Daniel Craig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Daniel Craig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Eylül 2008 Salı

Danika, 2006 (5,8)



Sevgili 7. Oda’nın sayfasında görmüştüm bu filmi. Yazdıkları merakımı celbetmişti epey, arşivimizde de varmış, haliyle sıraya aldık bu filmi ve nihayet dün seyredebildik.

Güzel bir müzikle başlıyor film. Korku-gerilim hissi veren ve insanın içine işleyen bir müzikle. Sonra bir kadının sesini duyuyoruz, derinlerden gelen. “İyileşeceğim” diyor kendi kendine. Oradan bir araba sahnesine atlıyoruz. İlk karede gördüğümüz güzel kadın araba kullanıyor. Burada hemen aklımıza bir film geliyor : À l'intérieur. Ve işte film başlıyor.



Danika (Marisa Tomei) evlidir ve 3 çocuk annesidir. Bütün günü çocukları için endişelenerek geçer. Sürekli olarak çocuklarının başına bir şey geleceğinden korkar ve sonunda halüsinasyon görmeye başlar.



Danika bir bankada çalışmaktadır. Hesaplarının yine yanlış olduğu gerekçesiyle banka müdürünün yanına çağırılır. Hesapların acilen düzeltilmesi gereklidir ve müdür rahat çalışabilmesi için odasını Danika’ya vererek kendisi dışarı çıkar. Odada dışarısını gösteren bir de televizyon vardır, bankanın kamere sistemi bu odaya kurulmuştur çünkü. Danika işlerine başlarken dışarıda bir anda bir hareketlilik olur. Silahlı adamlar bankaya gelmiş ve insanları tehdit etmeye başlamıştır. Birkaç kişiye ateş de ederek onları öldürürler, ateş edilenlerin arasında müdür de vardır. Danika çok korkar ve korkudan kendini kaybeder adeta. Ekranda adamlardan birinin, kendisinin içinde olduğu odaya doğru geldiğini görür ve bir köşeye siner. Kapı yavaşta açılır ve bam! İçeri giren müdürden başkası değildir ve dışarıda her şey çok normaldir…



Danika çocukları için duyduğu endişe nedeniyle çok gergindir ve bu tip halüsinasyonlar hep stresine bağlanır. Bir psikiatriste giderek ilaç da kullanmaya başlar. Ama sanki her şey daha da kötüye gitmektedir. Kocası Randy (Craig Bierko) Danika için endişelense de elinden bir şey gelmez.

Bütün bunlar gösterilirken hop eski bir kareye döneriz. Bir bakarız Danika ilk karelerdeki gibi kendi kendini iyileşeceği konusunda teskin etmektedir ve bu karede çocukları küçüktür…

Film güzeldi bence de. Badem çok beğenmedi. Sebebi de sanırım korku filmi seyretmek için kendini hazırlaması ama filmi korkudan çok dram etiketli gibi görmesiydi. Evet bazı kareler aniden önünüze geldiğinden ara sıra ürküyorsunuz ama filmin sonunda ben de dram seyrettiğimi düşünmeden edemedim ve yine de beğendim filmi. Marisa Tomei güzel bir oyunculuk çıkarmış bence bu filmde de. İçinde bulunduğu o ruh halini o kadar iyi yansıtmış ki, altyazı geçmese bile kadının halinden anlayabiliyorsunuz durumunu.

Film 2006 yapımı aslında, o kadar da yeni değil. Çok yönetmenlik deneyimi olmayan da bir yönetmeni var : Ariel Vromen. Başarılı buldum ben. IMDB’de 5,8 puan almış gerçi.



Marisa Tomei’den en son Before The Devil’s Know You’re Dead’de bahsetmiştim. Gerçi o zamanlar çok açıklayıcı şeyler yazmıyormuşum :) Çok beğenerek seyrediyorum ben kendisini. Acaip şeker ve güzel bir yüzü var bence. Onu ilk kez 1994'de Robert Downey Jr.'la birlikte rol aldığı Only You'da seyretmiştik. Orada epey zayıftı gerçi. Hatırlar mısınız bilmem, ama o filmi de çok şeker bulurum ben :) Daha sonra 1995'te daha dün bahsettiğim Tim Roth ile birlikte Four Rooms'ta rol almıştı. 2000'de Keanu Reeves'in başrolde olduğu The Watcher'da da rol almış ama oradan hatırlayamadım bir anda. Aynı yıl Mel Gibson'ı bizlerle buluşturan What Woman Want'ta ve 2001'de birçok dalda Oscar'a aday gösterilen In The Bedroom'da oynamıştı.



Craig Bierko’yu Inside Man'de bahsettiğim Clive Owen'la karıştırıyorum hep :) 2001'den önce oynadığı filmlerin çoğunu bilmiyorum. İsmi tanıdık gelenleriyse seyretmedim. 2001'de Kate & Leopold'da seyretmişiz yalnız. 2005'te de Cinderella Man'de karşımıza çıkmış. 2007'de de şimdilerde hastası olduğumuz Nip / Tuck dizisinin bir bölümünde rol almış, tabi biz daha yeni seyredebildik. Bir ara o diziyi de öveceğim :)

Hamiş : Film müziklerini bulamadım. Ama bu filme uygun düşeceğini düşündüğüm bir şarkıyı ekliyorum dinlemeniz için. Çok da severim hani. Alanis Morissette'den Your Congratulations.

