ballandıra ballandıra bir anlattı bir anlattı, yok kokusu şöyle mis gibi, yok görüntüsü böyle güzel.. Eee durur muyum? Program bitince ayaklandım. Zaten görümcemler de yoldaydı. Badem meşhur kısırını yapıyordu. Ben de bayıla bayıla yenilen şu kurabiyeyi bir deneyeyim dedim.
2 yumurta
1,5 su bardağı şeker
168 g tereyağı
3 su bardağı un
bir çay kaşığı kabartma tozu
1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
1 su bardağı damla çikolata
Tam tarif bu. Ama ben 168 g tereyağı yerine 4-5 küp tereyağı ile iki kaşık zeytinyağı koydum. Damla çikolata da yoktu evde. Eti bitter'lerden 1,5 paketi bıçakla küçülterek ekledim tarife.
Önce yumurta, yağ ve şekeri karıştırdım. Sonra un ve kabartma tozunu ekledim. Sonra da ceviz ve çikolatayı. Kurabiyenin özelliği büyük olmasıymış. Kimisi avuçiçi kadar, kimisi daha da büyük. Tabi fırına girince biraz daha yayılıyor unutmayın.
Sonuç gerçekten güzel oldu. Ben ağızda un tadı bırakıp insanı susuz bırakan kurabiyeleri çok sevmem. Bu tam bana göreydi o yüzden. Kıyır kıyır :) Sütün ya da kahvenin yanına iyi gider gerçekten de. Püf noktası bütün malzemelerin oda sıcaklığında olmasıymış bu arada. Ben yumurtaları dolaptan çıkardığım gibi kullandım gerçi vaktim olmadığı için. Tereyağı da buzluktan çıktığından onu da azicik ısıttım itiraf edeyim :))
Görümcemler de çok beğendiler kurabiyeyi. Hatta kafe açma hayallerimiz gün yüzüne çıktı yeniden. Bizde ailecek var galiba bu hayal :)
Afiyet olsun.
2 yumurta
1,5 su bardağı şeker
168 g tereyağı
3 su bardağı un
bir çay kaşığı kabartma tozu
1 su bardağı iri kıyılmış ceviz
1 su bardağı damla çikolata
Tam tarif bu. Ama ben 168 g tereyağı yerine 4-5 küp tereyağı ile iki kaşık zeytinyağı koydum. Damla çikolata da yoktu evde. Eti bitter'lerden 1,5 paketi bıçakla küçülterek ekledim tarife.
Önce yumurta, yağ ve şekeri karıştırdım. Sonra un ve kabartma tozunu ekledim. Sonra da ceviz ve çikolatayı. Kurabiyenin özelliği büyük olmasıymış. Kimisi avuçiçi kadar, kimisi daha da büyük. Tabi fırına girince biraz daha yayılıyor unutmayın.
Sonuç gerçekten güzel oldu. Ben ağızda un tadı bırakıp insanı susuz bırakan kurabiyeleri çok sevmem. Bu tam bana göreydi o yüzden. Kıyır kıyır :) Sütün ya da kahvenin yanına iyi gider gerçekten de. Püf noktası bütün malzemelerin oda sıcaklığında olmasıymış bu arada. Ben yumurtaları dolaptan çıkardığım gibi kullandım gerçi vaktim olmadığı için. Tereyağı da buzluktan çıktığından onu da azicik ısıttım itiraf edeyim :))
Görümcemler de çok beğendiler kurabiyeyi. Hatta kafe açma hayallerimiz gün yüzüne çıktı yeniden. Bizde ailecek var galiba bu hayal :)
Afiyet olsun.
29 Ocak 2009 Perşembe
Cornflakesli Fırın Tavuk
Önce malzemelerimizi sıralayalım. Ya da pardon pardon, önce teşekkürlerimizi sıralayalım. Bu tarifi verdiği için ablama, bu tarifi ablama verdiği için bıdı bıdı bıdı :))
Dilediğiniz kadar tavuk (ben ilk denemede tavuk pirzola, ikinci denemede göğüs eti kullandım, ikisi de gayet lezzetli oldu)
Tavukların üzerini kapamaya yetecek miktarda patates (8 pirzolaya / 2 adet göğüs etine 2-3 patates kafi geliyor)
Cornflakes
2 paket krema
Zeytinyağı
Karabiber
Tuz
Malzemeler oldukça az gördüğünüz gibi.

Ben göğüs etiyle yaptığım denemede 2 göğüs etinden 8 parça çıkardım yine. Kalın olanları enlemesine ikiye böldüm kolay pişsin diye. Daha sonra paratesleri çok kalın olmayan dilimler halinde yuvarlak yuvarlak kestim (yaklaşık yarım santimlik). Tavukları tuz, karabiber, zeytinyağı üçlüsüyle iyice harmanladım.

