25 Ağustos 2008 Pazartesi

Tabiat ve Koza'yla güzel bir haftasonu :)

Haftasonu blog dünyasının iki kankası beni ziyarete geldiler :) Sevgili Tabiat Ana ve Sevgili Koza :)

Tabiat Ana eşi ve Dodik'iyle, Koza ise tek başına geldi. Ancak bu inatçı dörtlü bütün ısrarlarıma rağmen ta buraya kadar sırf bizim için geldikleri halde akşam bizim evimizde kalmadılar. Bizim bile bilmediğimiz ve buraya sanırım yarım saat uzaklıkta olan ıssız bir misafirhaneye giderek geceyi orada geçirdiler.

Cumartesi kahvaltıya yetişmek üzere anlaşmıştık cumadan. Bu yüzden cumartesi erken kalkıp gerekli hazırlıkları tamamladım. 11 gibi merkeze ulaştıklarında eşimle birlikte giderek onları aldık. Çok sıcak bir karşılaşmaydı. Önce eve gelip şöyle bir soyunup dökünsünler rahatlasınlar istedik. O arada kahvaltı çantamızı hazırladım ve her şey tamam olunca, artık hepinizin yakından tanıdığı klasik mekanımız Çınaraltı'na gittik ve orada Uzunbacak'la buluştuk.

Hava felaket derecede sıcaktı. Deniz kenarı olması dolayısıyla sıcağın yanında insanı ezen bir nem de vardı. Ben maalesef geçtiğimiz hafta nöbetçi olduğumdan 1 saat kadar yanlarından ayrılarak işe gittim. Tabi bu arada eşim ve Uzunbacaklarla birlikte değerli misafirlerimizi eve yolladım. Çünkü Dodik hanımın uykusu gelmişti, zaten sıcakta da oturulmuyordu.

İş çıkışı eve gidip sohbete katıldım. Minik balkonumuza çıkıp kızlarla biraz dedikodu yaptık :) Haremlik selamlık durumunu sevmesem de o arada teleizyonda maç olduğu için erkeklerin keyiflerini bozmak istemedim. Zaten biz de balkonda gayet mutlu mesut sohbet ediyorduk :)

Daha sonra hem küçük şehrimizi tanıtalım hem de esintisiz evdense püfürdeyen Taş Bina ortamını tercih ettiğimizden soğuk bir şeyler içke üzere yola koyulduk.

Küüüüüüüüt!



Badimize (siyah olan ufaklık) 5 kişi doluşmuş yolumuzda gidiyorduk ki sağdan bir araba gelip bize çarptı. Çok hızlı olmadığımızdan arabada pek bir panik havası olmadı. Kızlar daha çok benim için korktular. Araba benim tarafımdan çarpmıştı çünkü. Zaten benim kapı değişecekmiş kaskodan öğrendiğimize göre. **Şu kaza işi zormuş hakikaten. İnsanın başına daha önce gelmediği için (gelmesin de zaten) tecrübesizlikten ne yapacağını bilemiyor. Bize çarpan adam çok uyanık çıktı. Polis gelmesine rağmen şu yeni çıkan formları doldurup imzaladık ama adam öyle bilinçli yazmış ki raporunu bizim kısa ve öz anlatımımız ortada kalmış gibi oldu. Neyse sonuçları göreceğiz.

Tabi çekicinin gelip arabamızı çekmesi gerekiyordu, ben Badem'i yalnız bırakmak istemedim herhangi bir şey lazım olabilir düşüncesiyle. Ama değerli misafirlerimizle birlikte yol ortasında kalmak mantıklı olmayacaktı. Dolayısıyla anahtarı kendilerine taktim edip Uzunbacak'la birlikte evimize yolladım onları. Evde neler yaşandı bitti o kısmını ben anlatmayacağım. Bence komik şeyler olmuş ama isterlerse Tabiat Ana ya da Koza anlatabilir :)





Her şeyi halledip eve geldiğimizde akşam yemeği için bir hayli gecikmiştik. Biz hazırlayıp, kızlardan epey yardım aldım sağolsunlar, masaya oturana kadar saat 21:30 oldu. Yemekleri beğendiler gerçi ama bunda uzun süre aç kalmış olmanın etkisi de vardır diye düşünmeden edemiyorum :)



Menümüz şöyleydi:
Fırında tavuk
Fırında makarna (bunu komşunun fırınına atmak zorunda kaldığım için başında duramadım ve daha önce fotoğrafladığım üzere nar gibi kızarmadı :( )
Patlıcan salatası (ben yoğurtlu değil de, domates-salatalık-soğan-sarımsakla hazırlıyorum)
Zeytinyağlı taze fasulye
Zeytinyağlı yaprak sarma
Kırmızı biber konservesi (uydurdum bu ismi sanırım :)

ve şarap :) Tabi Uzunbacaklar da var diye içimi rahat olsun düşüncesiyle Angora açtık. Amma ve lakin yine de içiremedik kendilerine.

Yemek bir hayli geç olduğu için masadan kalkar kalkmaz gitti misafirlerimiz. Oysa benim aklımda film seyretmek, yemek üzerine tatlı olarak dondurma ikram etmek, tabu oynamak, wii oynamak gibi hoş atraksiyonlar vardı. Hiçbirini yapamadık maalesef. Ertesi gün kahvaltı için buluşmak üzere sözleşerek yolcu ettik dodikleri.





