11 Ağustos 2009 Salı

Yes Man, 2008 (7,0)



Carl (Jim Carrey) eşinden ayrılalı 2 sene olmuştur ama depresif halinden bir türlü çıkamamıştır. Arkadaşları Peter (Bradley Cooper) ve diğerleri onu sürekli dışarı çıkmak için ararlar ama Carl her zaman meşguldür (bu meşguliyeti DVD ciden film seçmek bile olsa) ve cevabı her zaman "Hayır"dır.



Bir gün çalıştığı bankadan çıkıp öğle yemeğini yerken eski bir arkadaşına rastlar. Arkadaşı süper enerjiktir, mutludur, sürekli gezmektedir ve her istedigini yapmaktadır. Carl'ı mutsuz ve monoton görünce ona katıldığı bir seminerden bahseder. Bu seminer "Evet" semineridir. Karşına çıkan fırsatları değerlendirmen ve "Evet" demen gerekir. Carl önce istemez ama işyerinde beklediği terfiyi alamayınca ve dışarı zorla çıktığı akşam eski karısı Stephanie'yi (Molly Sims) sevgilisiyle görünce iyice morali bozulur ve seminere katılmaya karar verir.



Seminerde "Evet" felsefesiyle insanları etkileyen Terrence Bundley (Terence Stamp) Carl'ın umutsuz durumunu farkedince onu da ikna etmek için kendisiyle bir anlaşma yapmasını ister. Karşısına çıkan fırsatlara Evet demelidir. Hayır dediği taktirde hayatını riske atacaktır ve başına geleceklerden Terence sorumlu değildir. Kabul eder Carl. Ne de olsa kaybedecek bir şeyi yoktur.

Seminer çıkışı arabasına binip evinin yolunu tutmak üzereyken bir dilenci yanına gelir. Kendisini Elysse Parkı'na kadar götürmesini ister. Aslında bu soruya hayır diyecek olan Carl seminerden çıkan arkadaşlarının da ısrarıyla dilenciye evet der ve onu arabasına alır. Arabadayken dilenci bu sefer de telefonunu ister Carl'ın. Onu da verir Carl. Adam arabadan inene kadar konuşmasını sürdürür. Dilenci arabadan inerken para da ister Carl'dan. Carl buna da peki der ve biraz para çıkarır. Dilenci yüzsüzlüğün dibine vurarak parasının tümünü ister, Carl istemeye istemeye de olsa bütün parasını adama verir.

Carl yoluna devam ederken aniden araba durur. Benzini bitmiştir! Karanlıkta, uçsuz bucaksız bir parkta kalakalmıştır. Telefonuna uzanır hemen. Telefonunun şarjı dilenci sayesinde bitmiştir! Mecburen benzin bidonunu alıp benzinciye doğru yola koyulur yürüyerek.



Benzinini alırken scooterıyla bir kız yaklaşır benzinciye. Carl'ın kendi kendine konuşmasına tanık olur Allison (Zooey Deschanel) ve aralarında bir sohbet başlar. Allison Carl'ın durumunu öğrenince onu arabasına kadar scooterıyla bırakmayı teklif eder. Aslında buna da hayır diyecek olan Carl anlaşmasını hatırlar ve kıza evet der.





Günler geçerken Carl daha önce hep geri çevirdiği kredi taleplerine onay vermeye başlamıştır. Önüne çıkan her türlü satıcıdan sattıkları her türlü şeyi almaya başlar. El ilanlarına bile cevap verip bir yandan Korece öğrenir bir yandan uçak kullanmayı öğrenir, barlara gider. Bir gün yine her zaman reddettiği ilanlardan bir müzik grubunu dinlemeye gitmeye karar. Bara gittiğinde solist olarak Allison'u gördüğüne hem çok şaşırır hem de sevinir. Böylece ilişkileri başlar.

Carl tamamen değişik bir insan olmuştur. Peter'ın sevgilisi Lucy (Sasha Alexander) için geline hediye günü bile düzenler. Plansız tatillere çıkar sevgilisi Allison'la birlikte.



Yine plansız programsız ilk kalkan uçağa binip tatile gideriz düşüncesiyle Nebraska'ya giderler Allison'la birlikte. Orada çok güzel vakit geçirler. Sonunda Allison onu sevdiğine karar verir ve tüm cesaretini toplayarak dönüşlerinde birlikte yaşamayı teklif eder. Carl küçük bir duraksamadan sonra evet der.