Tepsiye yağlı kağıt serdikten sonra tavukları tepsiye dizdim.


Daha sonra üzerlerini kaplayacak şekilde patatesleri tavukların üzerine dizdim.

Sonra onların da üzerlerini kaplayacak şekilde cornflakes ekledim.

En son olarak da hepsinin üzerine 1,5 paket kremayı boca ettim. Sonra da bir güzel fırınladım. 250 derecede yarım saat kadar piştikten sonra fırının kapağını açarak kalan kremayı da ekledim ve tekrar fırına verdim.

Sonunda karabiber kokulu enfes bir yemek çıktı ortaya. Ben ilk denememde de ikinci denememde de yanına şehriye pilavı yaptım.


Dakyüzle Osi geldiğinde yanına bol salata ve kırmızı biber turşusu da ekleyerek masamızı renklendirdik. Tabi ki Melen Muskat şarabımızla birlikte :)
Afiyet olsun!
Hamiş : Dinlenemiz için çok sevdiğim yine Lhasa'yı uygun buluyorum. Yemek deyince aklıma Lhasa geliyor hep :) Romantik ya da değil, akşam yemeklerine çok yakıştırıyorum sesini de tarzını da :) Keyifli dinlemeler..
Dilediğiniz kadar tavuk (ben ilk denemede tavuk pirzola, ikinci denemede göğüs eti kullandım, ikisi de gayet lezzetli oldu)
Tavukların üzerini kapamaya yetecek miktarda patates (8 pirzolaya / 2 adet göğüs etine 2-3 patates kafi geliyor)
Cornflakes
2 paket krema
Zeytinyağı
Karabiber
Tuz
Malzemeler oldukça az gördüğünüz gibi.

Ben göğüs etiyle yaptığım denemede 2 göğüs etinden 8 parça çıkardım yine. Kalın olanları enlemesine ikiye böldüm kolay pişsin diye. Daha sonra paratesleri çok kalın olmayan dilimler halinde yuvarlak yuvarlak kestim (yaklaşık yarım santimlik). Tavukları tuz, karabiber, zeytinyağı üçlüsüyle iyice harmanladım.

Tepsiye yağlı kağıt serdikten sonra tavukları tepsiye dizdim.


Daha sonra üzerlerini kaplayacak şekilde patatesleri tavukların üzerine dizdim.

Sonra onların da üzerlerini kaplayacak şekilde cornflakes ekledim.

En son olarak da hepsinin üzerine 1,5 paket kremayı boca ettim. Sonra da bir güzel fırınladım. 250 derecede yarım saat kadar piştikten sonra fırının kapağını açarak kalan kremayı da ekledim ve tekrar fırına verdim.

Sonunda karabiber kokulu enfes bir yemek çıktı ortaya. Ben ilk denememde de ikinci denememde de yanına şehriye pilavı yaptım.


Dakyüzle Osi geldiğinde yanına bol salata ve kırmızı biber turşusu da ekleyerek masamızı renklendirdik. Tabi ki Melen Muskat şarabımızla birlikte :)
Afiyet olsun!
Hamiş : Dinlenemiz için çok sevdiğim yine Lhasa'yı uygun buluyorum. Yemek deyince aklıma Lhasa geliyor hep :) Romantik ya da değil, akşam yemeklerine çok yakıştırıyorum sesini de tarzını da :) Keyifli dinlemeler..
Etiketler:
cornflakes patates,
fırın,
karabiber,
krema,
leziz yemekler,
tavuk,
tuz,
zeytinyağı
5 Ekim 2008 Pazar
Meyveli Kek


