Yazamadım, sıkıntılıyım vıdı vıdı vudu...
Ama hala buradayım. Merak edenlere teşekkür eder sevgilerimi istirham ederim. Kısaca özet geçmek istiyorum.
8 Temmuz sevgili dostum Uzunbacak'ın doğumgünüydü. Tekrar nice yıllara, nice güzel yaşlara canım arkadaşım. Hep sevdiklerinle, ve mümkünse hep bizle tabi ki :) Bundan sonra yanımızda Tuna'cım da olunca her şey tastamam olacak Çınar'a kadar :))
Sonraki gün yani 9 temmuz da yine kadim dostum Emre'nin doğumgünüydü. Ona da aynı dileklerle. Hayat dostlarla güzel :)
Sonraki gün, yani bugün yine çok sıcaktı. Sıcaktan baygınlık geçirecektim neredeyse. Klima bile hafifletmedi sıkıntımızı yani o derece. Tabi bunda öğlen yediklerimizin de etkisi büyük olsa gerek. İki gün önceden arkadaşlarla sözleşmiştik. Herkes bir çeşit yapsın, öğlen hep birlikte bahçeye çıkıp piknik mahiyetinde bir zaman geçirelim diye. Çok iyi hoş oldu da sonrası baya sıkıntılı oldu işte.
Evelsi gün meme ultrasonum için kontrole gittim. Daha önce 3 ay sonraya kontrol vermişlerdi. 3 olan sayı bu sefer 6'ya çıktı. Biraz moralim bozuldu elbette. 3 ayda bu kadar çoğalması mümkün değilmiş. Önce bakan arkadaş görmemiştir muhtemelen dedi ultrason doktoru. Cerrah olan kendi doktorum da aynı şekilde yorumladı durumu. İkisinin de uzlaştığı bir nokta daha vardı. Bu 6 sertliğin hepsi de fibroadenom olduğu için korkulacak bir şey yokmuş. 3 ay sonraya bir kontrol daha yazıldı tabi :(
Bu haftasonu kendimizi deniz kenarı güzel bir yere, mesela Kerpe'ye atalım dedik biz de. Hava durumundan sonra planlarımız tam anlamıyla suya düştü. Plansız bir haftasonu geçireceğiz sanırım.
2 senedir fazladan yaptığımız işler için bundan sonra ilave ücret alacağımızı öğrendik. Tabi ki çok sevindik. Hatta yazının maliyeye intikal ettiğini ve o noktaya geldikten sonra elbette imzalanıp 1-2 ay içinde maaşlarımıza ek olarak gelebileceğini duymak bu sıcaklarda süper bir serinlik gibi geldi :) Yine de alana kadar bir kesinlik yok elbette. Bu devletin işleri belli olmaz malum..
Ferhan Şensoy'un Karagöz ile Boşverinbeni'sini bitirdim. Diğer kitapları kadar zevk almadım. Kumrular ve sıkıcı iş hayatı ile ablasının evlen baskısı hakkında kareler vardı. O bitince elime Aslı Erdoğan'ın Taş Binalar'ını aldım. Henüz başındayım.
Devrim Arabaları'nı seyrettim. Çok üzüldüm, çok hırslandım, kötü adamlara lanet ettim ve sonunda ağladım. Eskişehir'e kadar gidip de Tülomsaş'a giremediğimize bir kere daha pişman oldum.
Sonbahar'ı seyrettim. Tahmin ettiğim kadar etkilenmedim. Bu aralar çok ruhsuzum zaten. Belki de ondan bilmiyorum. Kötü film demiyorum yanlış anlaşılmasın. Ama beni derinden etkilemedi.
Fringe'in ilk sezonunu bitirdik ve üzüldüm.
