Bugün evden çıkarken dilimde fondaki şarkı vardı :) Bugün güzel geçecek olsa gerek.
Yazacak filmlerim var. Birinden muhakkak bahsetmeliyim. Çakıl'cımın önerisiyle seyrettiğimiz Wristcutters, A Love Story. Gerçekten çok güzeldi.
Diğeri bahsedilebilir sevimlilikte bir film ama çok da elzem değil : Definitely, Maybe.
Diğerinden bahsetmeye bile gerek yok. Son derece gıcık bir film : Frontiere(s)
Pek yakında :))
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mutluluk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
17 Haziran 2008 Salı
9 Nisan 2008 Çarşamba
Bekle beni İstanbul!

Çocuklar gibi mutluyum! :)
Hatta belki daha da fazla :) Çünkü yaşayacağım güzelliklerin farkındayım. Beni bekleyen mutlu günlerin heyecanını yaşıyorum bilinçli olarak. Bugün İstanbul'a gidiyorum! :)
İş yerinden 2 iş 2 de haftasonu uzak olmak düşüncesi, ablacım ve annecimle koca 4 günü gezerek tozarak geçirecek olmanın mutluluğu (ablam İstanbul'da oturuyor, annemleyse aynı şehirdeyiz), çok özlediğim arkadaşlarımı görecek olmanın verdiği heyecan beni inanılmaz mutlu ediyor.
Hamiş 1 : Resimdeki maymundan daha mutluyum! Yaşaşın! :))
Hamiş 2 : Sizlere kısa süreliğine de olsa veda ederken o çok sevdiğim şarkılardan birini ekliyorum yazıma. Manic Street Preachers'tan dinliyorsunuz efendim. Gözlerinizi kapatın. Yere uzanın. Rahatlayın ve sadece dinleyin.. Hoşçakalın :)
23 Ocak 2008 Çarşamba
Umuda Doğru
Zor bu yaşam. Hakikaten çok zor. Hayatın zorluğunun yanında kendi kendimize yaptığımız ya da yarattığımız durumlar sonucunda daha da işin içinden çıkılmaz hale gelen hayat! Bize hem en mutlu anlarımızı veren, hem zindan azabı çektirebilen hayat!
Dünyanın bin bir köşesinde hayatının tek derdi yemek bulmak olan insanlarla kıyaslıyorum kendimi. Bazen sorunlarım ne kadar da küçük geliyor gözüme. Sonra yaratılış nedenimi soruyorum kendi kendime. Neden yaratıldım? Neden bedenime can verildi ve neden geldim bu dünyaya
tam da bu yerde ve tam da bu zamanda?
Yer ve zaman konusunda bir fikrim yok, ama hayata geliş amacımın sadece mutlu olmak
olduğunu fısıldıyor iç sesim. Ne insanlığa faydalı olmak, ne başkalarını mutlu etmek, ne sessiz sedasız yok olup gitmek.. Sadece mutlu olmak! İnsan kendisi mutluysa çevresindekileri de mutlu etmez mi zaten? Saf mutluluktan sonrası çorap söküğü gibi gelmez mi? Yani insan kendisi
mutluysa yani tamsa o zaman çevresindekilere de bu mutluluğu vermek istemez mi? Dünyayı
daha yaşanılası bir yer haline getirmeye çalışmaz mı mesela?
Peki var mı saf mutluluk? % 100 mutluluk var mı?
Aslında var bana göre. Ama tek bir kişiyle yaratılmıyor bu. Rüzgara karşı çırpılan bir küçük kanat gibi kalıyor insan tek başına. Tek başına savaş kazanılmıyor işte. İnsan saf mutluluğu yakaladığını düşünse de bazen, aslında kendini kandırmaktan öteye gidemiyor çünkü saf mutluluk sadece tek bir insana bağlı bir şey değil. Bir insan mutluysa bile yanındakinin mutsuzluğundan etkileniyor. Eninde sonunda mutsuz olandan bulaşmıyor mu çevresindekilere? Ya da en azından mutsuz olan biri bunu işine yansıttığında iş arkadaşları bundan etkilenmiyor mu mesela?
Bütün soruların cevabı evet benim için. Evet saf mutluluk var ama tek başına yok. Evet insan önce kendi mutlu olacak ki bu mutluluğu çevresine yayabilecek. Evet insan mutlu olacak ki diğer insanları sevip onlar adına iyi bir şeyler yapmaya çalışacak.
Evet hala umut var!
Dünyanın bin bir köşesinde hayatının tek derdi yemek bulmak olan insanlarla kıyaslıyorum kendimi. Bazen sorunlarım ne kadar da küçük geliyor gözüme. Sonra yaratılış nedenimi soruyorum kendi kendime. Neden yaratıldım? Neden bedenime can verildi ve neden geldim bu dünyaya
tam da bu yerde ve tam da bu zamanda?