2 adet yumurta
1 su bardağı şeker
2 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya (evde yoktu ve ben katmadım)
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
Tuz
Meyve (Elma almıştım daha önce, ben onu kullandım. Ama zevkinize göre şeftali, armut, büyük mor eriklerden, böğürtlen vs de kullanılabiliyormuş)
Meyve tercihinize göre tarçın ya da limon kabuğu rendesi (ben elma seçince tercihimi tabi ki tarçından yana kullandım)
Yine tercihe göre kakao (ben kattım)
Üzerini süslemek için ceviz, fındık ne bulursanız :)
Öncelikle yumurtalarla şekeri çırpıyorsunuz. Daha sonra içine meyve ve ceviz/fındık harici malzemelerin hepsini katıp karıştırıyorsunuz. Kek kalıbını yağlayıp karşımı bu kalıba döküyorsunuz. Daha önceden yıkayıp soyup ince dilimler halinde kestiğiniz elmaları harcın üzerini kaplayacak şekilde döşüyorsunuz (Normal boyutlarda yuvarlak kek kalıbı için bir adet büyük boy elma yetti mesela). Üzerine ceviz/fındık ekliyorsunuz.
Bu arada hani karıştırma kabındaki bütün malzemeyi sıyırmak mümkün olmuyor ya hani, onları da şu şekilde değerlendirebiliyormuşuz. Kalan harca 1 yemek kaşığı sıvı yağ, 1 yemek karşı un (bana az geldi un, ben 2 yemek kaşığı koydum) ekleyip karıştırıyoruz. Kurabiye hamuru gibi bir şey oluyor. Onu kırpık kırpık bütün malzemelerin üzerine döküp fırına veriyoruz. 170 derecede 30-40 dakika kadar sürüyor pişmesi. Fırından çıktıktan sonra üzerine biraz un serpiyoruz. Her tarafına değil ama, hani pastanelerde yer yer beyaz görünen şık kekler oluyor ya, onlar gibi oluyor. Tadı zaten enfes. Tarifi veren ablama teşekkür edip size iyi günler diliyoruz :)
Hamiş : Bunun fotoğrafı mevcut amma ve lakin yanımda değil. Akşam evde ekleyeceğim, bekleyiniz efenim :)
Tarçınlı Biber Dolma
Sabah resmen bugün de tatildi gibi inanılmaz inandırıcı bir düşünce vardı kafamda. Eşim çoktan kalkmış duşunu almıştı. Zaten ben de duş sesine uyanmıştım. Ama o işe gidecek bense geçtiğimiz 9 gün olduğu gibi istediğim saate kadar pinekleyecektim. Ama bu düşünce 1 dakika bile kalamadı kafamda. Hemen kendime geldim :(
Filmlerden önce yemek tariflerini yazayım en iyisi dedim. Sabah sabah iyi gider :)
Dolmalık biber (kilo olarak bilemiyorum, satın almadım, köyden geldiği için bir torba kadar diyebileceğim :) )
1 adet soğan
1 adet havuç
Pirinç (bu da göz kararı, artar nasılsa diye koydum ama tam denk geldi ben de çok şaşırdım :) )
1 çay kaşığı tarçın (seviyorsanız biraz daha fazla katabilirsiniz.
1 adet kesme şeker
1 adet domates
nane
tuz
karabiber
Öncelikle soğanları ve havuçları doğrayıp biraz kavurdum. Daha sonra üzerine yıkayıp süzdüğüm pirinçleri ekledim. Tüm baharatları da ekleyerek (1 bardak pirince 1,5 bardak su orantısıyla) suyunu ekleyip pişmeye bıraktım.
Pirinçler yumuşayınca ocağın altını kapatıp biberleri bu içle doldurdum ve domatesten yaptığım kapaklarla üzerlerini kapattım. Biberleri tencereye dizdikten sonra rendelediğim 1 adet domatesi de üzerlerinde gezdirip 2 çay bardağı kadar su ekleyip pişmeye bıraktım. İçi zaten pişmiş olduğu için sadece biberlerin yumuşaması yetti tabi.
Bu aslında kuş üzümlü, fıstıklı biber dolmanın tarifine benziyor lakin ben kuş üzümünden de fıstıktan da haz etmiyorum yemeklerde. Tarifi havuçla renklendirip hazırlamayı uygun buldum. Damak tadıma da iyi geldi doğrusu :) İyi denemeler ve afiyet olsun! :)
Filmlerden önce yemek tariflerini yazayım en iyisi dedim. Sabah sabah iyi gider :)
Dolmalık biber (kilo olarak bilemiyorum, satın almadım, köyden geldiği için bir torba kadar diyebileceğim :) )
1 adet soğan
1 adet havuç
Pirinç (bu da göz kararı, artar nasılsa diye koydum ama tam denk geldi ben de çok şaşırdım :) )
1 çay kaşığı tarçın (seviyorsanız biraz daha fazla katabilirsiniz.
1 adet kesme şeker
1 adet domates
nane
tuz
karabiber
Öncelikle soğanları ve havuçları doğrayıp biraz kavurdum. Daha sonra üzerine yıkayıp süzdüğüm pirinçleri ekledim. Tüm baharatları da ekleyerek (1 bardak pirince 1,5 bardak su orantısıyla) suyunu ekleyip pişmeye bıraktım.
Pirinçler yumuşayınca ocağın altını kapatıp biberleri bu içle doldurdum ve domatesten yaptığım kapaklarla üzerlerini kapattım. Biberleri tencereye dizdikten sonra rendelediğim 1 adet domatesi de üzerlerinde gezdirip 2 çay bardağı kadar su ekleyip pişmeye bıraktım. İçi zaten pişmiş olduğu için sadece biberlerin yumuşaması yetti tabi.
Bu aslında kuş üzümlü, fıstıklı biber dolmanın tarifine benziyor lakin ben kuş üzümünden de fıstıktan da haz etmiyorum yemeklerde. Tarifi havuçla renklendirip hazırlamayı uygun buldum. Damak tadıma da iyi geldi doğrusu :) İyi denemeler ve afiyet olsun! :)
18 Eylül 2008 Perşembe
Akşam menüsü :)
Dün Uzunbacaklar bizdeydi. Birlikte yemek yiyip Yaprak Dökümü günü yapacaktık Uzunbacakla. Yaptık da. Şimdi böyle yazınca sanki planlarımız bozulmuşmuş gibi oldu sanırım :)
Güzel yemeklerimiz vardı. Öneri olsun diye tariflerini yazayım dedim.
Menümüz şu şekildeydi :
Mantar sote
Sarımsaklı ve baharatlı bonfile
Kırmızı biberli makarna
Kırmızı biber turşusu
Zeytinyağlı taze fasulye
Salata