Bu aralar bir de taşikardim başladı. Psikolojik, fiziksel her türlüsünden olmaya başladım sonunda. İşte hastanede çalışınca hastanenin doktorunu seçmek mecburiyetinde kalıyorsun "etik olarak". Ama istemiyorum. Hacettepe'ye gidip tam teşekküllü muayene olmak istiyorum. Eko, Efor yaptırıp Holter taktırmak istiyorum. Direkt sevk de etmiyorlar "etik olarak". Yasadaki açık kapıyı arıyorum. Hatta buldum sanırım. Ama önümüzdeki haftasonu nöbetçiyim, sonra da izne çıkacağım. Bu iş de Ağustos'a ertelenecek bu şekilde.
Şimdilik bu kadar.
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Temmuz 2009 Cuma
9 Nisan 2009 Perşembe
Hafif moral bozukluğu
Yazdıklarımı okudum. Unuttuğum yiyecekleri sıralayayım hemen :)
Avustralya mutfağından da yedik bir şey. Aman kafamı toplayamadım bir türlü..
2005 Nisan ayında göğsümde bir sertlik hissederek sevdiğim cerrahlardan birine gitmiştim. Ultrason çekilip boyutları ve yeri tam olarak belli olduktan sonra hemen alalım diyerek 2 gün içinde ameliyat etmişti beni. Sonuçlar iyiydi çok şükür. Kadınların % 50 sinde görülebilen fibroadenomdu. İyi huylu tümör yani.
Aradan tam 4 sene geçti. Geçen hafta aynı göğsümde daha öncekinden biraz daha büyük bir sertlik hissettim. Sanmayın ki oturup düzenli olarak meme muayenesi yapıyorum. Aslında yapmak da lazım ama bir problem olmayınca insanın aklına gelmiyor. Biraz da korku var tabi. Hep ötelemeye çalışıyorsunuz. Ama işte tam 4 sene sonra yine tesadüfen bir sertlik hissettim aynı göğsümde. Acilen doktora gittim. Aslında acilen gitmem gerektiği konusunda kendimi ikna etmeye çalıştım ama yaklaşık 1 hafta kadar yanılmış olabileceğim konusunda kendimi telkin etmeye de çalıştım. Sonuç itibarıyle bugün yine aynı doktoruma gittim. O da önce hüsnü kurumtum olduğunu düşündü ve kendimle çok ilgilenmememi söyledi. Ama elle muayenede hemen o da fark etti benim fark ettiğimi. Diğer göğsüm için de minik sertlikler olduğunu söyledi ki onları fark etmemiştim ben. Hemen ultrason çekildi tabi. İki göğsümde de olmaması gereken kitleler bulundu :( İkisi için de fibroadenom olabilir dendi. Ama ameliyat olup da patolojisine bakılmadan kesin bir şey söylemek mümkün değil tabi.
Daha önce ameliyat olduğum göğsümdeki yaklaşık 2 cm olmuş. Aslında daha önceden fark edebilmem gerekirdi. Diğerindeki 1 cm. Daha önce ameliyat olduğumda da 1 cm civarındaydı ve hemen alalim demişti doktorum. Bu sefer biraz daha büyüsün, ameliyat daha rahat olur dedi. Hem 1 cm lik olan da biraz büyümüş olur ikisini bir alırız dedi. Ultrason çeken doktor zaten fibrokistik bir yapım olduğunu ve bu kitlelerin büyüyeceğini söylemişti. Cerrahım da aynı şeyi söyleyince 3 ay sonraki ultrasonu beklemek düştü bana da.
Neyse sonucu iyi olsun da, gerisi önemli değil.
Lütfen çevrenizdekileri öncelikle kendi evlerinde basitçe yapabilecekleri elle muayene için teşvik edin. Erken teşhiş çok önemli bu tip şeylerde.
Herkese sağlıklı günler dilerim.
Hamiş : Kafamı toplayınca Avustralya maceralarımıza devam edeceğim.
Avustralya mutfağından da yedik bir şey. Aman kafamı toplayamadım bir türlü..
