16 Nisan 2008 Çarşamba

Yine benden

Dün de film seyredemedik. Eşimle birlikte bu sefer de fotoğrafçılık kursuna yazılalım dedik :) Briç kursumuz bitti bu arada. Biteli çok oldu aslında da ben bir türlü bahsedemedim sanırım. Gerçekten zevkli bir oyun. Eşim çok da güzel oynuyor ama ben onun kadar başarılı olamadım maalesef. Acaip bir hafıza gerektiriyor çünkü. O da bende yok. Yine de ekibi tamamlamak için iyi bir 4 olabiliyorum :)


Fotoğraf kursuna ise bir arkadaşımın evinde gördüğüm *fotoğraflardan sonra heves etmiştim. Siz diyin 1 ben diyeyim 2 sene kadar önce. Benim **resim ve heykel sevgim vardı küçüklükten beri. Lisede Cemil Hocamla epey bir çalışmamız olmuştu. Tesadüf bu ya, fotoğrafçılık kursunu da o veriyormuş meğer :) Dün ilk dersimizdi. Fotoğrafın tarihçesinden başladık ilk olarak. İlk çekilen *fotoğraf, gerçek bir makineyle çekilen ilk *fotoğraf falan baya ilginç geldi bana.



(Tarihte bilinen ilk fotoğrafmış bu. Taaa 1826'dan)


("Temple Bulvarı'nın Louis Daguerre tarafından 1838'in sonlarında ya da 1839'un başlarında çekilen bu fotoğrafı, bir insana ait ilk fotoğraftır. Kalabalık bir sokağın fotoğrafı olmakla birlikte çekim süresi 10 dakikadan fazla olduğundan, trafiğin akışı fotoğrafta görünmek için fazla hızlı kalmıştır. Tek istisna, ayakkabılarını fotoğrafta görünecek kadar uzun süre cilalatan sol alt köşedeki adamdır." Bu bilgi buradan alınmıştır.)

Cemil Hocam anlattıkça ortaokul ve lisede hepimizi kafasız olarak çeken arkadaşım Kaplan'ım aklıma geldi ve kıkır kıkır güldüm sürekli :) Ya her *fotoğraf mi sadece vucüttan oluşur? Bir zaman sonra zaten makineyi ondan almış ve kendisine yasaklamıştık :) Meğer makinenin merceklerinden kaynaklanıyormuş o. Gerçi hataları en aza indirgemek için bakaçtan baktığınızda içiçe görünen iki karenin yerleştirmişler. İşte bizim arkadaş hep dıştaki kareye göre çalışıyormuş demek. Ya da makine çok eskiydi ve kare falan yoktu.. Neyse Kaplan'ımı da anmış oldum böylelikle. Bilim kadını olma yollarında şimdi..


Ama bugünden umutluyum film konusunda. Uzunbacaklar da gelecek. Gerçi Wii aldık, onu oynarız. Onu söylemeyi unutmuşum bu arada. Haber verecektim güya. Sonunda Wii aldık, geç de olsa söyleyeyim o zaman. İstanbul'dan dönüşümde kendi evimizde ilk defa oynadım ve sinir oldum. Badem her seti kazandı teniste. Bilmiyorum bakalım bugün neler olacak :)

* Sevgili Ahimsa'nın uyarısıyla daha önce resim olarak yazmış olduğum kelimeleri doğrusuyla düzelttim (uyarı için teşekkürler).

** Burda belirttiğim resim fotoğraf anlamında değil, karakalem gibi resimleri ifade etmek üzere kullanılmıştır.

5 yorum:

SERAP dedi ki...

Eşiyle aynı kurslara katılan bir koca varmı gerçekten?Çınar sıkı tut,sakın kaçırma onu:)Gerçekten imrendim.Fotoğraf çekmeyi bende severim ve eğitimini almayı isterdim.Sen kurstaki ilgi çekici ayrıntıları paylaşmaya devam et tamam mı?

Sıdıka dedi ki...

Bu ilk cekim teknigi gercekten cok ilginc. Bende bir seminerde dinlemistim. Ve evde cok korunakli bir mukavva kutuyla denersen gercekten yansimayla fotografi elde edebiliyorsun.

cinar dedi ki...

@ :) Sağolsun eşim beni yalnız bırakmaz bu konularda. Gerçi zevklerimiz de uyuştuğu için aynı kurslara gitme hevesinde oluyoruz ikimiz de :)

Tabi eklemeyi isterim ben de. Bakalım biraz ilerleyelim de, çektiğim sanatsal fotoğrafları da eklemeye çalışacağım.

@ Sıdıka bana da çok ilginç geldi ya. Tabi o zamanlar sadece görüntü elde ediliyor ama bir yerde saklanamıyor. Zaman içinde gördükleri yerden pelürün üzerine çizmeye çalışıyorlar falan derken gelişiyor makineler..

ahimsa dedi ki...

Hem mesleğim bu olduğu, hem de özel olarak ilgi duyduğum için fotoğraf konusunda şimdiye dek pekçok kurs, ders ve de uygulamalı süreçler yaşadım. Şunu söyleyebilirim ki, çok mutlu oldum senin adına. Bende ilk dersimde bu tekniği hatta bu tarzda fotoğra çeken ilk isimleri ezberlemiştim bir zamanlar. Hatta bu ilkel fotoğraf makinesini bizzat yaparak master tezini hazırlayan bir arkadaşım bile vardı. Şimdi çok çok başarılı bir yerlerde. Ben ise hala amatör ruhuyla ama büyük bir mutlulukla bu zevkimi sürdürüyorum. Benim için fotoğraf çekmek yemek içmek kadar gerekli. Bu arada iyi bir fotoğraf için elbette iyi eğitilmiş bir göz, parlak ve hızlı işleyen bir zeka, hassas bir kalp ve elbette iyi bir ekipman gerekli. Eşinle birlikte kurslara gitmene çok sevindim. Ben de bu konuda şanslılardanım. Her kursa birlikte gitmesek de uğraşılarımız hep aynı olur. :) Başarılar diliyorum Çınarcım.

cinar dedi ki...

@ A öyle mi Ahimsa? Bilmiyordum mesleğin de olduğunu. Ne güzel ya, insan sevdiği şeyi iş olarak seçtiğinde hiç yorulmuyor sanırım. Yorulsa da hemen kendine gelebiliyor, önemsemiyor çünkü. Yorgunluğunu attığında yine severek çalışabilecek olmanın verdiği rahatlıkla..
Biz de amatörce uğraşacağız işte.. Umarım başarılı oluruz hepimiz de. Teşekkür ederim Ahimsa'cığım :)