Mantar sote :
Soğanları elma gibi doğrayarak kızgın tavaya attım. Onlar tamane kızarmadan yeşil biberleri doğrayıp onları da içine atıp ikisini bir kavurdum. Daha sonra büyüklüğüne göre 2’ye ya da 4’e böldüğüm mantarları da koyarak suyunu çekene kadar kavurdum. En son olarak da küp küp doğradığım domatesleri, baharatları (ben tuz, karabiber, kırmızı pul biber ve kekik ekledim) ve kremayı ilave edip azıcık daha pişirdim ve sıcakken servis tabağına aldım. Tadı oldukça güzeldi.
Bonfileyi her zamanki gibi yağ-kekik-kırmızı pul biber üçlüsüyle buluşturarak vaktim olduğundan 1 gece buzdolabında bekletip zamanı geldiğinde tavaya hiç yağ koymadan kızartarak servis ettim.
Makarnayıysa haşlayıp süzdükten sonra, makarna süzgeçte bekler iken, tencereye daha önceden fırında 40 dakika kadar tutup kabuklarını soyduğum kırmızı biberler ile sarımsağı koyarak azıcık yağda döndürdüm. Daha sonra makarnayı ekleyip azıcık daha döndürdüm ve onu da sıcakken servis tabağına aldım.
Fasulye bildiğiniz fasulye işte :) Soğan, biber, fasulye, sarımsak, domates, tuz, şeker yedilisiyle her zaman yaptığım fasulye. Onu da sabahtan yapıp buzdolabına koymuştum soğuk soğuk yiyelim diye.
Kırmızı biber turşusu için internetten tarif aldım. Sonra da ölçülere pek de uymayarak bir şeyler yapmaya çalıştım.
Salatamız güzeldi. Fotoğrafı da çok artistlik oldu aslında, Badem çekmişti, akşam eklemeye çalışacağım. Diğerlerinin tam fotoğrafı yok maalesef. Makineyi eşimin elinde görünce hepsini tek tek çekmiştir diye düşünerek işe girişmedim ben. Salatayı beğenip onu çekmiş sadece :) Sonradan gördüm.

Salata için malzemelerimiz şunlardı:
1 adet orta boy kuru soğan
3 adet domates
2 adet salatalık
1 adet kırmızı biber (çiğ olarak)
süslemek için biraz marul
maydanoz
ceviz
kesilebilecek bütün malzemeleri küp küp doğrayıp derin bir kasede karıştırdım. Sonra salata kabına marulları yerleştirip hazırladığım salatayı ortasına döktüm. Üzerine de zeytinyağı, limon, nar ekşişi ve tuzla yaptığımız salata sosundan döktük. Oldukça lezzetliydi. Deneyebilirsiniz siz de.
Afiyet olsun! :)
Güzel yemeklerimiz vardı. Öneri olsun diye tariflerini yazayım dedim.
Menümüz şu şekildeydi :
Mantar sote
Sarımsaklı ve baharatlı bonfile
Kırmızı biberli makarna
Kırmızı biber turşusu
Zeytinyağlı taze fasulye
Salata

