12 Ağustos 2007 Pazar

Peloş'umun feryatları

Haftasonu Peloş'um burdaydı. Peloş diyince mazisini de anlatmak gerekir tabi..

Yıl 1997. Üniversiteyi daha yeni kazanmış ve İstanbul'un TV'lerde sürekli polislerle birlikte gösterdiği Beyazıt'ın ortasına düşmüşüm.. Benim gibi 170 kişi daha var kayıt sırasında. Bunlardan biri de Peloş. Amma ve lakin ilk zamanlar birbirimizden haberimiz yok. Günler ilerledikçe onun arkadaşı benim arkadaşımı tanıdıkça bizim de tanışmamız sağlanmış ve kardeş olmuşuz..

5 senelik (4 sene okul, bir sene iş hayatı) İstanbul maceramın % 80 inde yanımda olmuş Peloş'um. Haftanın 3 bazen 4 günü bizde kalıp vakit geçirmişiz. Ben o zamanlar da tavukmuşum :) Ben uyuyakalırken Peloş da TV'mizle başbaşa kalırmış. Ama şikayet edemez, bu sayede cnbc-e dizilerimle tanışmış kendisi ve hayatının vazgeçilmezi olmuş.

Onunla ilgili anlatacak çok şey var, maceralarımız, hayal kırıklıklarımız, ayrılıklarımız, mutluluklarımız.. Ama her şey bir anda anlatılamıyor. Üstelik ben maziden bahsetmekten çok hoşlanmıyorum. Çünkü o güzel günleri arkamda bıraktığım ve hatta yaşlanmaya başladığım aklıma geliyor ve üzülüyorum.

Bunları yazınca şimdiki günlerim kötüymüş gibi anlaşılmasın. Şimdi de mutluyum. Yanımda başka başka insanlar var, başka bir hayat telaşı içindeyim ve daha farklı bir hayat yaşıyorum, farklı sorumluluklarım var. Bugünün güzelliği ayrı dününkü ayrı. Bugün dünden ya da dün bugunden daha güzeldi diyemem. Böyle bir şeye gerek duymam çünkü. İkisinin yeri de çooooooook farklı..

Üniversite sonrasında Peloş'la bağlarımızı koparmadık. Birbirimizi eskisi kadar (her gün! :) yüzyüze göremesek de icat edene hayran olduğum cep telefonu ve internet sayesinde sık sık görüşebiliyoruz. Hala birbirimizin maceralarından haberdarız ama ne ben onun evine gidebilmişim bir daha, ne de o benimkine gelebilmiş.

Yıl 2007. Aradan 10 sene geçmiş.. Peloş artık ısrarlarıma dayanamayıp, kurslarının tatil dönemini de fısrat bilerek evimize konuk olmuş sonunda :)
(resim http://www.kdzeregli.bel.tr/ sitesinden alınmıştır)

İstanbulda bile yaşamadığı bir sıcak hava dalgasında kalarak "Allahım beni pişir" feryatlarıyla beni güldürmüş de güldürmüş :) Eskilerden de bahsedilmiş hafiften. Velhasıl güzel bir haftasonu geçirilmiş.

İyi gelmişsin Peloş'cum. Umarım rahat ettirebilmişizdir seni evimizde ve şehrimizde ve umarım bir 10 sene daha geçmez aradan :)

Hiç yorum yok: