14 Temmuz 2009 Salı

Coraline, 2009 (8,0)

Karşımdakinden beklediğim tek şey samimiyet belki de. İnsan sevse de sevmese de samimi olursa sorun olmuyor gibi geliyor. Ama tabi sevdiğinden gösterdiğin samimiyeti göremiyorsan kötü etkileniyorsun.

Ben insanlara bir anda güvenemem. Ama güvendiğimde de sonuna kadar güvenmek isterim. Ya hep ya hiç derler ya, tam da beni anlatır. Bu doğrudur ya da yanlıştır ama böyledir bende. İşte o güven boşa çıkarsa ya da sarsıldığını hissedersem karşımdakiyle kurduğum bütün dünya yıkılır.

Ben mi tuhafım bu aralar yoksa insanlar mı tuhaf, çok mu üstüme geliyorlar ona da karar verebilmiş değilim.

Neyse, sıcaklardan bunalmış, içindeki dengeyi bu aralar kaybetmiş biri olarak en son seyrettiğim filmlerden bahsedeyim biraz. Hoş bir anime olan Coraline, sonuna kadar dayanabildiğim Doubt, üzerinden epey geçti ama Knowing, işte yazmayınca unuttuğum birkaç film daha. Bu arada Grey’s Anatomy’nin de 5. sezonuna başlamışım ama ara verince onu bile unutmuş bir insan duruyor karşınızda. Ben bu hafızayı ne yapacağım onu bilemiyorum. Hafızam için ilaç aldım ama onu da içmeyi unuttuğum için bir hayrını göremedim :( Her neyse Grey’ste 11. bölüme geldim. Kesin ben bunları da yazmışımdır daha önce :)



Coraline 2009 yapımı bir Henry Selick animesi. 1993’te The Nigtmare Before Christmas adındaki animenin yönetmeni de Henry Selick’ti. Oradan bir sevmişliğimiz var. O anime çok daha iyiydi bu arada. Seyretmediyseniz kesinlikle tavsiye ederim. Müzikleri de çok eğlenceliydi. Bu animede kahramanımız Coraline (Caroline değil evet) ailesiyle pembe eve taşınır. Burası çok büyük bir evdir. Üst katlarında sirk ustası Bay Bobinsky oturmaktadır. Alt katlarındaysa Spink Hanım ile Forcible Hanım oturmaktadır. Evin sahibinin torunu Wybie ile de tanışır.



Coraline annesi ve babasından beklediği ilgiyi göremediği için sürekli üzgündür. Onların dikkatini çekmeye çalışsa da başarılı olamaz. Bir gün evi keşfetmeye çıktığında salonda küçük bir kapı fark eder. Annesinden bu kapıyı açmasını ister ısrarla. Sonunda annesi gelir ve uygun anahtarı bularak kilidi açar. Coraline hayal kırıklığına uğrar bir anda çünkü kapının arkası tuğla ile örülmüştür.



Akşam olup da Coraline uykuya dalınca bir sesle uyanır. Kapısında minik bir zıplayan fare vardır. Anında yataktan fırlar Coraline ve minik fareyi takip eder. Fare salondaki minik kapıya kadar gider ve kapıdan geçer! Coraline çok şaşırır ve takip eder minik fareyi. Karşı tarafa geçtiğinde yine hayal kırıklığı yaşar. Kendi salonlarına geri dönmüştür çünkü. Tek değişiklik mutfaktan gelen kokudur. Normalde annesi çok yoğun bir iş kadını olduğundan, babasıysa evde çalıştığından yemek işleri babasından sorulur.



Kokuyu da takip eder Coraline :) Annesi yemek pişirmektedir! Normalde giymediği kadınsı ve güzel kıyafetler içindedir. Ama yüzünü Coraline’a döndüğünde gözlerinin düğme olduğunu fark eder Coraline. Ben senin öteki annenim der annesi kılığındaki kadın. Yukarıdaki de öbür baban. Yukarı çıkar Coraline. Babası yine odasındadır ama piyano çalmaktadır! :) Herkes normaldekinden değişiktir ve çok eğlencelidir bu evde. Yemekler şahanedir. Coraline’ın odası bile renk cümbüşü içindedir. Patlayana kadar yer Coraline. Sonra odasına gider ve uykuya dalar.

Sabah olup da uyandığında yine o eski renksiz yatağındadır. Üzülür bu duruma. Günlük hayatına devam eder. Wybie ile takılır. Wybie’nin kedisinden hoşlanmaz.



Akşam uykuya dalmadan minik fare yine gelsin diye kapı girişine peynir bırakır. Ve fare yine gelir. Coraline yine onu takip eder ve sihirli kapıdan geçer. Günler bu şekilde devam eder, bir gün Coraline fareye ihtiyaç duymadan kapıdan geçmeyi başarır! Diğer tarafta çok eğlendiği ve ailesinden ilgi gördüğü için o tarafa geçmek ister sürekli.