Mantar sote :
Soğanları elma gibi doğrayarak kızgın tavaya attım. Onlar tamane kızarmadan yeşil biberleri doğrayıp onları da içine atıp ikisini bir kavurdum. Daha sonra büyüklüğüne göre 2’ye ya da 4’e böldüğüm mantarları da koyarak suyunu çekene kadar kavurdum. En son olarak da küp küp doğradığım domatesleri, baharatları (ben tuz, karabiber, kırmızı pul biber ve kekik ekledim) ve kremayı ilave edip azıcık daha pişirdim ve sıcakken servis tabağına aldım. Tadı oldukça güzeldi.
Bonfileyi her zamanki gibi yağ-kekik-kırmızı pul biber üçlüsüyle buluşturarak vaktim olduğundan 1 gece buzdolabında bekletip zamanı geldiğinde tavaya hiç yağ koymadan kızartarak servis ettim.
Makarnayıysa haşlayıp süzdükten sonra, makarna süzgeçte bekler iken, tencereye daha önceden fırında 40 dakika kadar tutup kabuklarını soyduğum kırmızı biberler ile sarımsağı koyarak azıcık yağda döndürdüm. Daha sonra makarnayı ekleyip azıcık daha döndürdüm ve onu da sıcakken servis tabağına aldım.
Fasulye bildiğiniz fasulye işte :) Soğan, biber, fasulye, sarımsak, domates, tuz, şeker yedilisiyle her zaman yaptığım fasulye. Onu da sabahtan yapıp buzdolabına koymuştum soğuk soğuk yiyelim diye.
Kırmızı biber turşusu için internetten tarif aldım. Sonra da ölçülere pek de uymayarak bir şeyler yapmaya çalıştım.
Salatamız güzeldi. Fotoğrafı da çok artistlik oldu aslında, Badem çekmişti, akşam eklemeye çalışacağım. Diğerlerinin tam fotoğrafı yok maalesef. Makineyi eşimin elinde görünce hepsini tek tek çekmiştir diye düşünerek işe girişmedim ben. Salatayı beğenip onu çekmiş sadece :) Sonradan gördüm.

Salata için malzemelerimiz şunlardı:
1 adet orta boy kuru soğan
3 adet domates
2 adet salatalık
1 adet kırmızı biber (çiğ olarak)
süslemek için biraz marul
maydanoz
ceviz
kesilebilecek bütün malzemeleri küp küp doğrayıp derin bir kasede karıştırdım. Sonra salata kabına marulları yerleştirip hazırladığım salatayı ortasına döktüm. Üzerine de zeytinyağı, limon, nar ekşişi ve tuzla yaptığımız salata sosundan döktük. Oldukça lezzetliydi. Deneyebilirsiniz siz de.
Afiyet olsun! :)
2 Ağustos 2008 Cumartesi
Fırında Makarna

En çok neyi seversin deseler hiç düşünmeden fırında makarna diyebilirim. Zaten son zamanlarda hamurişinin dibine vurmuşum :)
Cumartesi Osi bize gelecekti. Alt komşularımız ve biz üçümüz yemek sonrası limana inip denize karşı şarap içecektik. Osi de oldum olası çok sevmiştir fırında makarnayı. O gelecek diye cumartesi için fırında makarna yapmaya karar verdim. Her şey hazır olunca tarif de yemek de çok basit oluyor ama inanılmaz lezzetli (ben yaptım diye demiyorum, bu tarifle herkes aynı tada ulaşabilir kolaylıkla).
1 pakete yakın fırın makarna makarnası :) (spagettinin içi boş ve kalın olanından, yoksa spagettiyle de yapabilirsiniz)
Kaşar peyniri rendesei (dilediğiniz kadar, ben bol bol koyuyorum)
1 paket beşamel sos
2 su bardağı süt
1 adet yumurta
karabiber, tuz
Makarnaları haşlarken beşamel sosu yapmaya başlıyorum ben. Tek fark beşamel sos ve süt üzerine karabiber koyup kıvamını alınca kaşar peyniri rendesi de ekliyorum. Makarnalar haşlanınca hazırlanan beyaz sostan yarım kase ayırıp kalanına 1 adet yumurta kırıp karıştırıyorum. Makarnayı önce yumurtayla karıştırdığım sosun yarısıyla karıştırıp kalan yarısını üzerine döküp bir daha karıştırıyorum. Bu şekilde sos makarnaya iyice yayılıyor.
Makarnayı uygun bir borcama alıp üzerine ilk başta ayırdığım yumurtasız beyaz sostan döküp kalan kaşar rendesini üzerine döküyorum.
Sonuç : Süper hiper fırında makarna :)
Bezelye Püreli Tavuk