Nebraska'dan dönerken iki hükümet ajanı tarafından yakalanıp tutuklanırlar. Allison şaşırır. Carl'ın da ne olduğundan haberi yoktur aslında. Ama suçlamalar Carl'ın neden Nebraska'ya gittiği, son zamanlarda neden Korece öğrendiği ve uçak kullanmayı öğrendiği, ülkesini sevip sevmediği konularını içerir. Allison bu arada Carl'ın her şeye evet deme seminere katıldığını ve daha önceden evli olduğunu öğrenir. Bütün şaşkınlıklarından sonra Carl'ı orada bırakır ve arkasına bile bakmadan onu terk edip gider. Birlikte yaşama fikrine anlaşma yüzünden evet dediğini düşünmektedir çünkü.

** dikkat, sonunu öğrenmek istemiyorsanız bundan sonrasını okumayınız :) (Sibelinsu çok özür dilerim önceden uyarı vermediğim için :( )

Carl bundan sonra Allison'ı geri kazanmaya çalışır. Her şeye evet demesinde bir problem olduğunu düşünür ve Terrence'e gitmeye karar verir sonunda. Adamcağızı da arabasında aniden beliriverince korkutur ve kaza yaparlar. Hastane odasında bile Carl Terrence'in peşini bırakmaz. Amacı anlaşmayı iptal etmektir. Çünkü herhangi bir şeye hayır cevabı verdiğinde gerçekten de başına kötü şeyler gelmektedir. Terrence'in cevabıysa çok basittir. Zaten anlaşma diye bir şey yoktur. Carl sadece istediği şeylere evet demelidir onun felsefesine göre. Ve Carl'da aniden ışık yanar :)

Film bence eğlenceliydi. 5 üzerinden 4 verebilirim. IMDB'de 7 puan almış. Yönetmenliğini Peyton Reed yapmış.



Jim Carrey ne role bürünürse bürünsün başarıyla üstesinden gelebiliyor. Bu filmde de yüzünü şekilden şekile soktu :) Daha önce de bir sürü başarılı filmini seyretmiştik. Hatırladıklarım arasında belki de onu ilk kez gördüğümüz, aslında öncesinde de filmleri var, 1994 yapımı Ace Ventura : Pet Detective, yine aynı sene büyük başarı yakaladığı The Mask ve Dumb & Dumber, 1995'te çok kötü bir film olan Batman Forever, 1996'da The Cable Guy, 1997'de Liar Liar, 1998'de The Truman Show, 1999'da Man On The Moon, 2000'de Me, Myself & Irene ve aynı sene How The Grinch Stole Christmas, 2001'de The Majestic, 2003'te Bruce Almighty, 2004'te çok iyi bir film olan Eternal Sunshine Of The Spotless Mind, aynı sene Lemony Snicket's A Series Of Unfortunate Events, 2005'te Fun with Dick & Jane, 2007'de The Number 23 var. Her sene bir film çıkarmış gördüğünüz gibi.



Güzel sesli Allison rolünde seyrettiğimiz Zooey Deschanel'i siz de çok tanıdık bulacak mısınız bilmem ama ben filmlerine şöyle bir bakınca aslında o kadar da çok görmemiş olduğumu farkettim. Seyrettiğim bir kaç filmde varmış sadece. Diğer filmlerini seyretmemişim. Ama beğenmişim demek ki, tanıdık geldi :) Seyrettiğim filmleri arasında 2000 yapımı Almost Famous, 2005 yapımı The Hitchiker's Guide To The Galaxy, aaaa buldum!! 2006 yapımı Live Free Or Die'ı seyretmiştik, sanırım oradan hatırlıyorum kendisini :)) ohh, çok rahatladım :))



Bradley Peter'dan en son The Midnight Meat Train'de bahsetmiştim.

Filmde ayrıca başka yerlerden bildiğimiz karakterleri görmek benim için hoştu. Bu süprizler arasında Dawson's Creek'te Pacey'nin bana göre gıcık ablası Gretchen rolünde karşımıza çıkan Sasha Alexander ve Las Vegas dizisindeki güzel Delinda Deline rolünde seyrettiğimiz Molly Sims vardı.

3 yorum:

sibelinsu dedi ki...

gidilesi bir film..ama sonuna kadar okudum..:(

Badem dedi ki...

Yaşlı komşu teyzemiz de Lost'taki Eloise Hawking. Takma dişsiz karizması ile Lost'taki karizmasını bile aşıyor :)

cinar dedi ki...

* Sibelinsu *
Biraz zaman geçince unutrsun ya, unutmaz mısın? :(

* Badem *
Takma dişsiz performansına ne demeli? :)))