20 Ağustos 2008 Çarşamba

Bozcaada maceramız :)

Yazamadım yine epeydir :( Başlıca sebebi küçük kaçamağımızdı, sonrasındaki iş yoğunluğum, dolayısıyla yorgunluğum, sürekli uyuklama isteğim ve sonrasında büyük heyecanım. Hepsinden tek tek bahsedeceğim.

Kaçamak dediğim Bozcaada’yaydı. İlk kez gittik. Asıl plan ablamlarla birlikte gidebilmekti. Maalesef olmadı. Yine de tek başımıza değildik. Daha önce bahsettiğim alt kat komşularımız (hani şu müzik öğretmeni olan ve aşağıdan gelen piyano ve yan flüt sesleriyle bizi mest eden) ve çocukluk arkadaşım Emre ile birlikte yaptık yolculuğumuzu.







Bozcaada küçücük bir yer aslında. 1 günde her yerini öğrendik öyle söyleyeyim :) İskeleden indiğinizde deniz kenarındaki minik minik yapılar ve güzel Bozcaada Kalesi karşılıyor sizi. Bu minik yapıların çoğu lokanta. Hangisinde yemek yesek diye dolanırken ağzınızın suyu akıyor. Ama siz de bizim gibi yanılgıya düşmeyin. Her kapı ayrı bir lokantaya ait. Masalar yan yana olduğu için diğer lokantaya ait sanıp oradan rezervasyon yaptırabiliyorsunuz :) Bu arada bizim gidişimiz bağ bozumuna rastladığından mıdır bilmem, çok kalabalıktı. Yemek için rezervasyon yaptırmamız gerekiyordu.



İlk gün öncelikle dönüş için feribot rezervasyonumuzu yaptırdık (giderseniz siz de ihmal etmeyin). Daha sonra merkeze 1 km olan Irmak Bağ Evi’ne giderek odalarımıza yerleştik. Kaldığımız yerden çok memnun kaldık. Gitmeden önce yine araştırma yapmış yine de merkezde mi yoksa bağ evinde mi kalalım ikilemine düşmüştük. Tesadüf bulduğumuz Irmak Bağ Evi ise tam gönlümüze göre oldu. Arabayla gittik gerçi ama ada çok kalabalık olduğu için merkeze inerken araba kullanmak eziyet olacaktı, park yeri ve dar sokaklar açısından. Yemek ve diğer ihtiyaçlar için yürüyerek gidebildik ki en güzeli bu oldu. Yalnız geç saatte dönecekseniz taksiyi tercih edin. Zira yol boyu bağlı mı bağsız mı olduğunu bilmediğiniz, karanlıkta parlak gözlerle size bakıp havlayan köpeklerle karşılaşıp tırsmamanız elde değil :)





Kaldığımız yer üzüm bağlarının arasında kalan, 5 odalı, sevimli bir pansiyondu. Oda kahvaltı kişi başı 50 YTL idi. Kahvaltısında ev sahibesinin kendi elleriyle yaptığı domates reçelinden (ilk kez yedim, biraz değişik bir tadı var ama güzel), olmamış ve olmuş incir reçelleri (olmamışına bayılıyorum ben, Safranbolu’da da Raşitler Bağ Evi’nin sahibesi çok güzel yapıyor), karadut reçeli (harikaydı) ve diğer kahvaltılıklarla bir güzel karnınızı doyuruyorsunuz. Akşam yemeğini de bedelini ödeyerek yiyebiliyorsunuz aynı yerde ama biz hep dışarısını tercih ettik.



Bozcaada’da denize koylardan giriliyor. Arabayla gittiğimizden bizim için çok rahat oldu. En çok Akvaryum Koyu’nu beğendik. Çok güzel bir denizi var. Acaip berrak tabi bir o kadar da soğuk. Gerçi mevsim itibariyle en sıcak olduğu zamanlardan birinde gitmişiz biz, ona rağmen özellikle Geyikli İskelesi’nde girdiğimiz deniz ayaklarımı soğuktan acıttı resmen. Adada biraz daha iyiydi su, sıcaklık bakımından. En ılık su da (tabi yine de çok soğuk) Akvaryum Koyu’ndaydı. Akvaryum küçük bir koy olduğu için tesis falan yok. Orayı tercih etmemizin nedenlerinden biri de buydu. Tesis olmadığı için çok rağbet yok ve diğer koylar kadar (plajlı olanlar) kalabalık değil. Şemsiyeniz falan yoksa zorlayabilir sizi biraz.



Ayazma Koyu’ndaki Ayazma Plajı ise çok kalabalıktı. Uzun ince bir yol var. Bu yolun bir taraf cam gibi deniz. Yolda bir arabalık geçiş yeri var çünkü bir uçtan bir uca park eden arabalarla dolu! Yolun diğer kenarı ise silme lokanta :) Ama hem deniz hem lokantalar tıka basa dolu. İşte biz bu lokantalardan Vahit’in Yeri’ni tercih ettik ilk gün. En çok onun ismi geçiyor her yerde. Ama hata etmişiz. Çiğ börek’i enfesti o ayrı. Ama hizmet çok kötüydü, tamam kalabalık ama bir patates kızartması da 5 kere istenmez yani. Üstelik beklediğimize de değmedi. Çok kötüydü.