Geçenlerde yine koltuğa yayılmış televizyon seyrediyorum. Seyredecek bir şey de yok aslında da, ben yayılmış kanaldan kanala geçiyorum. Derken bir yemek programına rastladım...
Bir usta, yanında en becerksizinden iki öğrenciyle değişik yemekler yapıyor. Öğrenciler öyle böyle değil ama. En az 30 yaşındalar ikisi de, usta "yemeğe tuz katın" dediğinde kız gevşek gevşek "ne kadar hocaaaaaaaam?" diye soruyor. Bütün olumsuzluklara rağmen oturdum seyrettim. Çünkü damak zevkime uygun olduğunu düşündüğüm yemekler yaptılar. Bunlardan biri de bezelye püreli tavuktu. Ağzımın suları aka aka seyrettim.
Aradan birkaç hafta geçti. Ben hala bezelye püreli tavuk hayaliyle yaşıyorum. Sonunda dayanamadım, aklımda kalan malzemeleri alıp mutfağa geçtim.
1 adet tavuk göğsü (ben bunu 8 parçaya falan böldüm)
yarım paket konserve bezelye (tazesini yapmaya üşendim)
200 ml süt
kaşar peyniri rendesi
karabiber, tuz
1 orta boy kuru soğan
3-4 diş sarımsak
Püreyi hazırlamaya geçmeden önce tavukları kesip (iri parçalar halinde) zeytinyağı, karabiber karışımıyla bir kaba koydum.
Bir tencereye küp küp kestiğim soğanları ve sarımsakları koyarak biraz kavurdum. Üzerine bezelyeyi de ekleyerek sütü kattım ve karıştırdım. Kıvamlanınca alıp el blenderından geçirdim. Kaşar peynirini katarak bir daha el blenderıyla karıştırıp bir kenara aldım.
Tavukları yağsız tavada kızarttım.
Hazırladığım püreden tabağa bir kaşık koydum. Üzerine bir parça tavuk, üzerine püre, tavuk, püre şeklinde katlı otopark gibi yemeği hazırladım. süslemek için de dereotu kullandım.
Tadına gelince, televizyonda öğrencilerin ayıla bayıla söylediği kadar enfes bulmadım. Badem ilk kez tatmasına rağmen "ben benzelye püresini pek sevmiyorum" dedi :) Ben sütü yukarıdaki ölçüden biraz fazla kattığım için püre çok kıvamlı olmadı ve tabağa dağıldı. Sonuç itibariyle fena bir yemek değildi bence. Püreye biraz daha ek malzeme katarak tatlandırılıp bir daha denenebilir :)
31 Temmuz 2008 Perşembe
Şiş göbekten dünyaya
Bilgisayarım yine teknisyenliğe gitti. Hüngürt :((
Üstelik komşu masaları ara sıra boş bulduğumda bloguma girmeye çalıştığım zaman erişimin engellendiğini gördüm. İş yerimden blog yazamayabilirim bundan sonra! :( (dın dın dın dın !! )
Bilgisayar olmadığı zaman iş yeri öyle sıkıcı ki. İnsanlar bilgisayarsız ne yapıyorlarmış eskiden, tüm gün düşündüm inanın, zira bilgisayar olmadan bir iş yapmam neredeyse imkansız. O yüzden cevap beklediğim yazılar dosyasını açıp bütün günü telefon başında geçirdim diyebilirim. Pek bir sonuç aldığım da söylenemez gerçi. Of demek istiyorum kısaca.
Bugün Uzunbacaklar'a geldik. Hatta boş bilgisayar bulmuşken hemen masaya yattım iki satır yazayım diye. Bizim kız biz geleceğiz diye yine işten erken çıkıp yemek hazırlamaya başlamış. Zannetmeyin ki öyle 100 kiloluk insanlarız. Yetişmez diye böyle yapıyor tüm ikazlarımıza rağmen (Bak buradan sesleniyorum sana tekrar, bir daha böyle yaparsan sadece bizde buluşacağız ona göre :) ). Sofra krallara layık tabi o kadar hazırlığa. Biz de acaip şişmiş bir halde kalktık masadan. Şimdi de oturup film seyredeceğiz ki yediklerimizin hepsi göbek bölgesinde rahatça simit oluşturabilsin (mevcutları denedim ben, yüzerken az geldi).
Filmin ismi Ben X. Yarın fırsat bulabilirsem tanıtım yazısı yazmaya çalışacağım (of karnıııım)...
Üstelik komşu masaları ara sıra boş bulduğumda bloguma girmeye çalıştığım zaman erişimin engellendiğini gördüm. İş yerimden blog yazamayabilirim bundan sonra! :( (dın dın dın dın !! )
Bilgisayar olmadığı zaman iş yeri öyle sıkıcı ki. İnsanlar bilgisayarsız ne yapıyorlarmış eskiden, tüm gün düşündüm inanın, zira bilgisayar olmadan bir iş yapmam neredeyse imkansız. O yüzden cevap beklediğim yazılar dosyasını açıp bütün günü telefon başında geçirdim diyebilirim. Pek bir sonuç aldığım da söylenemez gerçi. Of demek istiyorum kısaca.
Bugün Uzunbacaklar'a geldik. Hatta boş bilgisayar bulmuşken hemen masaya yattım iki satır yazayım diye. Bizim kız biz geleceğiz diye yine işten erken çıkıp yemek hazırlamaya başlamış. Zannetmeyin ki öyle 100 kiloluk insanlarız. Yetişmez diye böyle yapıyor tüm ikazlarımıza rağmen (Bak buradan sesleniyorum sana tekrar, bir daha böyle yaparsan sadece bizde buluşacağız ona göre :) ). Sofra krallara layık tabi o kadar hazırlığa. Biz de acaip şişmiş bir halde kalktık masadan. Şimdi de oturup film seyredeceğiz ki yediklerimizin hepsi göbek bölgesinde rahatça simit oluşturabilsin (mevcutları denedim ben, yüzerken az geldi).
Filmin ismi Ben X. Yarın fırsat bulabilirsem tanıtım yazısı yazmaya çalışacağım (of karnıııım)...
30 Mart 2008 Pazar
Pazar menüsü
Eşim 5 gündür hasta olduğu için doğru dürüst film seyredemedik. Ben dün Blueberry Nights'ı seyrettim. Ben diyorum çünkü eşimle daha önce aynı filmi seyretme teşebbüsümüz olmuştu. Daha doğrusu eşim seyretmiş, benimkiyse teşebbüs olarak kalmıştı uyuklamam nedeniyle :)
Dün neredeyse baştan başlayıp tekrar seyrettim. Onu anlatacağım ama ondan önce yaptığım patates yemeğinden bahsedeceğim.
Aslında buna benzer bir yemeği daha önceleri yapıyordum ama bunu biraz daha değiştirerek yaptım.
