23 Ocak 2008 Çarşamba

Umuda Doğru

Zor bu yaşam. Hakikaten çok zor. Hayatın zorluğunun yanında kendi kendimize yaptığımız ya da yarattığımız durumlar sonucunda daha da işin içinden çıkılmaz hale gelen hayat! Bize hem en mutlu anlarımızı veren, hem zindan azabı çektirebilen hayat!

Dünyanın bin bir köşesinde hayatının tek derdi yemek bulmak olan insanlarla kıyaslıyorum kendimi. Bazen sorunlarım ne kadar da küçük geliyor gözüme. Sonra yaratılış nedenimi soruyorum kendi kendime. Neden yaratıldım? Neden bedenime can verildi ve neden geldim bu dünyaya
tam da bu yerde ve tam da bu zamanda?

Yer ve zaman konusunda bir fikrim yok, ama hayata geliş amacımın sadece mutlu olmak
olduğunu fısıldıyor iç sesim. Ne insanlığa faydalı olmak, ne başkalarını mutlu etmek, ne sessiz sedasız yok olup gitmek.. Sadece mutlu olmak! İnsan kendisi mutluysa çevresindekileri de mutlu etmez mi zaten? Saf mutluluktan sonrası çorap söküğü gibi gelmez mi? Yani insan kendisi
mutluysa yani tamsa o zaman çevresindekilere de bu mutluluğu vermek istemez mi? Dünyayı
daha yaşanılası bir yer haline getirmeye çalışmaz mı mesela?

Peki var mı saf mutluluk? % 100 mutluluk var mı?

Aslında var bana göre. Ama tek bir kişiyle yaratılmıyor bu. Rüzgara karşı çırpılan bir küçük kanat gibi kalıyor insan tek başına. Tek başına savaş kazanılmıyor işte. İnsan saf mutluluğu yakaladığını düşünse de bazen, aslında kendini kandırmaktan öteye gidemiyor çünkü saf mutluluk sadece tek bir insana bağlı bir şey değil. Bir insan mutluysa bile yanındakinin mutsuzluğundan etkileniyor. Eninde sonunda mutsuz olandan bulaşmıyor mu çevresindekilere? Ya da en azından mutsuz olan biri bunu işine yansıttığında iş arkadaşları bundan etkilenmiyor mu mesela?

Bütün soruların cevabı evet benim için. Evet saf mutluluk var ama tek başına yok. Evet insan önce kendi mutlu olacak ki bu mutluluğu çevresine yayabilecek. Evet insan mutlu olacak ki diğer insanları sevip onlar adına iyi bir şeyler yapmaya çalışacak.

Evet hala umut var!

3 yorum:

archisugar dedi ki...

Ben sadece mutlulukla yasanan bir hayat oldugunu sanmiyorum. Inis cikislar var ve olacaktir. Ama onemli olan terazinin hangi kefesinin agir bastigi. Umarim mutluluk kefesi hep agir basar. :-)))

archisugar dedi ki...

Muhtesem muzigin Secret Garden'in baska bir muzigini tasiyip bloguma oturttu. :-)
Sirf su muzikler icin bir keman olarak dogmayi isterdim...

cinar dedi ki...

Esra'cım, saf mutluluk derken kastettiğim biraz da insanların sevgi dolu olmasıydı aslında. Yani en basitinden karşı koyamadığımız bir ölüm olgusu var. Sevdiklerimizi kaybettiğimizde elbette ki mutsuz olacağız, ama % 100 mutlulukla kastettiğim bu değil işte. Nasıl anlatsam bilemedim. Belki de karşı koyabileceğimiz ya da değiştirebileceğimiz şeylere karşı umutla yaklaşmak. Sonucun olumlu olacağını düşünmek. Biraz Polyannacılık gibi oldu bu :)

Secret Garden'a bayılıyorum ben de. Özellikle şu fonda çalan şarkısına :) Ben de kemana ayrıca viyolonsele bayılıyorum! :)