6 Nisan 2008 Pazar

La Cité des enfants perdus ve berbat haftasonu

Kötü bir haftasonuydu..

Cumartesi güneşi görünce piknik hevesimiz dile geldi. Ama ben nöbetçiydim. İşe geldim gittim. Ben gidene kadar hava bozdu. Biz yine de pikniğe gittik ama yaz bekarı gibi kısa pantolonlarla ve ince penyelerle gelen arkadaşlar titredikçe rüzgar benim de içime işledi.

Yemeğimizi yer yemez kalktık. Eve gidince There Will Be Blood seyretmeye çalıştık (!). Eşim güzel güzel seyretti. Ben soğuktan sıcak eve girmenin vermiş olduğu baygınlıkla koltuğa yığıldım kaldım. Verimsiz bir gün oldu.

Pazar sabahı filme kaldığım yerden devam etme hevesi içindeydim. Başladım ama bitiremedim. Kopuk kopuk oldu hem de biraz sıkıldım. Eşim çok beğenmiş oysa. Bana fazlaca pis, yağlı ve karanlık geldi. İlerde tekrar deneyeceğim. Sevebilirim.

Pazar öğleden sonra yine işe geldim. Yanımda çalışan iş bilmez elemanlar yüzünden azar işittim. İstifa etmeyi bir kez daha düşündüm. Yağmur yağmaya başlayınca pazarda gezme hevesim balon gibi söndü. Eve gitmek istemedim. Canım çok sıkkındı çünkü. Kuaföre gidip beyazları fazlasıyla çıkan saçlarımı yeniden kızıla boyattım.

Eve geldiğimde saat 5'ti. Hemen yemek işine girişip Öykücü'mün leziz tariflerinden ıspanaklı börek yaptım. Yufkalar 3'lü satıldığı ve bana 5'li gerektiği için iki paket almak zorunda kaldım. Artan yufkalara yazık olmasın diye marketten yarım kalıp peynir de aldım. Geçen seferki mücver maceramdan geriye kalan bir adet kabağı da rendeleyerek ikinci böreğimizi hazırladım. Önce ıspanaklısını fırına verip çayın yanında afiyetle yedik. Kabaklısı pişince onun da tadına bakarak zaten şiş olan göbeklerimizi tavana erdirdik.

Bu arada oturduk bir de film seyrettik.


Türkçe'mize "Kayıp Çocuklar Şehri" olarak çevrilmiş değişik bir filmdi. Oldukça fantastik, konu olarak yine beni çeken rüyaları alan bilimkurgulardan biri.


Ninja kaplumbağalardaki gibi konuşan bir beyinimiz var emirler yağdıran. Bir yandan da ona amca diyen klonları idare etmeye çalışan ve kendi dediklerini yaptırtan beyin. Aynı yerde klonların patron dediği Krank (Daniel Emilfork) da var. Krank'ın hiç rüya görememe gibi bir sıkıntısı var. Bunun için kurdukları atölyede diyelim, şehirden küçük çocukları kaçırtıp onların rüyalarıyla beslenmeye çalışır. Ama çocuklar Krank'tan ve Krank için çocuk toplamaya çalışan sikloplardan korktukları için hep kabus görürler. Krank'ın istediğiyse güzel düşler görmektir.



Bir gün sirkte çalışan güçlü One'ın (Ron Perlman) küçük kardeşi Denree (Joseph Lucien) de sikloplar tarafından kaçırılınca One siklopların peşine düşer. Bu macerasında sikloplardan kaçan çocuklarla karşılaşır. Bu çocuklardan Miette (Judith Vittet) büyük görünen ama çocuk ruhlu olan One'a aşık olur.



Höytt nasıl bağlayacağım ben şimdi bu yazıyı. Değişik bir filmdi işte. Fantastik filmlerden hoşlananlar seyredebilir. Marc Caro ve Jean-Pierre Jeunet'in işbirliğiyle yapılmış olduğunu da belirteyim unutmadan. Bana gelince, benim fantastik anlayışım daha farklı. Star Wars, Yüzüklerin Efendisi kendimi tanıtmak için yeterli olacaktır.

Canım sıkkın işte. Yazasım da yokmuş :(

5 yorum:

Adsız dedi ki...

eheheeh o kısa pantalonla dondum valla. sana demiştim ya kafam ağrıyor soğuktan diye; akşam baş ağrısından öldüm :( Bu arada Osman'a tavuklu sandviçi vermeyi de unuttum işe giderken.

cinar dedi ki...

hihihi :) Kızım aç be aç mı gönderdin kocanı işe? Vicdansız :)) hehe
valla benim de çok başım ağrıdı. O yüzden de kayifsizdim zaten bütün haftasonu :( Kalkoyorum başım ağrıyor, uyuyorum başım ağrıyor, uyanıyorum hala başım ağrıyor!! :(

Archi*Sugar (Esra) dedi ki...

Ben de sana haber vermeye gelmistim, baktim keyifler yok. :-(
Ise cikma canini. Hallolur insallah.

Bu haftasonu The Lost Room'u seyrettim sonunda. Kulaklarini cinlata cinlata. :-)
Bayildim bayildim bayildim. Uzun zamandir seyrettigim en yaratici fikirdi. Ikinci sezon olur insallah.
optum

Badem dedi ki...

Börekler çok güzel olmuştu. Ellerine sağlık tekrardan.
Bu arada filmi seyretmeyi bitiremedik bu arada, elektrikler gitti ya :) Akşam devam edicez ona göre.

cinar dedi ki...

@ Esracım sağol, umarım yoluna girer bir gün..

Aa ne güzel ya, demek seyredebildin. Çok sevindim beğenmene :) Ben de devamını bekliyorum valla. Bu oyun burda bitmez :) Sabahkine göre daha iyiyim bu arada. Harika çizgi filmler aklıma geldi mi keyfim de yerine geliyor işte :)

@ Afiyet olsun canımıniçi. Hakkaten bitmemişti film di mi? Karanlık korkumu içgüsüsel olarak gerilere itip unutmuşum bile baksana :) Elektrikler kesildiğinde iyki yanımdaydın yani :))