Gerekli malzemeler:
3 orta boy patates
2 orta boy kuru soğan
2 orta boy domates
4-5 diş sarımsak
tuz
karabiber
kızmızı biber
kekik
Patatesleri küp küp doğradım ve içine bir çay bardağı su koyarak derin tavaya aldım. Onlar suyunu çekene kadar ayrı bir kaba soğanları, sarımsakları iri iri doğradım. Domatesleri de küp küp doğrayıp baharatları bu kaba da kattım. Patatesler suyu çekince içine biraz zeytin yağı koyarak kaptaki malzemelerin hepsini ekledim ve kavurdum. Aslında bu kadarı benim için yeterliydi ama eşim bu fikirden pek hoşlanmadığından sırf onun seveceği tarz bir yemek olması için pişen yemeği önce bir fırın borcamına alıp üzerine kaşar peyniri rendeledim ve fırına verdim. Kaşarlar kızarınca da alıp servis ettim.
Tadı gerçekten enfes olmuştu. Bu yemeğin yanına et iyi gider diye düşündüm. Hatta içine kuşbaşı et konarak başlı başına bir yemek olarak da sunulabilir yanında bol salatayla. Benim daha önce benzer dediğim tarifin içinde buna ilave olrak tavuk ve beşamel sos oluyor. O da çok güzel ama ben değiştirdiğim şekliyle tercih ederim. Patates ve soğan birbirine çok yakışıyor bence. Soğan tatlımsı bir tat veriyor yemeğe. Mantar severseniz mantar da katabilirsiniz bu arada.
Maalesef resim çekmeye vaktim olmadı. Çok acıkmıştık ve hemen hüplettik doğrusu :)) Bir dahaki sefere artık..
Cumartesi günü pazarda dolaşırken canım birden mücver istedi. Ama şimdiye kadar hiç yapmadım. Üstelik annem de yapmadığı için göz aşinalığım falan yok. Açtım interneti (Allahım bu ne lütuf) mücver tarifi aradım. Bulduklarımdan faydalanıp bir şeyler yaptım ama kıvamının nasıl olması gerektiğini bilmiyorum ya, unu kattım da kattım. E çok güzel olmadı tabi. Patatesli yemeğin yanında yeriz diye düşünerek büyük bir hevesle yapmıştım. Fena değildi de yani eşimin teyzesinin yaptığı kadar şahane de değildi. Tekrar deneyeceğim. Tabi bu arada evdekiler ziyan olmadı yanlış anlaşılmasın. İş yerime getirdim sabah kahvaltısı olarak. Öğlen de yiyip hem sağlıklı besleneceğim hem israf etmemiş olacağım :)
Dün neredeyse baştan başlayıp tekrar seyrettim. Onu anlatacağım ama ondan önce yaptığım patates yemeğinden bahsedeceğim.
Aslında buna benzer bir yemeği daha önceleri yapıyordum ama bunu biraz daha değiştirerek yaptım.
Gerekli malzemeler:
3 orta boy patates
2 orta boy kuru soğan
2 orta boy domates
4-5 diş sarımsak
tuz
karabiber
kızmızı biber
kekik
Patatesleri küp küp doğradım ve içine bir çay bardağı su koyarak derin tavaya aldım. Onlar suyunu çekene kadar ayrı bir kaba soğanları, sarımsakları iri iri doğradım. Domatesleri de küp küp doğrayıp baharatları bu kaba da kattım. Patatesler suyu çekince içine biraz zeytin yağı koyarak kaptaki malzemelerin hepsini ekledim ve kavurdum. Aslında bu kadarı benim için yeterliydi ama eşim bu fikirden pek hoşlanmadığından sırf onun seveceği tarz bir yemek olması için pişen yemeği önce bir fırın borcamına alıp üzerine kaşar peyniri rendeledim ve fırına verdim. Kaşarlar kızarınca da alıp servis ettim.
Tadı gerçekten enfes olmuştu. Bu yemeğin yanına et iyi gider diye düşündüm. Hatta içine kuşbaşı et konarak başlı başına bir yemek olarak da sunulabilir yanında bol salatayla. Benim daha önce benzer dediğim tarifin içinde buna ilave olrak tavuk ve beşamel sos oluyor. O da çok güzel ama ben değiştirdiğim şekliyle tercih ederim. Patates ve soğan birbirine çok yakışıyor bence. Soğan tatlımsı bir tat veriyor yemeğe. Mantar severseniz mantar da katabilirsiniz bu arada.
Maalesef resim çekmeye vaktim olmadı. Çok acıkmıştık ve hemen hüplettik doğrusu :)) Bir dahaki sefere artık..
Cumartesi günü pazarda dolaşırken canım birden mücver istedi. Ama şimdiye kadar hiç yapmadım. Üstelik annem de yapmadığı için göz aşinalığım falan yok. Açtım interneti (Allahım bu ne lütuf) mücver tarifi aradım. Bulduklarımdan faydalanıp bir şeyler yaptım ama kıvamının nasıl olması gerektiğini bilmiyorum ya, unu kattım da kattım. E çok güzel olmadı tabi. Patatesli yemeğin yanında yeriz diye düşünerek büyük bir hevesle yapmıştım. Fena değildi de yani eşimin teyzesinin yaptığı kadar şahane de değildi. Tekrar deneyeceğim. Tabi bu arada evdekiler ziyan olmadı yanlış anlaşılmasın. İş yerime getirdim sabah kahvaltısı olarak. Öğlen de yiyip hem sağlıklı besleneceğim hem israf etmemiş olacağım :)
9 Ocak 2008 Çarşamba
Bifteki makarna ya da tam tersi :)
İki kişilik tarif için benim kullandıklarım şöyleydi:
Önce biftekleri parmak kalınlığında keseceksin (4-5 adet biftek). Olmadıysa ya da olacak gibi gözükmüyorsa bir lokmalık da kesebilirsin.
Sonra onları bir tavaya atıp üzerine 3 diş sarımsak, bir orta boy soğan keseceksin. Şekilleri sana kalmış. Ben sarımsakları enine
dilimledim. Soğanı da önce boyuna ikiye böldüm, parçaları da enine dilimledim.
Sonra tavaya biraz yağ, biraz soya sosu, istersen biraz da şarap koyup ocağın altını yakıyorsun. Etler pişince 2 domatesi küp üp kesip tavaya atıyorsun. Renk vermesi için biraz salça ve tabi ki bifteği onsuz düşünemeyeceğimiz kekik ekliyorsun. Ben kırmızı pıl biberle karabiber de koyuyorum. Tuz da koyabilirsiniz, ben genelde unutuyorum.

