16 Eylül 2008 Salı

Tekirdağ - Melen Bağbozumu





Haftalar oldu gideli, ama bir türlü elim erip de yazamadim. Araya filmler de girdi, ilk baştaki enerjim ve saadetim yansır umarım kelimelerime :)

Buradan eşimle birlikte yola çıktık ilk gün. İlk durak İstanbul’du. O gün sinema heyecanımız da vardı hatta, The Dark Knight’ta bahsetmiştim.

Gece 3,5 gibi eve dönüp hemen horuldamaya başladık. İstanbul’da 6 sene yaşamış olmama rağmen ablamlara her gittiğimizde acaba bu sefer evi bulabilecek miyim endişesi yaşıyorum. Ben Beyazıt – Bahçelievler arasını çok iyi bilirim ev – okul münasebetiyle :) Gezmeyi sevdiğim birkaç yeri de bilirim Taksim, Bakırköy gibi. Avrupa yakasında bir yeri bilmesem bile her halikarda bulurum düşüncesine de sahibim hatta. Ama iş Anadolu yakasına gelince duraklama dönemine giriyorum aniden! Neyse bu sefer Allahtan taksi şoförü biliyordu verdiğimiz adresi de yol tarifinde ter dökmedik :)

Sabah 8 gibi kalkarak hazırlıklarımıza başladık. Kahvaltımızı yolda yapacağımız için pek bir hazırlığa da gerek yoktu, dolayısıyla çabuk hazırlanarak yola çıktık. Bana dediler ki Tekirdağ İstanbul’a 2 saat. Doğruymuş da, tam 2 saat sürdü. Ama Melen Tekirdağ’ın diğer ucundaymış. Git git yol bitmiyor!





Tekirdağ’ın girişinde bir yerde şimdi ismini unuttuğum bir yerde kahvaltı ettik (Aslında Tekirdağ’lı bir arkadaşla birlikte yola çıkacaktık ama son anda arkadaşın evine üst kattan tuvalet akınca onun durumu vahim oldu. Biz de ben, Badem, ablam, onun eşi ve çocukluk arkadaşım Emre ile birlikte yola çıktık). Bu yeri tesadüfen bulduk ve çok da beğendik. Hepimiz de normal kahvaltı tabağı istedik. Adamlar bunun yanına güveçte yumurta getirdiler. Üzeri kaşarla kaplanmış güveçte yumurta :) Yumurtalar çok katı olmasaydı daha güzel olurdu muhakkak. Bir de masamıza çıkmaya çalışan bir piliçle cebelleştim ben. Hani civcivken çok güzeldirler. Tavukken komiktirler. Ne tavuk ne civciv oldukları halde bir garip durumdadırlar ya, sevimsiz böyle, o cins bir civcivimsi piliç masaya gelmeye çalışıyor habire. Kov kov gitmiyor. En sonunda çantamı elime alıp kaçırmaya çalıştım hayvanı. Sümsük şey kaçtı sonunda :)

Kahvaltıdan sonra bitmek bilmeyen yolumuza devam ettik. Melen, Güzelköy’e vardığımızda saat 1,5’a geliyordu sanırım. Bizimle birlikte bağbozumuna katılacak 3 kişilik bir grup daha vardı. Denize karşı sandalyelerimizde otururken bizi çok bekletmeden geldiler onlar da, ve turumuz başladı.









Önce üzüm bağlarına çıktık. Müthiş deniz manzaraları dönümlerce üzüm bağları var Melen’lerin (Melen şaraplarının sahipleri). Ortaya da kocaman bir çardak yapmışlar. Oraya gider gitmez çardağa çıktık ve bizler için hazırladıkları acaip lezzetli sofraya oturduk. Sofrada neler yoktu ki… Tabaklarımıza öncelikle sıcacık su börekleri konuldu. Biz yanını taze barbunya, kırmızı biber turşusu (sanırım böyle deniyor), patlıcan salatası ile doldurduk. Sonra köfte ızgaralarımız da geldi. Tabi bu arada şaraplar da teker teker açılıyor. Tadım yapmakta olduğumuz için öncelikle beyaz şaraplardan başladık.

Melen Sek Beyaz
Narince (Beyaz)
Papazkarası (Kırmızı)
Merlot (Kırmızı)
Melencik Kalecik Karası (Kırmızı)
Shiraz (Kırmızı)
Öküzgözü Rezerve (Kırmızı)

Şaraplar harikaydı. Hani bundan önce Bozcaada Bağbozumu izlenimlerimi yazmıştım ya, onda bağbozumuna gitmemiştik aslında, sadece üretim ve satış noktalarında tadım yapmıştık. Melen’in yanında Bozcaada şaraplarının lafını bile etmem şimdi. Aslında Melen de içmiştim daha önce. Ama o havayı koklayıp, sahiplerinin üretimin her aşamasında emekleri olduğunu görmek ve o leziz yemekler eşliğinde tam kıvamında şaraplar içmek bize acaip iyi geldi :) Kesinlikle tavsiye ediyorum sizlere de.



