9 Mayıs 2008 Cuma

Kelime Oyunları : Hata-Affetmek, İnsan-İnsanlık, Sır, Umut

Hikayenin başı için buraya tıklayabilirsiniz.

Odada 10-15 kişi vardı. Hepsinin de üstü başı kir içinde, kiminin gözlerinde ürkek kimininkinde hırçın bakışlarla Simon ve Dan'in etrafını sardılar bir anda. Ama bir adım daha atmaya cesaret edemediler.

Kimse konuşamadı önce. Ne o insanlar ne de Simon ve Dan. Birbirlerine soran bakışlarla cevap verdiler dakikalarca. Sonra kapıda duran küçük kız annesinin arkasından sıyrıldı yavaşça. Yamalarının birinden incecik kan sızıyordu. Simon bunu görünce gömleğinin bir kolunu çekip yırttı. Sesten irkildiler önce ve hafifçe gerilediler. Simon'un niyeti küçük kızın yarasını sarmaktı oysa. Ama herkes tedirgindi ve yanlış bir hareketi hepsini üstüne çekebilirdi. Dan ellerini havaya kaldırıp yavaşça indirdi. Kötü bir niyetleri olmadığını anlatmaya ve onları sakinleştirmeye çalışıyordu. Başardı da. Simon kıza doğru yaklaşıp yavaşça kolunu sarmaya başladıkça bakışlarındaki ürkeklik de yavaşça kaybolmaya başladı.

Dan ve Simon rahat bir nefes aldılar. Daha önce yaptıklarının bir hata olduğunu anlatmak ve kendilerini affettirip insanların güvenini kazanmak zorundaydılar. Önce Dan başladı söze. Aldatıldıklarını, burdaki insanların geldikleri yerdeki insanları öldürmek istediği konusunda uyarıldıklarını ve onları etkisiz hale getirmek için görevlendirildiklerini anlatmaya çalıştılar.

Odadakiler şaşkındı. İki adama yabancı gözlerle baktılar. Sanki farklı bir dilde konuşuyorlardı.

Dan etrafında döndü. Herkesin dikkatini çekmek istedi bu sefer. Onları bu odadan çıkarmalıydı bir an önce. Kapıya doğru ilerleyip ellerini havaya kaldırdı ve tekrar konuşmaya başladı, bu sefer daha sakin ve tane tane.

Bu insanlar yıllardır yeraltında yaşıyorlardı. Yukarıda o bildikleri dünyanın kalmadığına inandırılmış ve yeraltında durmaya zorlanmışlardı. Yıllardır ne güneş yüzü görüyorlardı ne yeşillik. Dan önce yukardaki dünyadan bahsetti. Her şey eskisi gibiydi aslında. Tek fark eski kalabalığın olmamasıydı. Güneş eskisi gibi sımsıcak parlıyor, sular eskisi gibi şarıl şarıl akıyordu şelalelerden. Ona inanmadılar başta. Bu sefer Simon da söze karıştı. Dan'i doğrulayıcı gerçeklerden bahsetti o da. Söyledikleri o kadar gerçek dışı geldi ki odadakilere, sanki kötü bir rüyaydı bu. Yıllardır nasıl bir sır gibi saklanmıştı onlardan? Bu iki yabancı adam gerçekten de o bildikleri dünyadan mı gelmişlerdi?

Jen öne atıldı bu sefer. Dan ve Simon'a sorması gereken şeyler vardı. Ama Dan susturdu kadını. Zamanları çok yoktu. Serumun etkisi geçtiğinde dönmek zorunda kalacaklardı. O zamana kadar bütün bu insanlara çıkış yolunu göstermeleri gerekiyordu. Jen inanmak ve inanmamak arasında kaldı. Odadakiler ona bakıyorlardı. Edeceği tek bir kelimeyle hareket etmek üzere bekliyorlardı.

Jen'in ve bütün o insanların kaybedeceği bir şey yoktu aslında. O yüzden güvenmeyi seçtiler ve umutla takip ettiler Dan ve Simon'u..

5 yorum:

fikriminincegülü dedi ki...

Hepsi bir arada kullanılarak, değişik ve hoş bir anlatım çıkmış ortaya. Kalemine sağlık canım.

KOZA dedi ki...

devami gelecek ama degil mi?Ama cok bekletme , 4 hafta bence oldukca uzun bir sure ,bisey daha bekledigimize de degmis hani :)

Akil oyunlarina saglik diyeyim ben de

cinar dedi ki...

@ Fikrimin İnce Gülü, çok teşekkür ederim. Beğenmene sevindim :)

@ Kozacım yeni kelimeler geldikçe benim hikayem de devam edecek umarım. Tabi iş yoğunluğumla da alakalı bir şey bu :) Çok teşekkür ederim.

Yaşamın Kıyısında dedi ki...

Bu sefer bitecek diye bekledim yine bitmedi.Neyse bekleriz.
Güzel anlatım, ellerine sağlık
Sevgiler...

cinar dedi ki...

Sevgili Yaşamın Kıyısında,
yorumun için teşekkür ediyorum. Kafam rüyalarımla karmankarışık. Önüme çıkan her kelimeyle bir yerden bağlama yapabilirim, bir de hepsini hatırlayabilsem :)