İndiana Jones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İndiana Jones etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2008 Perşembe

Indiana Jones : Temple of the Doom



Salı günü oturduk İndi'nin ikinci filmini seyrettik, ben ancak yazıyorum tabi. Bu arada neler yaptığımızı daha sonra yazacağım.

İndi maceraya kaldığı yerden devam ediyor kamçısını alarak, biz de koşarak peşinden gidiyoruz. Bu filmde güzel bayan olarak Wilhelmina 'Willie' Scott (Kate Capshaw) var. Sarı saçlarını bir oraya bir buraya savura savura gidiyor İndi'nin peşinden. Kalbini çalmayı da ihmal etmiyor o arada. Bizim İndi çapkın zaten :)


Bu sefer Hindistan'da kayıp taşın peşine düşüyor İndi.


Maceradan maceraya atlayıp tehlikelerden kaçarken bir köye düşüyorlar Willie'yle. Burdaki insanlar İndi ve Willie'ye yardım ediyor, yardımlarının karşılığı olarak da köylerinden çalışan kutsal taşlarını geri getirmesini istiyorlar İndi'den. İndi kahraman adam zaten, mecbur kabul ediyor :)



Taşların izini sürüp buluyorlar ve onları geri almak için tapınağa giriyorlar. Tabi aslında tapınağı tesadüfen bulup asıl yere ulaşabilmek için binbir türlü börtü böceğin içinden geçip evlere şenlik görüntülerle gönlümüzü eğlendiriyorlar :)


Yemek sahnesinde sofraya gelen koca yılanın karnı yarılarak içinden çıkan küçük yılanlar, ana yemek olarak gelen büyük böcekler, çorba niyetine getirdikleri gözlü sıvı ve son olarak tatlı diye getirdikleri maymun beyni seyretmeye değer :)

Ha bir de nerden çıktığını anlamadığım bir çocuk var. Filmin başından sonuna eşlik ediyor İndi'ye...



Bu filmin de diğeri gibi epey eski, 1984 yapımı olduğu düşünülürse gerçekten çok güzel be :) Bu da ilki gibi George Lucas'ın kaleminden, Steven Spielberg'in elinden çıkmış. Bayılıyorum ben bu adamlara!

İndi'ciğim de yakışıklılığının zirvesinde yine :)



Böyle işte.

27 Mayıs 2008 Salı

Indiana Jones : Raiders of the Lost Ark


Yakışıklı arkeologumuz Dr. İndiana Jones (Harrison Ford, gençliğinin ve yakışıklılığının zirvesindeyken) dersini anlatırken Dr. Marcus (Denholm Elliott) sınıfa girer. Tam da o anda zil çalar ve öğrenciler dışarı çıktıktan sonra Marcus ağzındaki baklayı çıkarıverir.



Kayıp sandık tekrar gün yüzüne çıkmış ve aranmaya başlamıştır. Kötü kimselerin eline geçmeden önce İndiana'nın onu bulması gerekmektedir. İndiana bu görevi üstlenir ve daha önce bildiklerinden yola çıkarak Marion Ravenwood'a (Karen Ellen) gider. Marion'la daha önceden bir münasebetleri olmuş ve İndi onu bırakıp gitmek zorunda kalmıştır. Bu yüzden Marion ona kızgındır ve istediği şeyi vermemek için direnir. İndiana'yı sonra gelmesi için yolladıktan sonra Belloq'un (Paul Freeman) adamları da Marion'un yerine gelir ve İndi'nin aradığı altın madalyonu almak isterler. Marion İndi'ye bile vermediği madalyonu elbette kötü adamlara vermeyecektir ama adamlar onu esir alır. Tam da bu noktada kamçılı kahramanımız İndi sahneye çıkar ve Marion'u kurtarır. Böylece Marion da madalyonuyla birlikte kayıp sandığı aramak için İndi'yle yola çıkar.



Belloq İndiana'dan önce Kahire'ye gitmiş ve kazılara başlamıştır. Ama onun elindeki bilgilere göre sandığın yerini belirleyecek asanın boyu uzundur (şimdik efendim madalyon bu asanın ucuna takılıp mabede inildiğinde belli yer ve belli zamanda güneşe doğru tutulduğunda güneş ışıkları madalyondan geçip minyatür Kahire'de bir noktayı işaret edecektir, işte sandık da orada gömülüdür). Madalyon İndiana'da olduğu için o, üzerindeki yazıları okuyup asanın asıl boyutunu öğrenmiştir ve doğru yeri kazmaya başlar. Sonunda sandığı da bulur.


Ama Belloq İndi'nin sandığı bulduğunu görür ve sandığı kendi alarak İndi ve Marion'u mabede kapatır. Mabedin içi İndi'nin hiç haz etmediği yılanlarla doludur. Önce burdan kaçması ve sonra da sandığı yakalaması gerekir. Kamçılı kahramanımız elbette bütün engelleri aşacak ve sandığa kavuşacaktır.