Bu arada yandaki ocakta makarnamız kaynıyor (bunu söylemeyi unuttum ama neyse siz tarifi tamamen okumadan yapmaya başlamadınız nasılsa :)

Makarna da haşlandıktan sonra süzüp üzerine biftekleri karıştırıyor ve iyice harmanlıyorsunuz. Ve işte servise hazır. Yanına ayrıca yemek de istemez. Koca bir salata yeter :)

Önce biftekleri parmak kalınlığında keseceksin (4-5 adet biftek). Olmadıysa ya da olacak gibi gözükmüyorsa bir lokmalık da kesebilirsin.
Sonra onları bir tavaya atıp üzerine 3 diş sarımsak, bir orta boy soğan keseceksin. Şekilleri sana kalmış. Ben sarımsakları enine
dilimledim. Soğanı da önce boyuna ikiye böldüm, parçaları da enine dilimledim.
Sonra tavaya biraz yağ, biraz soya sosu, istersen biraz da şarap koyup ocağın altını yakıyorsun. Etler pişince 2 domatesi küp üp kesip tavaya atıyorsun. Renk vermesi için biraz salça ve tabi ki bifteği onsuz düşünemeyeceğimiz kekik ekliyorsun. Ben kırmızı pıl biberle karabiber de koyuyorum. Tuz da koyabilirsiniz, ben genelde unutuyorum.

Bu arada yandaki ocakta makarnamız kaynıyor (bunu söylemeyi unuttum ama neyse siz tarifi tamamen okumadan yapmaya başlamadınız nasılsa :)

Makarna da haşlandıktan sonra süzüp üzerine biftekleri karıştırıyor ve iyice harmanlıyorsunuz. Ve işte servise hazır. Yanına ayrıca yemek de istemez. Koca bir salata yeter :)

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)