Ayazma’da denize doyduktan sonra kaldığımız pansiyona geri döndük ve gitmeden rezervasyon yaptırdığımız Kasaba Lokantası’na gittik. Burasını da ablam önermişti. Mekan olarak gerçekten çok güzeldi. Çimlerin üzerine masalar atılmış, şık bir mekan. Ben bu şık mekanda terlikleri falan atarak çıplak ayak bastım çimlere :) En çok hoşuma giden de masanın altına ayak uzatmak için ilave ettikleri raf oldu :) Benim ayaklar bir orada bir çimde. Harikaydı. Ama orada da hizmet çok kötüydü. Bize bakan garson inanılmaz suratsızdı, yemeklerimiz çok geç gelmedi ama tatlarına bayılmadık doğrusu.



Ertesi gün Akvaryyum’dan başladık yine deniz maceramıza. Daha sonra meşhur Mitos Plajı’na gittik. Mitos Plajı, Ayazma’nın biraz daha ilerisindeki Habbele Koyu’nda. Mitos’un denizi Ayazma’dan çok daha güzeldi amma ve lakin orası da çok kalabalıktı. Gitmeden önce bizi uyarmışları çok pahalı diye. O yüzden sadece denize girip yemek için Ayazma’ya geri döndük :) Bu sefer Koreli’yi tercih ettik, doğru karar vermişiz. Hem daha sıcak bir ortamı hem daha güleryüzlü garsonları vardı. Çiğ börek diğeri kadar olmasa da çok güzeldi. Mantısı güzel değilmiş, yemeyin. 5 kişi olunca birçok yemeği tattık, çok iyi oldu bizim gibi şiş göbüşler için :)









Sonra tekrar Akvaryum ve deniz maceramızın bitiminde Polente. Polente rüzgar türbini mekanı. 2000 yılında kurulmuş rüzgar enerjisi santralı. Aslinda feneri de görmek lazımdı ama saatine denk gelemedigimiz için gezemedik. Ühü :(



Aksam için de Sahil Lokantas’ndan yer ayirtmistik. Tam bir fiyaskoydu Sahil :) Bir kere özellikle deniz kenarindaki masalar diye rica etmemize ragmen ortada bir masa ayirmislar bize. Tabi ben onu yer miyim, olmaz dedim ve durumumuzu izah ettim. Bu sefer deniz kenarinda bir masaya yerlestirdiler bizi. Ama biz 5 kisiydik ve o masa 4 kisilikti. 5. kisi kenarlardan birine oturmaliydi, bu sekilde de sigiliyordu ama o zaman da tabak canak mevzusu çok sıkısık olacaktı. Garsondan masayi digeriyle degistirmesini rica ettigimizde bize verdigi cevap omurluktu : Simdi onunla ugrasamam. Bana kalsa kalkar giderdim ama tek basima degildim her sedyen once. Diger lokantalarda istedigimiz gibi bir yer bulmak da bizi epey zorlayacakti. Yemeklerimizi siparis edip bekledik mecburen. Lezzet olarak asagi yukari hicbir yedigimizi begenmedik desem yeridir. Kisacasi orayi tercih etmeyin. Arkadaslarin eski tecrubelerine gore Yosun’u da tercih etmeyebilrisiniz :) Bu arada deniz kenarindaki lokantalarin her birinin plaj cevresinde de yerleri var. Ogle yemegi icin gittimiz Koreli burada da vardi mesela. Daha once fark etseydik oraya gidebilirdik.

Yemeklerle ilgili olan bölüm bu kadar.

Saraplarla ilgili bölüm bir sonraki yazimda :)

Hamiş 1 : Fotoğrafları akşam yükleyebileceğim.

Hamiş 2 : Fon müziği olarak bu yolculuğumuz boyunca en çok dinlediğimiz Pinhani'yi seçtim.

15 yorum:

Öykücü dedi ki...

Harika bir kaçamak olmuş:)) Bağların arasındaki evi ve kahvaltıyı hissettim okurken.

Yemek yediğiniz hemen hiç bir yeri beğenmememniz ve turistik bir yerde bu denli kötü hizmet ise üzücü tabi.

Öptümm.

cinar dedi ki...

Fotoğraflarla daha da anlamlı olacağına inanıyorum Öykücüm :)

Yemeklerden ziyade tavırlardı bizi rahatsız eden. Adanın genel bir aman sen kimsin bana ne tavrı vardı sanki. Ada derken tabi satış yapan yerlesi kastediyorum, lokantalar, kafeler, şarapçılar gibi.