Pazar günü ben yine erkenden kalkarak kahvaltı masamızı hazırladım. Aslında plan Çınaraltına gitmekti ama arabamız serviste olduğundan koca sepetleri taşımaktansa evde yemek daha iyi olacaktı. Ben bir heves hazırladım işte böyle masayı. Saat biraz ilerleyince artık uyanmışlardır düşüncesiyle aradığımda kahvaltı masasında olduklarını öğrendim. Kızlar kızlaaaaar! Burada çok kızamadım size, sırası gelmişken kızayım :) İnsan o kadar uğraşma hatırına gene de gelirdi ve ikinci kahvaltıyı ederdi be. Dayaklıksınız efenim, söyleyeyim buradan :)

Sonra kalhvaltı masasını aynen kaldırıp Badem'le kendime tabaklara kahvaltı hazırlayıp bir çırpıda löpürdettik. Daha sonra değerli misafirlerimiz kahve içmeye geldiler bize. Kedi bey de ne fallar bakarmış meğer :)

Kahve sonrasında da evlerine yolcu ettik misafirlerimizi.

Çok telaşlı, heyecanlı ve güzel ama bir o kadar da kısa sürdü bu maceramız. İşte bu iki koca yürekli insan da blog dünyasının bana kazandırdığı değerlerdendi.

** Arabanıza sonradan yaptırdığınız şeyleri kaskoya belirterek onları da kaskoya dahil ettirmeniz gerekiyormuş. Düzenlenen raporun aslını almaya gayret edin (özellikle de kaskonuz yoksa). Raporu yazmadan önce karşı tarafın ne yazdığını okumayı ihmal etmeyin ve mümkün olduğunca resmi bir dille yazın. Kaza olduktan sonra size yardımcı olmaları, en azından akıl vermeleri için tanıdıklarınızı çağırın (panik halinde her şeyi düşünemeyebiliyorsunuz).

8 yorum:

Abi dedi ki...

geçmişler olsun efenim..
ucuz atlatılmış ve neşeyi bozmamış..
şükür..

cinar dedi ki...

Çok teşekkürler Abi. Evet çok şükür ucuz atlattık valla.

Tabiat Ana dedi ki...

çınarım,
aslında kızmak konusunda çok haklısın ama çocuk olunca çoğu seyi ona göre ayarlamak zorunda kalıyorsun sabah kahvaltısıda o nedenle erkene alınmış bir durumdu bide kaldığımız yerle ilgili olarak sizi 3 koca insan vede bir ufaklık olarak rahatsız etmek istemedik sadece yoksa sizin(senin ve bademin )samimiyetinden elbetteki kuşkumuz yok.Olsaydı yollara düşüp sizlerle tanışmaya iki çift laf etmeye güzel yüzlerinizi görmeye gelmezdik.Sizi çok sevdik biz :)
AYrıca çok yakın ve tanıdık bulduk.Bazı şeyler tam istediğimiz gibi olmasada(kaza ve erken ayrılmak) bence herşey harikaydı.Sizler(Sen badem uzunbacak eşi annen ve babanla) tanışmak bizim için çok keyifli ve mutluluk verici oldu.Blog dünyasına bana seni ve tüm çevreni tanıma fıırsatı verdiği için çok mutluyum ve minnetarım doğrusu.
Ayrıca yemekler gerçekten harikaydı.(açlıkla alakası yok) her biri sevgiyle ve özenle hazırlandı bizim için daha ne olsun :)
herşey gerçekten çok güzeldi.
Senin için çok endişelendiğimiz doğru ama bir o kadarda kaza için üzüldük hatta keşke hiç çıkmasaydık yola sohbete devam etseydik evde gibi yorumlar bile yaptık kendimizce.Allah şükür ki sende bişey yok...
blog dünyasında başlayıp gerçek hayatta devam edecek arkadaşlığımız bir ömür boyu sürsün umarım:))
öptüm öptüm sevdim seni çok çoooook :))

cinar dedi ki...

İkinci kahvaltı diyorum alooo :) Neyse oldu bitti.
Hem araba konusunda da kendinizi boş yere üzmeyin. Siz olsanız da olmasanız da çıkacaktık dışarı. Ev çok sıcaktı hatırlarsan. Mutlaka serinlememiz lazımdı. Olacağı varmış, olsun, canımız sağolsun canımcım. Bizler daha önemliyiz. Araba yapılır olur biter yani.
Biz de sizi tanıdığımıza çok sevindik. Ama tadı damağımızda kaldı yani. Gene gelin, bu sefer herkese yedirteceğim fasulye :))

Tabiat Ana dedi ki...

yemeyenler bin pişman yiyende neden daha çok yemedim diye pişman:))

KOZA dedi ki...

ben sandal sefası da istiyorum :P

cinar dedi ki...

Kozacım o aklıma geldi de Dodik'le binemeyiz diye düşünerek ses etmedim. Söylesek canı isterdi, ama tehlikeli olabilirdi gibi geldi. Bir dahakine artık :)

7.oda dedi ki...

çok geçmiş olsunn !