yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yabancı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Haziran 2009 Cuma

True Blood



Yeni bir diziye başladık. Seyretmeye başladıktan birkaç dakika sonra başroldeki kız kim diye sordu Badem. I ıh tanıyamadım. Meğer bizim Rogue’muş :) (X-Men serisi)Çok değişik geldi bana ya. Dizi de böyle hem değişik hem basit geldi ama oturup seyrediyoruz yine de :) Hani mutlaka seyredin diyeceğim türden değil ama vakit geçirmek için güzel.



Başrollerdeki güzel kızımız Sookie (Anna Paquin) bir barda garson olarak çalışmaktadır. İnsanların düşüncelerini duyma gibi bir kabileyi vardır. Ama bunu yakın arkadaşları dışında kimse bilmez.



Sookie’nin abisi Jason (Ryan Kwanten) aklı fikri kadın kızda olan biridir. Bu yüzden başı da sıklıkla derde girer.



Sookie’nin patronu Sam (Sam Trammel) Sookie’den hoşlanmaktadır ama bunu ona bir türlü söyleyemez. Sookie’ye düşüncelerini okuyabileceğini söyler sürekli ama Sookie bu yeteneğini tanıdıklarının üzerinde kullanmamaya çalışmaktadır.



Sookie’nin yakın arkadaşı Tara (Rutina Wesley) da küçüklüğünden beri Jason’a ilgi duymaktadır ama bu başkalarıyla olması için onu engellemez.



Bir gün bara Vampir Billy (Stephen Moyer) gelir. Bütün gözler ona çevrilir. Sookie de şaşkındır ama bunun sebebi bir vampirin bara gelmesi değil hayatında ilk defa birinin düşüncelerinin sesini duyamamasıdır. Sookie Billy’yle ilgilenmeye başlar. Onun yanında sessiz, sakin ve huzurludur ama etrafındakiler hep onun yanıldığını düşünür. Ne de olsa Billy vampirdir. Üstelik kasabalarında katili meçhul cinayetler de işlenmeye başlamıştır.

Her bölümde ayrı bir olay var ama hep birbiriyle bağlantılı tabi. Yine de ortadan başlarsanız yukarıda yazdıklarım konuyu yakalamanız için yeterli olacaktır diye düşünüyorum.

3 Ocak 2008 Perşembe

Hoşgeldin 2008! :)

Mutlu yıllaaaaaaaar!

Evet yine geciktim sevgili okur (sayın okur cümlesini çok beğeniyorum ama Öykücüden çalamadım olduğu şekliyle, bununla idare edeceğiz artık :)

Geciktim yazı yazmakta. Yeni yıla gireli 3 gün oldu bugün. Ama iyi dileklerde gecikmiş sayılmam yine de. Zaten dilek "iyi" olduğu zaman her dakika, her an kabul edilebilir bence :)

Bu yazı da çok uzun olmayacak bu arada. Kendime hatırlatma bir nevi. Sizlere de yeni yazılarımla ilgili ufak bir bilgilendirme yazısı olacak.

Asıl yazımı yazarken nelerden bahsedeceğim;

Öncelikle şu kahrolası işimi sonunda devredebileceğim! Evet evet yanlış duymadınız, aylardır dert yandığım o işten kurtulacağım sonunda. Ama işte devir işlemleri bitene kadar azıcık daha yoğunum. Sonra yaşasın özgürlük! :)

Bu arada çokça film seyrettim. Bahsetmezsem olmaz.

Mesela Türk filmlerinden;

Zülfü Livaneli'nin kitabından uyarlama Mutluluk
Nazım Hikmet'in hayatından bir kesit sunan Mavi Gözlü Dev
Ahmet Ümit'in kitabından uyarlama Sis ve Gece
gerçekten beğendiğim
Kabadayı

yabancı filmlerden;

çok beğendiğim Stardust
Nicole Kidman'ı hatırladığım kadarıyla ilk defa bu kadar kanlı bir filmde seyrettiğimiz The Invasion
Christian Bale ve Russel Crowe'un bence başarılı performans sergiledikleri 
3:10 To
 Yuma

belki de serilerden en beğendiğim bölüm olan Resident Evel : Extinction
pek de korkunç olmayan Whisper
Viggo Mortensen'i belki de ilk ve çok defa anadan doğma gördüğümüz Eastern Promises
ilk serilerin komikliğini yakalayamayan American Pie Presents Beta House
oldukça güzel bulduğum ve adı üstünde süpriz sonla biten Unknown
bir gay filmi olan Eating Out. Sanırım hepsi bu.

Ha tabi bir de Shortbus var. Ama burda ondan bahsedemem. Çünkü p.orn.o sayılabilecek bir filmdi ama kendi içinde bir felsefesi vardı. Midem kaldırır diyenlere gerçekten tavsiye ederim. Rahatsız edici birkaç sahne dışında ben gerçekten beğendim çünkü..

Evet bir dahaki yazımda bahsedeceğim çok şey var gördüğünüz gibi :)

Ama siz biraz merak edin, ben de işlerimi biraz daha yoluna koyayım olmaz mı?

Ha bu arada Maeve Binchy'nin Aşıklar Korusu'nu da bitirdim. Ondan da bahsedeceğim. Sanırım
bu yazıyı yazana kadar Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'unu da okumuş olurum..