24 Ağustos 2007 Cuma
Japonların uçtuğu an.. :)
Kangurunun gönderdiği bu linke bayıldım. O kadar güldüm o kadar güldüm ki gözlerimden yaş geldi :)) Kahkahalara boğulmak için utlaka seyredin derim..
23 Ağustos 2007 Perşembe
Her "şey" ayrı yazılır..
Türk Dil Kurumunun bir hizmeti var. Bir elektronik postayla başlamıştı bu hizmet. Mesela bana her gün iki kelime ve anlamını elektronik posta ile gönderiyorlar. Çok bilgilendirici oluyor gerçekten de.
Her gün biri yabancı, biri türkçe iki kelime geliyor. İlki yabancı olan kelimenin anlamı ve tabi ki Türkçemizdeki karşılığı , ikinci kelimenin ise sözlük anlamı oluyor bu postada..
Dünkü çok hoştu, buraya da yazmak istedim. Günümüzde hepimizin neredeyse Türkçeymiş gibi rahatça kullandığımız post it kelimesine karşılık "pusulacık" kelimesini önermişler. Çok şeker geldi bu kelime. Pusulacık :)
Türkçe'nin yanlış kullanılmasına üzülüyorum. Bazı bloglarda kelimelerin yanlış yazıldığını, yazım kurallarına uyulmadığını görmek beni üzüyor. Mesela çoğu kişi "de" ve "da" ların hangi koşullarda ayrı hangi koşullarda bitişik yazıldığını bilmiyor ki bu bana çok ilginç geliyor. Bir de yazarken rahat ve şeker olma durumu var. Di mi (değil mi), bi (bir) gibi okurken insanı gülümsetebilecek kelimelerimiz de var. Onlara eyvallah. Ama gidiyom, geliyom ya da herkez yazan insanlar da var.
Tabi bütün bunlar blog dünyasında değil. Dışarda da bu şekilde yazan insanlarla karşılaşıyoruz. Ben özel isimlerin yabancılaştırılmasını da çok saçma buluyorum mesela. Yok Türkiye'nin Turkey olarak bilinmesi de anlamsız. Be kardeşim, Türkiye'ye Turkey derken İstanbul'u niye olduğu gibi kabul edip söylüyorsun o zaman? Özel isim özel isimdir. Biz senin Jack'ini Can diye mi çağırıyoruz?
Neyse özete gelelim. Herkes Z ile değil S ile biter bilmeyen arkadaşlar. Vurgu anlamında kullanılan de ve da'lar ayrı yazılır. Bu tip konular için T.D.K.'nın sitesi çok güzel bir bilgilendirici.
Dün Agatha Christie'nin elimdeki kitabını, Cinayet Alfabesini, bitirmek için çabaladım ama olmadı. Hava sıcaklığının verdiği bunaltıyla hiçbir şey yapasım olmadığı gibi bir yandan uykum varken bir yandan uyuyamıyorum. E çok ilerleyemedim tabi bu durumda.. Kitap da bitemedi işte. Aslında ardarda 3 A.C. oldu. Bundan sonra başka bir yazara geçip A.C. lere sonra devam edeceğim. Okuduğum diğer A.C. yorumlarım için buraya ve buraya bir tık lütfen..
Her gün biri yabancı, biri türkçe iki kelime geliyor. İlki yabancı olan kelimenin anlamı ve tabi ki Türkçemizdeki karşılığı , ikinci kelimenin ise sözlük anlamı oluyor bu postada..
Dünkü çok hoştu, buraya da yazmak istedim. Günümüzde hepimizin neredeyse Türkçeymiş gibi rahatça kullandığımız post it kelimesine karşılık "pusulacık" kelimesini önermişler. Çok şeker geldi bu kelime. Pusulacık :)
Türkçe'nin yanlış kullanılmasına üzülüyorum. Bazı bloglarda kelimelerin yanlış yazıldığını, yazım kurallarına uyulmadığını görmek beni üzüyor. Mesela çoğu kişi "de" ve "da" ların hangi koşullarda ayrı hangi koşullarda bitişik yazıldığını bilmiyor ki bu bana çok ilginç geliyor. Bir de yazarken rahat ve şeker olma durumu var. Di mi (değil mi), bi (bir) gibi okurken insanı gülümsetebilecek kelimelerimiz de var. Onlara eyvallah. Ama gidiyom, geliyom ya da herkez yazan insanlar da var.
Tabi bütün bunlar blog dünyasında değil. Dışarda da bu şekilde yazan insanlarla karşılaşıyoruz. Ben özel isimlerin yabancılaştırılmasını da çok saçma buluyorum mesela. Yok Türkiye'nin Turkey olarak bilinmesi de anlamsız. Be kardeşim, Türkiye'ye Turkey derken İstanbul'u niye olduğu gibi kabul edip söylüyorsun o zaman? Özel isim özel isimdir. Biz senin Jack'ini Can diye mi çağırıyoruz?
