1 Ağustos 2008 Cuma

Ben X, 2007 (7,7)



Ben (Greg Timmermans) otistiktir. Okula gitmek dışında bütün gününü bilgisayarda oyun oynayarak geçirir. Bu oyundaki her karakter kendi bilgisayarlarından oyuna katılarak oyuna yön vermektedirler.



Ben, oyundaki adıyla Ben X, iyi bir dövüşçüdür. Oyundaki şifacısı Scarlite (Laura Verlinde) ile çok iyi anlaşmaktadırlar. Ancak gerçek hayatta hiç tanışmamışlardır. Scarlite bir gün Ben'e mesaj atar ve onun yaşadığı şehre gelerek kendisiyle tanışacağını söyler.

Bu arada Ben diğerlerinden farklı olduğu için sınıf arkadaşları onu bir türlü rahat bırakmaz. Ben çok rahatsız olsa da kimseye cevap veremez, kimseyle kavga edemez. O, bilgisayardaki oyunda kendine yarattığı farklı bir dünyada yaşamaktadır. Gerzek arkadaşları onunla alay ettiğinde elindeki kılıçla onları kestiğini falan hayal eder. Gerçekteyse başını öne eğip susmaktadır.



Bir gün okul çıkışı iki sınıf arkadaşı Bogaert (Titus De Voogdt) ve Desmedt (Maarten Claeyssens), Ben'in yolunu keserek onu döverler. Cep telefonunu alıp mesajlarına bakarlar. Bu arada Scarlite'ten da haberleri olur. Üstelik kızın hangi trenle şehre geleceğini de öğrenirler. Ben, Bogaert ve Desmedt'in kendisinden önce Scarlite'ı bulacağını düşünerek korkmaya başlar.

Haşarı çocuklar gitmeden önce Ben'in ağzından aşağı bir mutluluk hapı yuvarlamayı da ihmal etmezler. İlaç etkisini gösterdiğinde Ben eskisine göre çok rahattır, konuşmaya başlamıştır. Çocukluğundan beri yanında ona destek olan annesi (Marijke Pinoy) geldiğinde Ben'i bu şekilde görünce şaşırır ve ağlamaya başlar.



Ancak eve gittiklerinde ilacın etkisi de yavaşça kaybolu ve Ben eski sessiz yaşamına geri döner. Oysa Ben için her şey çok farklıdır. Yanında sevdiği Scarlite ile her şey ona çok daha güzel gelmektedir.

Kısaca film otistik birinin nasıl zor bir hayat yaşadığını konu almış. Aslında yaşamının nasıl zorlaştırıldığı da diyebiliriz buna. Ben'e yapılan haksızlıklar karşısında onun bir şey yapamaması ve bizlerin bu duruma seyirci kalması inanılmaz derecede rahatsız ediciydi. Bu açıdan yönetmen Nic Balthazar'ın da Ben rolündeki Greg Timmermans'ın da başarısını gözardı etmek mümkün değil. Film bittiğinde epey sinir oluyorsunuz, sonda hoş bir süpriz var gerçi. Yine de yaşamın zorluklarını silip atmıyor bu süpriz.

Filmin senaryosunu da yönetmen Nic Balthazar yazmış ve bu ilk filmi. IMDB'de 7,7 puan almış zaten, ilk film için çok başarılı bence. İlginçtir Greg Timmermans'ın da ilk filmi. Çok iyi bir oyunculuk çıkarmış o da. Yani film amacına ulaşmış gerçekten de.

Hamiş : Güzel şeyler yazdım filmle ilgili ama filmi çok sevmedim aslında. Rahatsız olmamın bunda büyük payı var tabi ki. Bir de aralarda Ben kendi dünyasında olduğu için oyunlarda çıkan kontrol panelinin çıkması falan beni biraz rahatsız etti. Sonuç olarak başarılı buldum ama hoşlanmadım.

4 yorum:

Badem dedi ki...

Film bence çok başarılıydı. Aralarda bilgisayar menülerinin çıkması da filme değişik bir tat veriyordu. Umarım bir gün herkes dünyanın farklılıklarla güzel olduğunu anlar, herkesi normale (!) dönüştürmeye çalışmaktan vazgeçer.

cinar dedi ki...

Filmin başarılı olduğunu zaten yazmıştım. Dahası, farklılıklarla güzel olduğunun farkındayım. Filmi sevmememin başlıca sebebi farklı olana yaklaşım biçimiydi. Bu yorumun sanki benimkilere tezat bir şey söylüyormuşsun gibi olmuş. Pek şaşırtıcı değil aslında muhalefet bey :)

Badem dedi ki...

Ben sadece görüşümü söyledim. Senin yorumuna tezat bir şey söylemedim. Senin yorumun da benzer yönde zaten. Söylediklerim sana karşı olan bir şey değildi alıngan hanım :)

7.oda dedi ki...

25 mayısta izlemişim ve tek cümle günlüğüme bir cümleyle hislerimi yazmışım: 25 Mayıs