8 Nisan 2008 Salı

The Golden Compass


Altın Kumpas'ı da seyrettik sonunda. Aslında Uzunbacakla birlikte seyredecektik ama uymadı yine zamanlamamız. Biz de oturduk Badem'le seyrettik güzeller güzeli Nicole'ü :) Bu filmde biraz sinirdi gerçi..

Yine fantastik bir film karşımızdaki. Cinli insanlar (cinler öyle düşündüğünüz gibi değil ama, istediklerinde şekilden şekile girebilen yani bazen şeker bir tavşan, bazen kedi, bazen kelebek olabilen cinler), konuşan kutup ayıları, cadılar falan var :)

Lyra Belacqua (Dakota Blue Richards) en iyi arkadaşı olan cini Pan ile mutlu mesut bir yaşam sürmektedir. Arkadaşlarıyla girdiği bir iddia sonucu özel elbiselerden birini aramaya gittiği odada sıkışıp kalınca duymaması gereken şeyler duyar. Bulunduğu oda amcası Lord Asriel'in (Daniel Craig) diğerleriyle toplantı yapacağı odadır. Asriel gelmeden önce içkisine zehir katıldığını gören Lyra, amcası içmeden onu uyarır ve hayatını kurtatır.


Amcasının niyeti kuzeye gitmektir. Lyra da bunu çok ister ama amcası ona izin vermez. Kuzey tehlikeli bir yerdir. Üstelik Lyra'nın toplantıda duyduğu "toz" da asla karışmaması gereken işlerden biridir.



Güzeller güzeli Marisa Coulter (Nicole Kidman) koleje geldiğinde Lyra'yla tanışır ve kuzeye giderken onu da yanına almak ister. Lyra da zaten bunu istemektedir. Kolej başkanından (Christopher Lee) izin çıkınca Lyra hazırlıklara başlar. Başkan, Lyra gitmeden ona altın pusulayı verir. Bu pusula her zaman doğruyu göstermektedir ama bunu herkes okuyamaz. Lyra da eline ilk aldığında hiçir şey anlamaz pusuladan. Başkan'ın tek istediğiyse Bayan Coulter'in pusuladan haberi olmamasıdır.



Lyra, Bayan Coulter'la onun evine gittiğinde kadından hoşlanmadığını anlar. Coulter her istediğini yaptırmaya çalışan, istediği olmadığında da vahşileşen biridir. Pusulanın Lyra'da olduğunu bilmekte ve onu almaya çalışmaktadır. Lyra bunu farkedince Pan'ın da yardımıyla evden kaçar.



Çingeneler Lyra'yı bulduğunda Lyra'nın macerası da başlar. Çocukları kaçırılan Çingeneler ile çocuklarını bulmak üzere kuzeye doğru yola çıkacak ve zekası, cini ve kutup ayısı Iorek Byrnison'un da yardımıyla macerasında başarılı bir şekilde ilerleyebilecektir.



Bu film de 3'lü serisi olan filmlerden olacakmış. Zaten baya yarım kaldı hikaye. Bence güzeldi. Hayvanlar çok gerçekçi idi bir kere. Ben bile öyle bir cin isterdim yanımda. Gerçi cininizi sizden kaçırıp götürürlerse ruhunuzu da götürmüş oluyorlardı filmde. Cininize zarar verdiklerinde o acıyı siz de hissediyorsunuz falan..

Lord Asriel rolündeki Daniel Craig'i (Öykücüm burayı iyi oku) Casino Rolaye'den oldukça iyi biliyoruz :) Ben daha önce Layer Cake diye bir filmini de seyretmiş idim. Adamın farklı bir karizması var kabul etmek lazım. Ama bu filmde çok göz önünde değil. Birkaç sahneden öte görünmüyor.

Güçlü ve gururlu kutup ayısı Iorek Byrnison'ı ise Ian McKellen seslendirmiş. Yüzüklerin Efendisi serisinin o çok sevdiğimiz Gandalf'ı olarak gönüllerimizde yer etti desem hata etmem sanırım. Onun haricinde X-Men serisindeki Magneto da güçlü kişiliğiyle tanıdık kendisini. Tabi yaş itibariyle de bir sürü filmi var. Hepsini tek tek saymam mümkün değil ama burdan bakabilirsiniz.

Lyra rolündeki Dakota Blue Richards'ın ise gördüğüm kadarıyla ilk filmi. Ben çok da başarılı buldum ilk film için.

Nicole Kidman'ı anlatmama gerek var mı? :) Tanıdığım her erkek kendisinin hayranı olduğundan ben fazlasıyla filmini seyretmişimdir bu arkadaşlarla outurup :) Hakikaten de güzel bir kadın ve beyaz perdeye yakışıyor Allah için. Moulin Rouge'dan ve Robbie Williams ile birlikte söylediği Somethin' Stupid şarkısından dolayı harika bir sesinin olduğunu da biliyoruz. E kendi güzel, sesi güzel, işi güzel bu kadının şu filmlerini henüz seyretmediyseniz seyredin diyeyim bu şekilde bağlayayım o zaman :)

Moulin Rouge, The Others, Cold Mountain, The Invasion daha çoook var..