2005 Nisan ayında göğsümde bir sertlik hissederek sevdiğim cerrahlardan birine gitmiştim. Ultrason çekilip boyutları ve yeri tam olarak belli olduktan sonra hemen alalım diyerek 2 gün içinde ameliyat etmişti beni. Sonuçlar iyiydi çok şükür. Kadınların % 50 sinde görülebilen fibroadenomdu. İyi huylu tümör yani.
Aradan tam 4 sene geçti. Geçen hafta aynı göğsümde daha öncekinden biraz daha büyük bir sertlik hissettim. Sanmayın ki oturup düzenli olarak meme muayenesi yapıyorum. Aslında yapmak da lazım ama bir problem olmayınca insanın aklına gelmiyor. Biraz da korku var tabi. Hep ötelemeye çalışıyorsunuz. Ama işte tam 4 sene sonra yine tesadüfen bir sertlik hissettim aynı göğsümde. Acilen doktora gittim. Aslında acilen gitmem gerektiği konusunda kendimi ikna etmeye çalıştım ama yaklaşık 1 hafta kadar yanılmış olabileceğim konusunda kendimi telkin etmeye de çalıştım. Sonuç itibarıyle bugün yine aynı doktoruma gittim. O da önce hüsnü kurumtum olduğunu düşündü ve kendimle çok ilgilenmememi söyledi. Ama elle muayenede hemen o da fark etti benim fark ettiğimi. Diğer göğsüm için de minik sertlikler olduğunu söyledi ki onları fark etmemiştim ben. Hemen ultrason çekildi tabi. İki göğsümde de olmaması gereken kitleler bulundu :( İkisi için de fibroadenom olabilir dendi. Ama ameliyat olup da patolojisine bakılmadan kesin bir şey söylemek mümkün değil tabi.
Daha önce ameliyat olduğum göğsümdeki yaklaşık 2 cm olmuş. Aslında daha önceden fark edebilmem gerekirdi. Diğerindeki 1 cm. Daha önce ameliyat olduğumda da 1 cm civarındaydı ve hemen alalim demişti doktorum. Bu sefer biraz daha büyüsün, ameliyat daha rahat olur dedi. Hem 1 cm lik olan da biraz büyümüş olur ikisini bir alırız dedi. Ultrason çeken doktor zaten fibrokistik bir yapım olduğunu ve bu kitlelerin büyüyeceğini söylemişti. Cerrahım da aynı şeyi söyleyince 3 ay sonraki ultrasonu beklemek düştü bana da.
Neyse sonucu iyi olsun da, gerisi önemli değil.
Lütfen çevrenizdekileri öncelikle kendi evlerinde basitçe yapabilecekleri elle muayene için teşvik edin. Erken teşhiş çok önemli bu tip şeylerde.
Herkese sağlıklı günler dilerim.
Hamiş : Kafamı toplayınca Avustralya maceralarımıza devam edeceğim.
7 Kasım 2008 Cuma
Bir oh çekemedik!
Bundan 1 ay önce kuzenimde aşırı bir halsizlik başlamış. Daha sonra ateşi yükselmeye başlamış. 1 hafta kadar sonra yatağa düşmüş ve belden aşağısını oynatamamaya başlamış. Kuzenlerim İstanbul'da yaşıyorlar. Hastalanan kuzenim radyoloji teknisyeni. Senelerdir hastanede çalışıyor. O hastane senin bu hastane benim tek tek gezmişler. Tam 20 gün boyunca, belden aşağısı tutmadığı için ambulanslarla ve tekerlekli sandalyelerle taşınmış hastanelere. Her gidişinde testler yenilenmiş, MR çekilmiş ama bir tülü teşhis konulamamış. Teşhis konulamadığı için tedaviye de başlanamamış dolayısıyla ve kızcağız yatağa bağlı kalmış. 21. gün sonunda birinin aklına gelmiş ve yeni bir kan tahlili yapılmış. Bu sefer brusella için. Ve test pozitif çıkmış.
Brusella aslında bir hayvan hastalığı. Ama hasta olan hayvandan alınan çiğ süt, bu sütle yapılan peynir (zaten peynir hastalığı ya da malta humması olarak da biliniyor) ya da enfekte hayvanın etinin yenmesiyle insana geçiyor. Tabi veteriner, çoban vs değilseniz. Çünkü tek bulaşma yolu bunlar değil. Daha çok bilgi için buralardan da bakabilirsiniz. 1, 2.
Sonuç olarak nihayet teşhis konabildiği için kuzenim kombine antibiyotik tedavisine başlayabildi. İlaçları almaya başladığının ertesi günü ayak parmaklarını oynatabildi, akşamınaysa odasından mutfağa kadar yürüyebilmiş. Şimdi 3. gün ve şu anda çok daha iyi. Bizimle konuşmaya da başladı. Daha önce hem ağrısından, acısından hem de moral bozukluğundan odasına bile kimseyi almıyordu. Artık telefonlara bile kendisi bakıyor ve kendisini çok iyi hissettiğini söylüyor.
İlave sonuç : Bahsettiğim akrabalarım dışarıdan yemek yemiyorlar. Her yemeği mutlaka evde yerler. Dışarıda peynir ya da pastörize edilmemiş süt, et yemezler. Peki bu hastalık nereden bulaştı? Sevgili halamın bizim köyden getirdiği ya da yol üzerinde uğrayıp Mudurnu'dan aldığı köy peynirinden geçti. Bu kadar olay yaşanmasına ve hastalığın peynir ya da sütten bulaşmış olduğu konusunda uyarılmalarına rağmen halacım şüpheli peyniri atmadı ve babamın yardım ve ziyaret ettiği gün sofraya bu peyniri koydu. Babam da peniyirin o peynir olduğuna ihtimal vermeden bir güzel yedi.
Teşhisi duyup da yaptığım araştırmalar ve edindiğim bilgiler sonucunda babamı arayıp evdeki herkesi aynı testi yaptırmaları için bilgilendirmesini söylemiştim. Önce eniştemin sonucu belli olmuş, pozitif. Şimdi halamın, diğer kuzenimin ve onun hamile eşinin sonuçlarını bekliyoruz. Sanırım bugün belli olacak. Babamla annem de bugun Ankara'ya gidiyorlar. Aynı testten babam da yaptıracak. Umarım çıkmaz ama insanların bu sorumsuzluğu bu vurdumduymazlığı karşısında hem ağzım bir karış açık kaldı hem de inanılmaz derecede sinirlendim. Biliyorum ki kötü niyetle yapılmıyor hiçbir şey. Ama bizim sülalede bile cahillik diz boyu :(
İlave sonuca ilave sonuç : Kaynağını bilmediğiniz gıdaları tüketmeyin lütfen. Güvendiğiniz insanların evine gitseniz bile saflığına ya da cahilliğine ihtimal verip masaya getirdiği gıdalar için bilgi isteyin. Bu ayıp bir şey değil. Sizin sağlığınız aslında masaya getirilen. Yemeklerinizi mümkün olduğunca kendiniz yapın ve çocuklarınıza da emin olduğunuz bu yemeklerden yedirin. Pastörize edilmemiş süt asla kullanmayın. Eti her zaman adlığınız kasaptan alın, sık sık kasap değitirmeyin. Eşinizi dostunuzu bu konuda bilgilendirin.