Diğer annesi sürekli orada kalabileceğini söyler. Ama bunun için gözlerini çıkarıp yerine ona verdiği düğmeleri dikmesi gerekmektedir. Coraline birden soğur öbür anne-babasından ve öbür taraftan. Ve hemen yatağına koşar uykuya dalıp kendini güvende hissettiği gerçek evine gidebilmek için. Uyur. Uyanır. Ama hala karşı taraftadır.

Annesine gidip oradan gitmek istediğini söyler. Annesi uzar, uzar, incelir ve şeklini değiştirir. Artık karşısında ürkütücü bir kadın durmaktadır ve Coraline’ın oradan gitmesine izin vermez. Onu iyi bir çocuk olmayı öğrenene kadar aynanın arkasına hapseder. Orada 3 ruhla karşılaşır Coraline. Üçü de zamanında kendisi gibi hapsedilmiştir buraya. Bu tarafın büyüsüne kapılıp gözlerinin çıkarılmasına ve düğmelerin dikilmesine izin vermişlerdir. Ama şimdi gözleri olmadığı için ruhları huzur da bulamamaktadır. Coraline’dan gözlerini bulmasını rica ederler.

Coraline gözleri bulup bu taraftan kaçabilecek midir?

Hehe bu kadar anlatma yeter. Gerisini de seyredip görürsünüz artık. Ben animeleri çok seviyorum zaten. Ama dediğim gibi The Nightmare Before Christmas daha güzeldi. Tim Burton animelerinin de hastasıyız zaten.





Gelelim seslendirenlere. Coraline’ı Dakota Fanning seslendirmiş. Koca kız olmuş ya. 1994 doğumlu. Onu ilk olarak 7 yaşında oynadığı I Am Sam adlı filmden biliyoruz diyebilirim aslında. Ama ben sıkı bir ER takipçisi olarak daha önce görmüştüm kendisini. Zaten onun haricinde CSI, Ally McBeal gibi dizilerde oynamışlığı da var. 2005’te Tom Cruise’in kızı rolünde War Of The Worlds isimli bence çok kötü olan bir filmde oynamıştı.



Coraline’ın iki annesini birdense Teri Hatcher seslendirmiş. Onu da son yılların gözdesi Desperate Housewives isimli diziden biliyoruz. Daha öncesinde benim yine severek seyrettiğim Superman (Luis & Clark: The New Adventures Of Superman) dizisinde oynamıştı. Aslında ondan da önce Tango & Cash’te oynamıştı. Ben ilk oradan hatırlıyorum hatta kendisini. 1997’de bir James Bond filmi olan Tomorrow Never Dies’ta oynadı.

Unutmadan söyleyeyim, IMDB puanı oldukça yüksek : 8,0.

6 yorum:

YAŞAMIN KIYISINDA dedi ki...

"İşte o güven boşa çıkarsa ya da sarsıldığını hissedersem karşımdakiyle kurduğum bütün dünyam yıkılır"
İşte Çınar'cım benim kendimi bildim bileli yaşadığım bu!
ne yazık ki doymuyorum bu sarsılmaya yine güveniyor, unutuyor yine güveniyorum.
Coraline için çok teşekkürler, ellerine sağlık.
Sevgiler...

aysema dedi ki...

Ben de sizin gibiyim. Hemen dost olamam. Kendime zaman tanırım, karşımdakine de... Dostlarımın sayısı az olsa da dostluklarım yıllara meydan okur.

Unutkanlık için ne kullanıyorsunuz? Merak ettim. Sakıncası yoksa yazar mısınız?

Güzel bir paylaşımdı. Teşekkürler.

cinar dedi ki...

@ Nur Hanım insanlara güvenmek çok güzel bir duygu aslında. her zaman yanında olacaklarını bilmek. Ama bunu kaybetmek de bir o kadar kötü işte :(

@ Sevgili Aysema, Apikobal içmeye çalıştım ben. Muadili Tribeksol de var. B vitamini takviyeli vitaminler bunlar. Unutkanlık hepimizin derdi sanırım :)

Banu Durgunlu dedi ki...

Ah bu durumu yaşamayan var mı acaba?Ne yazık ki insan insanın kurdu.Benimde çok canım yandı zamanında ya neyse:(
Üzmeyim sizde kendinizi...
Coraline'i not aldım,zuzularla izleyebiliriz tşk.

Vladimir dedi ki...

Ben bu filmi kesinlikle görmek istiyorum. Çok ilginç

cinar dedi ki...

@ Banu, aman zuzular korkmasın da :) İyi seyirler.

@ Vladimir, bahsettiğim diğer filmi de atlama ama oldu mu? :)