Neyse özete gelelim. Herkes Z ile değil S ile biter bilmeyen arkadaşlar. Vurgu anlamında kullanılan de ve da'lar ayrı yazılır. Bu tip konular için T.D.K.'nın sitesi çok güzel bir bilgilendirici.
Dün Agatha Christie'nin elimdeki kitabını, Cinayet Alfabesini, bitirmek için çabaladım ama olmadı. Hava sıcaklığının verdiği bunaltıyla hiçbir şey yapasım olmadığı gibi bir yandan uykum varken bir yandan uyuyamıyorum. E çok ilerleyemedim tabi bu durumda.. Kitap da bitemedi işte. Aslında ardarda 3 A.C. oldu. Bundan sonra başka bir yazara geçip A.C. lere sonra devam edeceğim. Okuduğum diğer A.C. yorumlarım için buraya ve buraya bir tık lütfen..
22 Ağustos 2007 Çarşamba
Son animemiz (son derken son zamanlarda seyrettiğimiz)..
Ne zamandır bahsetme fırsatı bulamadım. Aralarda seyrettiğimiz filmlerin yanısıra her gün bir kaç bölüm olmak suretiyle seyrettiğimiz bir anime dizi daha bulduk : Neon Genesis Evangelion (Soldan sayarsak Misato, Asuka, Shinji, Rei, Dr. Ikari-Shinji'nin babası, valla bu ablanın ismini hatırlayamadım!) Bu dizi de güzel ama düşündükçe aaah ah benim küçük simyacı kahramanlarım diyorum. Hani insan dizilerde ya da filmlerde kendine bir karakter bulur ve onu çok sever aklından çıkarmaz ya, ben de anime bile olsa böyle hayatımdan insanlar gibi bakmışım Alphonse ve Edward'a 51 bölüm boyunca :) Onlar gibisi olamaz yani (Şunların şekerliğine bakar mısınız yaaaaaa, janım benim janııııııııım)..


Şimdi bu yeni dizide Ikari jr var yani Shinji, sanırım doğru yazdım, sonra yine sevdiğimiz karakterlerden Misato Katsugari ve Rei Ayanami var.
Yıl 2015. Dünyayı uzaylılar, bu filmdeki isimleriyle angel lar istila etmiş. Bizim Japonlar da angellarla savaşıyorlar. Unit 00, Unit 01 ve Unit 02 olmak üzere 3 tane form(insan-makine) oluşturmuşlar ve bu formları çocuklara kullandırarak angelları yenmeye çalışıyorlar. Kırmızı olan yeni katılan karakterlerden Asuka'ya ait, mor olan 3. çocuk olarak adlandırılan kahramanımız Shinji'nin kullandığı form, diğeriyse Rei'nin formu.Daha başta sayılırız gerçi son da yakın. Bu Full Metal Alchemist gibi 50 bölümden değil yalnızca 26 bölümden oluşuyor :( Kısa yani. E biz de 10. bölüme geldik. Gerçi sonunda bunda da filmler varmış ama az kaldı işte..
Anime severler için öncelikle ve özellikle FMA'yı sonra da Evangelion'u tavsiye ederim.
20 Ağustos 2007 Pazartesi
Bir Ferzan Özpetek filmi
Dün Bademle sinemaya gittik ve Bir Ömür Yetmez'i seyrettik.
Evelsi gün bütün gün başım ağrımış ve midem bulanmıştı. Sıcaklar beni böyle etkiliyor. Güneşte fazla kalırsam mutlaka yaşıyorum bu ağrıları. İşte yine öyle bir sonrasında rahatsızlığımı tam olarak üzerimden atamadan sinemaya gittiğim için biraz "rahatsız" olarak seyrettim filmi. Belki o yüzden çok içime işlemedi. Yorumlara baktım da bazı kişilerce seyrettikleri en güzel film olarak bile adlandırılmış. Bazıları da hiç beğenmemiş. Ben biraz arada kaldım. Kendimi dinlemekten filmle pek ilgilenemedim sanırım. Filmle ilgili olarak tıklayınız, Bir Ömür Yetmez.
Evelsi gün bütün gün başım ağrımış ve midem bulanmıştı. Sıcaklar beni böyle etkiliyor. Güneşte fazla kalırsam mutlaka yaşıyorum bu ağrıları. İşte yine öyle bir sonrasında rahatsızlığımı tam olarak üzerimden atamadan sinemaya gittiğim için biraz "rahatsız" olarak seyrettim filmi. Belki o yüzden çok içime işlemedi. Yorumlara baktım da bazı kişilerce seyrettikleri en güzel film olarak bile adlandırılmış. Bazıları da hiç beğenmemiş. Ben biraz arada kaldım. Kendimi dinlemekten filmle pek ilgilenemedim sanırım. Filmle ilgili olarak tıklayınız, Bir Ömür Yetmez.