Yer ve zaman konusunda bir fikrim yok, ama hayata geliş amacımın sadece mutlu olmak
olduğunu fısıldıyor iç sesim. Ne insanlığa faydalı olmak, ne başkalarını mutlu etmek, ne sessiz sedasız yok olup gitmek.. Sadece mutlu olmak! İnsan kendisi mutluysa çevresindekileri de mutlu etmez mi zaten? Saf mutluluktan sonrası çorap söküğü gibi gelmez mi? Yani insan kendisi
mutluysa yani tamsa o zaman çevresindekilere de bu mutluluğu vermek istemez mi? Dünyayı
daha yaşanılası bir yer haline getirmeye çalışmaz mı mesela?
Peki var mı saf mutluluk? % 100 mutluluk var mı?
Aslında var bana göre. Ama tek bir kişiyle yaratılmıyor bu. Rüzgara karşı çırpılan bir küçük kanat gibi kalıyor insan tek başına. Tek başına savaş kazanılmıyor işte. İnsan saf mutluluğu yakaladığını düşünse de bazen, aslında kendini kandırmaktan öteye gidemiyor çünkü saf mutluluk sadece tek bir insana bağlı bir şey değil. Bir insan mutluysa bile yanındakinin mutsuzluğundan etkileniyor. Eninde sonunda mutsuz olandan bulaşmıyor mu çevresindekilere? Ya da en azından mutsuz olan biri bunu işine yansıttığında iş arkadaşları bundan etkilenmiyor mu mesela?
Bütün soruların cevabı evet benim için. Evet saf mutluluk var ama tek başına yok. Evet insan önce kendi mutlu olacak ki bu mutluluğu çevresine yayabilecek. Evet insan mutlu olacak ki diğer insanları sevip onlar adına iyi bir şeyler yapmaya çalışacak.
Evet hala umut var!
21 Ocak 2008 Pazartesi
Sevinç gözyaşlarım :)
O la la sayın seyirciler. Heyecandan ellerim ve ayaklarım titremekte :)
Eskide kalan ama bir türlü eskimeyen anılarımı tekrar su üstüne çıkarmanın vakti gelmişti. Sonunda Dawson's Creek'i henüz hiç seyretmemiş olan uzunbacakla birlikte üstelik en başından seyredebileceğiz :) Buna "süper"den daha çok yakışan bir kelime var mıdır? Hmm belki "olağanüstü" olabilir.
Çok sevinçliyim, berhudarım, mutlu mesudum sayın seyirciler. O eski heyecanı yaşar mıyım? Umutluyum ben. Büyük ihtimal yaşarım. Bir kere yanımda hayatımın en atraksiyonlu yıllarına tanıklık etmiş karakterlerle henüz tanışmamış bir seyirci olacak. Onunla aynı hisleri paylaşma umudu bile çok heyecan verici benim için! :)
Ah bilseniz ne kadar özledim o diziyi. Sanki beni o yıllardaki halime götürebilecekmiş gibi bir kıpırtı var içimde. Öylesi bir heyecan ve mutluluk yani. Çok heyecanlıyım bildiğiniz gibi değil :)
Daha önce bu diziden azbuçuk bahsettiğim yazıları da hatırlatayım size. Bölümlerde ilerledikçe ben daha çooook yazarım :)
Önceden bahsettiğim yazı
Bir bilene danışmak lazım : Sayfama arama özelliğini nerden koyabilirim bilen var mı?
Eskide kalan ama bir türlü eskimeyen anılarımı tekrar su üstüne çıkarmanın vakti gelmişti. Sonunda Dawson's Creek'i henüz hiç seyretmemiş olan uzunbacakla birlikte üstelik en başından seyredebileceğiz :) Buna "süper"den daha çok yakışan bir kelime var mıdır? Hmm belki "olağanüstü" olabilir.
Çok sevinçliyim, berhudarım, mutlu mesudum sayın seyirciler. O eski heyecanı yaşar mıyım? Umutluyum ben. Büyük ihtimal yaşarım. Bir kere yanımda hayatımın en atraksiyonlu yıllarına tanıklık etmiş karakterlerle henüz tanışmamış bir seyirci olacak. Onunla aynı hisleri paylaşma umudu bile çok heyecan verici benim için! :)
Ah bilseniz ne kadar özledim o diziyi. Sanki beni o yıllardaki halime götürebilecekmiş gibi bir kıpırtı var içimde. Öylesi bir heyecan ve mutluluk yani. Çok heyecanlıyım bildiğiniz gibi değil :)
Daha önce bu diziden azbuçuk bahsettiğim yazıları da hatırlatayım size. Bölümlerde ilerledikçe ben daha çooook yazarım :)
Önceden bahsettiğim yazı
Bir bilene danışmak lazım : Sayfama arama özelliğini nerden koyabilirim bilen var mı?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)