Öptüm ben de :)

Tabiat Ana dedi ki...

resimleri gördüm ben :) evet evet gördüm:)))
ama öyle güzel anlatmışsınki zaten fotoğraflar olmadanda hissediliyor o güzellikler.

ahimsa dedi ki...

Çınarcım hoşgeldiniz, bana nerelerdesin derken sen kaçmışsın ya, hakikaten kaçamak olmuş. :) Ben de Bozcaada'yı araştırdım bu yaz epey ama yine gidemeyeceğim gibi görünüyor, gerçi senin yazdıklarından sonra hevasimde kaçar gibi oldu. Gerçi fotoları görünce belki fikrim değişebilir...

Sıdıka dedi ki...

Evet evet anladim ben siz leylegi havada gorenlerdesiniz ama onlar donuyor Cinarcim :)

Saka bir yana super tatil olmus gene. Vucudu kis soguklarina hazirlamak icin harika. Bende senin yazini okuduktan sonra kizlara mesaj attim Bozcaadaya gidelim ne olur diye. Hic aklimiza gelmiyor oysaki. En azindan seneye neler yapacagimi biliyorum.

Mesela bugun rastirma yaparken soyle bisey buldum ve bayildiiiiiiimmmm.

http://www.arnika.com.tr/turlar.asp?tur=haftalik_kamp

Hemen aradim ama hic yer kalmamis. kismet seneye dedik :)

Tekrar hosgeldin.

Badem dedi ki...

Yemek olarak, öğle yemeğini yediğimiz Şükrü'nün yerindeki ev yemekleri güzeldi bence.

Vladimir dedi ki...

Bozcaada'yı çok merak ediyorum. Bu kadar ballandıra ballandıra anlatılınca gitmek farz oldu. Fotoğrafları dört gözle bekliyorum. Haftaya ben de 1 hafta izne çıkacağım, sevinçliyim bu sebepten. :))

cinar dedi ki...

@ Tabiatım teşekkür ederim. Öyle olsa da gidin mutlaka :)

@ Ahimsa kötü biz izlenim vermeyeyim. Bir iki kendini bilmez yüzünden öyle güzel bir yerden mahrum etme bence kendini. Çok şeker bir yer. Deniz süper bir kere :)

@ Sorma Sıdıka'cım, gördük vallahi. Hem de bir sürü gördük, gerçekten de :) Buradan yol biraz uzun sürdü. Gidiş fena değildi, gece 2 de yola ciktigimiz icin tenhada gidebildik ve 7 saat falan sürdü. Ama dönüş tam bir felaketti. Dönüş için pazar gününe kaldığımız için feci bir trafik vardı ki hiç tavsiye etmem yani :) Mümkünse cumartesi dönün.

@ Güzel yerleri de hep unutuyrum yahu :)

@ Oo Vladimir, sende de bol yazılı bir dönüş olacak desene. Her gördüğünden bir hikaye çıkartabiliyorsun. Ben şimdiden meraklandım tatil anıların için :)

7.oda dedi ki...

benim de gidesim geldi şimdi bozcada ya ama..
ama ŞİMDİ ONUNLA UĞRAŞAMAM
hahahahahhahah:)))

uzun bacak dedi ki...

Canımcım buradaki fotolar da çok güzel. Uçuşan saçların özellikle :)

Birlikte olamadı ama... Fotolarla gitmiş kadar oldum :)

mucuk.

Vladimir dedi ki...

Fotoğraflar harika çıkmış, kesinlikle görmek istediğim bir yer artık.

cinar dedi ki...

@ 7. Oda bence uğraşmalısın :) Aslında eminim yapacak daha önemli işlerin de vardır :)) (Hikayenin devamı da var! :) )

@ Uzunum Bacağım evet maalesef birlikte gidemedik bir geziye daha :( Bundan sonrakilerde buluşabiliriz umarım.

@ Vladimir, fotoğrafların heveslendirici olmasına sevindim :) Umarım gittiğinde de beğenirsin.

Abi dedi ki...

ben şarapları ile ilgili anlatacaklarını merakla bekliorum.. çünkü o konuda benim de bi diyeceğim var.. (hemen her konuda olduğu gibi..::) )

[ fiкяiмiи iиcє güℓü ] dedi ki...

Rüzgarda uçuşan saçlar, deniz, gök, mavi... Nefis bir kaçamak ve serin bir yazı.

Deniz mevsimini bu gün itibarıyla kapatmış biri olarak kıskandımmm.:))

cinar dedi ki...

@ Abi şaraplarla ilgili yazıyı yazdım, yorumlarını bekliyorum o zaman.

@ Fikrimin İnce Gülü, biz ancak buradan çıkarsak deniz sezonunu açmış oluyoruz. Geri döndüğümzde aynen kapatıyoruz. Deniz kenarında yaşamamıza rağmen burada denize giremiyoruz maalesef :( Kıskanmana gerek yok o yüzden :)