19 Ağustos 2007 Pazar
Obarey
Haftasonu canım kardeşim (ablam) ve eniştem burdalardı. Cumartesi sabahtan yola çıkıcaz dediler. Ben erken uyandığım ve ablamın erken uyandığını da bildiğimden hemen aradım. Açan yok. Aradan bir 5 dk geçti. Tekrar aradım. Yine açan yok. Bu sefer evden aradım. Açan yok..
Evden çıkmış olduklarına kesin kanaat getirince bu sefer bi ablamı bi eniştemi aradım. Açan yok. Bu şekilde tam bir saat yerimde duramazken telefon ettim, telefon bekledim yok yok!
Deli olmak üzereyken kardeşim aradı neyse. Duymamışlar meğer telefonu.
Kardeşim cep telefonunuz varsa, üretim amacına uygun olarak lütfen süs olarak değil iletişim aracı olarak yanınızda taşıyın!
Yolda oldukları haberiyle rahatlayınca kitabımı okumaya devam ettim ve bitirdim bir Agatha Christie kitabını daha. Yine Poirot'tan önce çözemedim cinayeti. Hatta şaşırdım bu sefer. Özetim için bir tık, Elmayı Yılan Isırdı.
Evden çıkmış olduklarına kesin kanaat getirince bu sefer bi ablamı bi eniştemi aradım. Açan yok. Bu şekilde tam bir saat yerimde duramazken telefon ettim, telefon bekledim yok yok!
Deli olmak üzereyken kardeşim aradı neyse. Duymamışlar meğer telefonu.
Kardeşim cep telefonunuz varsa, üretim amacına uygun olarak lütfen süs olarak değil iletişim aracı olarak yanınızda taşıyın!
Yolda oldukları haberiyle rahatlayınca kitabımı okumaya devam ettim ve bitirdim bir Agatha Christie kitabını daha. Yine Poirot'tan önce çözemedim cinayeti. Hatta şaşırdım bu sefer. Özetim için bir tık, Elmayı Yılan Isırdı.
17 Ağustos 2007 Cuma
Kozmetik çılgınları
Alışveriş severler için bir site önerim var. http://us.strawberrynet.com/


Belki daha önce görmüş ya da duymuşsunuzdur. Yabancı bir alışveriş sitesi. Fiyatlar Türkiye'ye göre oldukça uygun. Neredeyse % 50 indirimle satılıyor. Ben daha önce bu siteden alışveriş yaptığım için güvenle tavsiye edebiliyorum size. Fiyatların uygunluğu kadar adamların çalışma şekli de güzel. Bir kere çok ilgililer. Her durumda sizi elektronik posta ile bilgilendiriyorlar. Aldıklarınız size taaaaaaa Hong Kong'dan geliyor ama sanıldığı kadar uzun sürmüyor. Mesela benim siparişim 9 günde gelmişti (haftasonları dahil). Yurtiçi Kargonun Ereğli şubesine gelen bir kargomu adresime getirmesinin 3 gün sürdüğü düşünülürse (en fazla 10 dakikalık yol) Hong Kong'tan gelen siparişimin 9 günde adresimde olması çok iyi bence.
Ayrıca her alışverişte karınız daha da artıyor. Mesela ilk kez alışveriş yapan müşterilerine yaklaşık olarak ayda bir değiştirdikleri bir hediye ürün oluyor ki bu şimdilik Stila marka ruj. Daha önce Loreal'in lip glossları falan vardı. 3 kalemlik siparisinizde % 5 indirim kazanıyorsunuz. İkinci ve üçüncü sipariş diye uzayan listede indirimlere ilave olarak ek % 1, % 2 gibi indirimler de kazanıyorsunuz ki Allah'ım daha ne duruyorum dedirtiyor size (en azından bana) :))
İki yakışıklı arasındaki şeker
Dün cnbc-e dizilerinden bahsederek bir giriş yapmıştım. Ama Kuzeyde Bir Yerlerde kaybolmuşum! :)


Şimdi cnbc-e ye geri döneylim.
Bahsetmek istediğim dizinin adı "Two Guys and a Girl and a Pizza Place". Anlaşılacağı gibi olayların çoğu meşhur pizzacıda geçiyordu. Çok şeker bir kız ile hangisinin daha yakışıklı olduğuna karar veremediğim iki erkekten oluşan muhteşem bir kadrosu vardı. Tabi bu çocuklardan birinin bir ayrılıp bir barıştığı sevgilisi de çoğunlukla göz önündeydi.



Birbirleriyle muhabbetleri falan o kadar şekerdi ki komedi dizisi olarak en sevdiklerimden biri haline gelmişti kısa zamanda. Ama onun da sonu geldi tabi. Bir yandan biten dizilere üzülürken bir yandan da yeni yayına giren başka güzel dizilerin heyecanını yaşardım :)
Sırasıyla aklımda değil ama yine cnbc-e de bayıla bayıla seyrettiğim Time of Your Life, Get Real dizilerinden de bahsedeceğim. Ama önce bir resim araştırmasına çıkmam gerek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)