Yıllar önce defalarca seyretmiş olduğum bu filmi tekrar seyretmek çok iyi geldi. Bazı sahneler çok komikti. Ben zaten kahramanın komiğini severim :) Örümcekadam (filmdeki değil çizgiromandaki hali) da buna güzel bir örnektir. Kahraman sayılmaz ama Lost'taki Sawyer'ı (Josh Hollaway) sevmemin asıl sebebi de budur :)

4. bölümü çıkan İndiana Jones'un ilk bölümlerini seyretmeden son bölümü seyretmemenizi öneririm. İlk filmler ganimet resmen :)

26 Mayıs 2008 Pazartesi

Son durumlar

@ Haftasonu Çınaraltı'na kahvaltıya gittik yine. Işıl ışıl bir hava vardı. Şortları geçirdik, güzel havanın kefyini çıkara çıkara kahvaltımızı ettik. Sonrasında ev bakmaya gittik. Senelerdir ev alma hevesimiz var ama bir türlü denk düşmedi. Hala bakınıyoruz...

@ Salı günü kayınvalidem gelmişti. Cumaya kadar ananede kaldı, Cuma akşam hepsini toplu olarak yemeğe aldık. Aslında sadece mekan olarak bizim evi kullandık gibi bir şey oldu :) Temizliğe gelen kadını değiştirmiştik geçen ay. İlk seferinde ben de evde olayım diye Cumartesi gelmişti. Sonra biz yoktuk, annem meşguldu derken 2 hafta gelemedi. Üçüncü hafta daha önce anahtar veremediğimiz için annemin gelip kapıyı açması ve göz kulak olması gerekiyordu. Hal böyle iken gelmişken yemeklerimizi de yapıverdi sağolsun :) Öyle yedik, içtik ve şiştik...

@ Eurovision yarışmasında 7. olduğumuza inanamıyorum. Mor adamları çok sevdiğimden midir nedir, sanki katıldığımız en güzel şarkıydı bu. Ama zaten yarışma müzik yarışması değil. Tamamen politik, komşuluk ilişkileriyle yön bulan bir yarışma. Sertab Erener nasıl 1. oldu şaşırıyorum doğrusu. Tamam görsel olarak çok güzel bir şov hazırlanmıştı, sesine zaten diyecek yok ama şarkı öyle ahım şahım değildi bence. Morların şarkısı onu üçe beşe katlardı. Yarışmayı sevmesem de üzüldüm 7. olduklarını duyunca. Aslında bütün şarkıları dinledim. Oylamaların başlangıcını da seyrettim ama sonrasında her zamanki gibi horr.. Sabah internetten bakınca şaşırdım. Hani şu politik sebeplerden ötürü 1. lik beklemesem de ilk 3'e gireriz diye düşünüyordum. Aman her neyse, Morları çok seviyorum işte :)

@ Cuma günü Diş hekimine gitmiştim. Maalesef korktuğum koltuklardan biridir diş muayene koltuğu. Mideme kramplar girerek gittim oturdum. Muayenede bir şey yoktu tabi, sonuç önemliydi. Diş taşım varmış, temizlenmeliymiş, bir dişimde çürük olabilirmiş, röntgen çekilmeliymiş. Pazartesi için diş temizliğine randevu verdiler. Bugün gittim bir güzel temizlediler. Dişlerim görüntü olarak gayet güzeldir ve temizdir. O yüzden büyük plaklar halinde kopan diş taşlarını görünce şaşkınlıktan gözlerim yerinden fırladı. Ele alıp gösterilebildiği düşünülürse gerçekten garipti. Alet zaman zaman diş etlerime çarpıp kanatsa da çok canım acımadı. Ama çürük ihtimali olan dişim ihtimal olmaktan çıktı. Maalesef bir dolgu gerekiyor :( Umarım kanal dolgusuna gidecek bir derinliği yoktur... Hayatımda hiç kanal tedavisi olmadım ve feci korkuyorum doğrusu. Bugüne kadar 1 kez dolgu yaptırmışlığım, bir kez de diş çektirmişliğim var çünkü. Bakalım 4 Haziran'a gün aldım bu sefer de. Göreceğiz hep birlikte...

@ Haftasonu iki film seyrettik. Biri İndi idi :) Üçlemenin 1981 yapımı ilk bölümünü seyrettik; İndiana Jones : Lost Ark. Tabi ki çok güzeldi. 4. bölüm de çıktı yakın zamanda. Onu seyretmeden ilk bölümleri hatırlamak istedim ben. İşte o yüzden dün başladık, bugün ve yarın da seyredebilirsek 4. için hazır olacağız :)

@ Diğer filmse 1998 yapımı Following'di. Daha sonra bahsedeceğim.