Epeydir yazamamamın bir nedeni de buydu. Moral bozukluğu, yoğun iş trafiği, kış depresyonu :)
Ama hepinizi çok özledim inanın. Bu arada bütün yazılarınızı okudum dersem yalan olur. Kesin dönüş yaptığımda arşivlerinizden başlayacağım her zaman yaptığım gibi :)
Bu arada beni merak eden herkese çok teşekkür ederim. İyiyim merak etmeyin ve yakında döneceğim! :)
Brusella aslında bir hayvan hastalığı. Ama hasta olan hayvandan alınan çiğ süt, bu sütle yapılan peynir (zaten peynir hastalığı ya da malta humması olarak da biliniyor) ya da enfekte hayvanın etinin yenmesiyle insana geçiyor. Tabi veteriner, çoban vs değilseniz. Çünkü tek bulaşma yolu bunlar değil. Daha çok bilgi için buralardan da bakabilirsiniz. 1, 2.
Sonuç olarak nihayet teşhis konabildiği için kuzenim kombine antibiyotik tedavisine başlayabildi. İlaçları almaya başladığının ertesi günü ayak parmaklarını oynatabildi, akşamınaysa odasından mutfağa kadar yürüyebilmiş. Şimdi 3. gün ve şu anda çok daha iyi. Bizimle konuşmaya da başladı. Daha önce hem ağrısından, acısından hem de moral bozukluğundan odasına bile kimseyi almıyordu. Artık telefonlara bile kendisi bakıyor ve kendisini çok iyi hissettiğini söylüyor.
İlave sonuç : Bahsettiğim akrabalarım dışarıdan yemek yemiyorlar. Her yemeği mutlaka evde yerler. Dışarıda peynir ya da pastörize edilmemiş süt, et yemezler. Peki bu hastalık nereden bulaştı? Sevgili halamın bizim köyden getirdiği ya da yol üzerinde uğrayıp Mudurnu'dan aldığı köy peynirinden geçti. Bu kadar olay yaşanmasına ve hastalığın peynir ya da sütten bulaşmış olduğu konusunda uyarılmalarına rağmen halacım şüpheli peyniri atmadı ve babamın yardım ve ziyaret ettiği gün sofraya bu peyniri koydu. Babam da peniyirin o peynir olduğuna ihtimal vermeden bir güzel yedi.
Teşhisi duyup da yaptığım araştırmalar ve edindiğim bilgiler sonucunda babamı arayıp evdeki herkesi aynı testi yaptırmaları için bilgilendirmesini söylemiştim. Önce eniştemin sonucu belli olmuş, pozitif. Şimdi halamın, diğer kuzenimin ve onun hamile eşinin sonuçlarını bekliyoruz. Sanırım bugün belli olacak. Babamla annem de bugun Ankara'ya gidiyorlar. Aynı testten babam da yaptıracak. Umarım çıkmaz ama insanların bu sorumsuzluğu bu vurdumduymazlığı karşısında hem ağzım bir karış açık kaldı hem de inanılmaz derecede sinirlendim. Biliyorum ki kötü niyetle yapılmıyor hiçbir şey. Ama bizim sülalede bile cahillik diz boyu :(
İlave sonuca ilave sonuç : Kaynağını bilmediğiniz gıdaları tüketmeyin lütfen. Güvendiğiniz insanların evine gitseniz bile saflığına ya da cahilliğine ihtimal verip masaya getirdiği gıdalar için bilgi isteyin. Bu ayıp bir şey değil. Sizin sağlığınız aslında masaya getirilen. Yemeklerinizi mümkün olduğunca kendiniz yapın ve çocuklarınıza da emin olduğunuz bu yemeklerden yedirin. Pastörize edilmemiş süt asla kullanmayın. Eti her zaman adlığınız kasaptan alın, sık sık kasap değitirmeyin. Eşinizi dostunuzu bu konuda bilgilendirin.
Epeydir yazamamamın bir nedeni de buydu. Moral bozukluğu, yoğun iş trafiği, kış depresyonu :)
Ama hepinizi çok özledim inanın. Bu arada bütün yazılarınızı okudum dersem yalan olur. Kesin dönüş yaptığımda arşivlerinizden başlayacağım her zaman yaptığım gibi :)
Bu arada beni merak eden herkese çok teşekkür ederim. İyiyim merak etmeyin ve yakında döneceğim! :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)