
Angela (Manuela Velasco) bir televizyonda haber spikeridir. Bugünkü haberi itfaiye istasyonuna gidip günlük yaşantılarını çekmek ve insanlara göstermektir.
Önce itfaiyecilerle konuşurlar. Yemek yedikleri yerleri gösterirler. İş beklerken vakit geçirdikleri yerleri gösteriler. Bunlardan biri de basket sahasıdır. Angela da kolları sıvar ve sahaya çıkarak itfaiyecilerle birlikte basket oynar. Maç bitmeden sirenler çalmaya başlar. Bekledikleri iş gelmiştir. Herkes hemen hazırlanarak arabaya biner ve yola çıkar. Angela'nın anlatımıyla Paola da her anı kaydeder.
Sirenler yangın için çalmamıştır. Biri komşularından birinin çığlığını duyunca yardım etmesi için itfaiyeyi aramıştır. Angela çok heyecanlı bir haber yakalamadığını düşünse de feci halde yanılmaktadır.

Apartmana gittiklerinde kalabalık bir komşu ordusuyla karşılaşırlar. Onlardan önce polis de aynı apartmana gelmiş ve bütün komşuları girişte tutmayı başarmıştır. İtfaiyecilerden biri ile bir polis çığlıkları duyulan kadının dairesine gider. Evde sessizlik vardır. İlerledikçe üstü başı kan içinde yaşlı bir kadın görürler. Yaralı düşüncesiyle hemen kadının yanına gidip yardım etmeye çalışırlar. Ancak kadın birden polisin boynunu ısırmaya başlar. Adamı kadından kurtarana kadar adam epeyce kan kaybeder.
İtfaiyeci kadını etkisiz hale getirir, bu arada Angela'nın çığlıkları eşliğinde Paolo her şeyi kaydetmektedir. Kadın yere kapaklandığında herkes rahat bir nefes alır ve yaralanan polisi aşağı indirir. Komşular dışarı çıkmak istediklerinde kapıların dışardan kilitlendiğini farkeder. Herkes apartmanda sıkışıp kalmıştır. Dışarda ışıklar yanıp söner, sirenler çalıştırılır ve polisler apartmanı sarmış ve mühürlemiştir. Dışarı çıkmak yasaktır.
Angela da herkes gibi önce şaşırır ve isyan eder ama aslında korkması gerekir. Mühürlenmişlerdir ama kimse onlara bir açıklama yapmaz. İçerde olmalarına rağmen içerde ne olduğunu bilemezler. Herkes şaşkınlık içindeyken yukardan biri düşer. Bu itfaiyecilerden biridir. Yukardan atılmış ya da düşmüş ve yüzü parçalanmıştır. Böylece yaralı sayıları 2'ye çıkar. Adamların acil müdahaleye ihtiyacı vardır ama dışarı çıkmak yasaktır.
Sonunda tıbbi müfettişlerden biri gelir ve kapılar açılarak içeri yollanır. Amacı herkesten kan almak ve virüsün bulaşıp bulaşmadığını görmektir. Bu arada zorla da olsa açıklama yapar. Bundan birkaç gün önce veterinere hasta bir köpek gelmiştir. Hastalığının ne olduğunu bulamamışlar ama köpek saldırganlaşmaya başlayınca onu uyutmak zorunda kalmışlardır. Kısa bi zaman sonraysa köpek uyanıp veterinerdeki tüm hayvanlara saldırmıştır.

Köpek apartmanda yaşayanlardan birinin köpeğidir. Kadının Jennifer adında küçük bir kızı da vardır. Filmin başından beri küçük kız hastadır ve doktora ihtiyacı vardır. Kadın kızın farenjit olduğunu söylese de köpek hikayesini duyunca herkesin gözü kadına ve kızına çevrilir. Kadın kızına daha fazla sarıldığında kız aniden annesine saldırmaya başlar. O da virüsü kapmıştır. Dahası virüs salyayla dolayısıyla ısırıkla bulaşmaktadır. Böylece kadın da virüsü kapmış olur.
Kameramanın her ani tüm dehşetiyle gözler önüne seriyor olması da seyirciye aynı apartmanda sıkışıp kalmış hissi vermektedir..

Film çok amaçsız geldi bana, daha doğrusu gereksiz. Cumartesi günü ablam da bizdeyken, alt komşularla birlikte şöyle güzel bir korku filmi seyredelim dedik. Aslında ona kadar birsürü film geçti elimizden ama sonunda bu İspanyol korkusunda karar kıldık.
Her şeyi Paolo sayesinde görüntüledik hissi verilmesi açısından neredeyse tamamında el kamerası kullanılmış tadı veren çok rahatsız edici bir çekim vardı bence. Ondan önce seyredelim diye düşündüğümüz filmden el kamerasıyla çekilmiş diye vazgeçmiştik sonra bula bula bu filmi bulmuşuz :)

Benim biraz başım döndü ve de midem bulandı. Kameraman koştukça biz de koştuk, kaçtık, döndük, çıktık derken içim dışıma çıktı çıkacak bir hale geldim :) Ara sıra gerildik kabul ama bu benim korku anlayışıma ters bir filmdi. Ben çok beğenmedim kısacası. Ama meraklılarına duyurulur. Film 2007 yapımı. Jaume Balagueró ve Paco Plaza yönetmiş ve yazmış. Yazım aşamasında Luis Berdejo da yardım etmiş.
Hamiş : Film 28 Gün serisini anımsatıyor. Ama o filmler güzeldi bence. Sürekli bir kaçış, heyecan vardı falan. Ama bu filmde tek bir yerle kısıtlı da olunca insanın canı sıkılıyor. Yine de Rec'in film müziklerini bulamadığım için ona en uygun olacağını düşündüğüm 28 Days Later'ın film müziklerinden birini ekliyorum.