Güzel geçen bir haftasonunun ardından merhaba :)
Ablacım burdaydı. Ankara maceramızda birlikte olamadığımızdan aklına takılmış izin almış gelmiş perşembe gününden. Babamın iyi olduğunu görünce rahatladı biraz. Yine hırala gürele geçti zaman. Ne yaptık ne ettik anlamadık. Bir de küçük yerde yaşıyoruz. Öbür türlü olsaydı heralde bu kadar bile vakit geçiremezdik..
Ablamı cumartesi günü bize kaçırabildik ancak. Onun haricinde annemlerde kaldı. Cumartesi akşam alt kat komşularımız da geldi birlikte wii oynadık, film seyrettik. Gittiklerinde saat 1'e geliyordu. İlk kez bu saatte giden misafirlerimiz oldu sanırım :)
Alt kat komşularımız bizden 3 yaş küçük ama bizden daha uzun zamandır evliler. İkisi de güzel sanatlar lisesinde müzik öğretmeni. Ara sıra alt kattan enfes sesler geldikçe mest olduğumdan bahsetmişimdir daha önce. Evde her türlü enstrüman mevcut sanırım. Piyano sesi, gitar sesi, keman sesi, yan flüt sesi hep hevesle iç geçirerek dinlediğim sesler.. Bugün öğrencilerinin bir konseri de var. Çıkışta gideceğiz. Yarın ondan da bahsederim.
Çalıştıkları tek okul güzel sanatlar lisesi değil. Saatlik olarak tam 5 tane okulda çalışıyorlar para kazanabilmek için. Öğretmen olmak da zor bu memlekette. Tek yerde çalışınca geçimini sağlayacak kadar para kazanamıyorsun. Üstelik yaptığın da bir memleket için en önemli şeylerden biri. Öğretmek. En başta eğitim geliyor (ya da gelmeli) diyoruz hep bir ağızdan ama öğretmenlerimize verdiğimiz değer de bu kadar işte.. Ben çok üzülüyorum gerçekten de.
Şu sabah mahmurluğundan kurtulayım da yeni filmler yazacağım size. Rec, Billy Elliot ve 27 Dresses var sırada..
Ben çayımı içmeye gidiyorum.