Yemek sonrasında bağın hemen yanında bulunan manastır kalıntılarına gittik. Orada şaraplar sayesinde kafaları bir milyon yapınca dağıldık. Kalacağımız pansiyona gittik. Tesadüfe bakın ki Çınar Pansiyondu ismi :) Deniz kenarında küçük bir yer. Tekirdağ’a şarap tatmaya gittik ya, denize girebileceğimizi hiç düşünmemiştik. Hiçbirimizde yok tabi şort, mayo vb. Güzelköy, adı üzerinde köyden bozma bir şehir gibi. Öyle dükkanlar falan yok. Yün satan bir amcada komik deniz şortu bulduk neyse ki, tabi ki bayan için bir şey bulma ihtimalimiz yoktu. Biz de 3 erkek bari memnun olsun diye tanesi 4 YTL’den 3 adet şort alarak denize koştuk. Çevrede kimsecikler olmadaydı üzerimdeki şort ve atletle girecektim ama çok yakınımızda insanlar vardı. Deniz de çok temiz değil gibiydi. Badem bir daldı çıktı mesela. Azıcık ilerleseydi girme cesaretini bulabilirdim belki de :)

Deniz maceramız bitince odalara gidip hazırlandık ve denize girdiğimiz yerin az ötesindeki masalara oturup akşam yemeklerimizi ısmarladık.





Ertesi gün sabah 5’te üzüm toplanmaya başlanacaktı. Biz tabi ki 5’te kalkamayacaktık. Aramızda uykucular vardı :) Ama 6,5’ta kalkıp 7’de bağlarda olmayı başardık. Gittiğimizde daha tarlanın yarısına bile gelmemişlerdi. Zaten 5’te başlayıp 11’e kadar toplarlarmış normalde.



Neyse saat 7’de gittik. Sabah serinliği epey fazla. Üzerimizde hırkalar falan var ama donduk biz. Erkekler bağların arasına girdiğinde biz ilk etapta ablamla sarım sarım sarmaladık birbirimizi :) Biraz kendimize gelince biz de bağların arasına girdik ve kişi başı 2’şer kasa üzüm topladık. Kimse de o koca makaslarla elini kolunu koparmadı çok şükür :) Bu arada Melen’lerin kızlarının ismi Şiraz. Bizim çok hoşumuza gitti :)



Üzümlerle işimiz bittikten sonra, tabi sadece bizimki, yoksa asıl çalışanlar hala oradaydı, iğdelerle dolu toprak yoldan yürüyerek merkeze inip Melen Şarap Fabrikası’nın hemen önündeki denize karşı masalarda kahvaltımızı yaptık yöreye özgü gözlemelerle.

Şaraplarımızı da yüklenip yola çıktık.

Kalbimizin yarısı da Melen de kaldı…

Hamiş : Bu yazımı okurken dinlemeniz için Lhasa De Sela'yı uygun buldum. Bu kadının yorumuna hastayım. Özellikle güzel ve özel bir akşam yemeğinde güzel şarabınızı yudumlarken dinlemek çok hoş olur diye düşünüyorum. Aslında başka bir şarkısı vardı aklımda ama internette bunu bulabildim. Sesi ve yorumu hakkında bilgi verir size.

10 yorum:

Tabiat Ana dedi ki...

bir önceki posta yorum yazacaktım Melen nerde Melen diye.Sık boğaz etmeyim dedim:)
Şu kaçamaklarınıza bayılıyorum Çınar hanımcığım sayenizde bizde gezip görüyoruz..
sevgiler..

cinar dedi ki...

:) Aslında haklısın neresi diye sormakta. Emre de Melen deme, Hoşköy de falan diye uyarmıştı. Melen birçok yerde olan bir isim sanırım :) Bize yakın bir yerde bile var :) Ama ne bileyim şarapla falan tanındığı için anlaşılabilir gibi gelmişti. Tekirdağ diyorum başka da bir şey demiyorum :) Şaraplar, lezzetler ve o enfes manzara için mutlaka gitmelisiniz Tabiatçım :)
Benden de kocaman sevgiler.

Benim Hayatim dedi ki...

Fotoğraflar doğa harika.
Siz gezdikçe ben de yeni yerler görüyor gidileceklere ekliyorum şu an için gidemesem de :)

Badem dedi ki...

Bi daha gidelim bi daha gidelim. Bayram olsun da Emre'deki şaraplarımıza kavuşalım. Bu arada son 2 senedir kendi bağlarındaki üzümlerden şarap yapmaya başladıklarından, daha öncekilere göre daha da süperdi şaraplar.

cinar dedi ki...

@ Benim Hayatım teşekkür ederim :) Fotoları beğenmene sevindim. Şu yumurtalı olanla civcivli olan Emre'ye ait. Diğerleri bizim :) Mutlaka git bir gün sen de...

@ Gideriz canım. Doğru diyorsun, öylesi bir emekle güzel olmamasi düşünülemezdi zaten. Keşke bize de üzüm bağları kalsaydı dedelerden falan :)

Craft Woman dedi ki...

Vay be demek kendi şarapları var ilk defa duyuyorum yeri de. Sayende bilgimiz oldu canım.

7.oda dedi ki...

kıskandım walla ben de gidicem :)

cinar dedi ki...

@ Melen Şarapları büyükşehirlerde bazı marketlerde satılıyor Craft Woman. Karşına çıkarsa güzel bir şarap olduğu konusunda emin olup alabilirsin bundan sonra :)

@ :) 7. oda git kesinlikle, senden dinlemek de bir başka güzel olur eminim :)

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Ben Şiraz ismini çok sevdim bu arada.:)

Üç film seçtim önerilerin arasından, listeledim ve haftasonu ailecenek seyredilecekler arasına koydum. Yani umarım. Ne zaman film seyredelim desem, bir şey çıkıyor yahu:(

Tabiat Ana dedi ki...

canım çınarım ben melenın nerde olduğunu sormak için demeyecektim öyle.Asıl amacım neden daha yazmadın nerde kaldı melen yazısı demekti ama konuşurken oluyorda yazınca aynı efekti veremiyorsunya yanlış olmuş .
ama yinede bilgi için teşekkürler.Öptüm seni komacaaan;)