görümce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
görümce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ekim 2008 Salı

Gittim geldim :)

Yazacak çok şey var. Hangisinden başlasam bilemedim..

1 – Geçtiğimiz haftasonu görümcemi evlendirdik :) Bu gayet güzel bir başlangıç oldu sanırım. Mutluluk ve umut dolu bir başlangıç, hem onlar için hem yazım için :) Görümcem bütünüyle çok uğraşmış. Çok beceriklidir zaten. Nişanından, kınasından, düğününe her şey çok güzeldi. Umarım bundan sonraki hayatları da başlangıçları gibi çok güzel olur.

2 – Görümcemin kınası için Al Jamal’a gittik. Ben adını bile ilk defa duyduğum bu yere tabi ki ilk defa gittim. Sosyete takipçisi olanlar bilebilirler. Çok da güzel bir yerdi. Lübnan yemekleriyle, dansözleriyle çok eğlenceli bir akşam geçirdik 20-25 kişi. Yaşı genç olanları çağırmış görümcem. Tabi ki bayanlara sadece. Kına yakılmadan 10 dakika kadar önce damat ile diğer erkek arkadaşları geldiler ve gecenin sonuna kadar kaldılar. Yakında evlenecek olan, ya da sadece kafasını dağıtıp felekten bir gece çalmak isteyen varsa güzel bir seçenek olabilir Al Jamal.

3 – Kınaya aile büyükleri gelemediği için, görümcem onları da ihmal etmemiş ve onlar için de hamam sefası düzenlemiş. Aslında bu kınadan bir gün önce, yani Perşembe günü oldu. Annesi, yani kayınvalidem, ben, annem, Romanya’dan çok yakın arkadaşı vardık sadece hamam sefasında. Aslında kadroda ananemiz, teyzemiz ve kuzenimiz de vardı ama onlar perşembeden gelemediği için bu kadarcıktık. Hamam sefası için de Astoria AVM’deki Anantra Spa’yı ayarlamış görümcem. Biz annemle zaten kıl payı yetişebildiğimiz için sauna ya da havuzdan falan yararlanamadık. Köpük banyosuna katılabildik sadece. O bile yetti vallahi. Şartlarınız müsaitse bu da çok güzel bir seçenek yeni evlenecekler için.

4 – Düğünse Galatasaray Adası’nda oldu, İstanbul’da. Bu sefer yanında nasılsa kuzen var diye ben kuaföre vs yetişeceğim diye acele etmedim. Yerler uzak olunca her anında gelinin yanında olma imkanım olmadı. Nikah ve sonrasında çektiğim güzel fotoğraflarla gelin hanımın gönlünü alırım diye düşünüyorum :) Düğün derken kokteyl ve sonrasında partiydi aslında. Orada da her şey çok güzeldi gerçekten de. Nikahları ayakta kıyıldı. Öyle bildiğimiz cicili bicili masalardan yoktu. Gelin hanımın 2, damat beyin 1 şahidi vardı. Nikah memuru çiçeklerle süslenmiş T şeklindeki “şey”in önüne geçti gelin ve damadı da yanına alarak. Sonra şahitler de davet edildi ve nikah kıyıldı. Sonrasında güzel bir ilk dans ve öpüşüp koklaşma faslı. Kuzen, gelin ve damadın arkasından, annemle birlikte süslediğimiz sepetle dolaşıp takıları aldı. Gelin, gelinliğini deldirmemiş oldu bu şekilde. Hiçbir takıyı takmadı (Bunları yeni evleneceklere fikir olabilir diye yazıyorum). Parti kısmı başlayıp da herkes kurtlarını teker teker döktükten sonra salon iyice boşalmaya başladı. Biz 2’ye doğru kalktık. Aslında aile olduğumuz için gelin ve damatla birlikte çıkmamız gerekirdi belki ama ailesi çoktan gitmişti. Birkaç arkadaşıyla biz kalmıştık. Kendi arabamızla gitmediğimizden ve yol da bilmediğimizden biz de gittiğimiz arkadaşla birlikte kalktık. Bizden 10-15 dakika sonra onlar da ayrılmışlar zaten.

5 – Dakyüz ve Osi sonunda bizim apartmana taşınıyorlar :) Aslında teras katı boş olduğundan beri akıllarındaydı. Yani siz deyin 2 ben diyeyim 3 senedir falan. Bu sene nihayet kısmet oldu da evi tuttular sonunda. Bu hafta boya badana var. Daha sonra da eşyalar taşınacak.

6 – Cuma günü izne çıkıyoruz yine :) Bu sene çok gezdik gibi gelmesin. Aslında yıllık iznimizin 1 haftasını kullandık daha önce. Sonrakiler hep 1 ya da 2 gün izin alıp haftasonuyla birleştirmekten, hatta bazen de sadece haftasonundan ibaret geziler / izinler oldu. Bu sefer yolumuz yine Fethiye’ye düşüyor. 3 senedir yoklama verdiğimiz Hillside Beach Club’a bir kez daha gideceğiz. Ben artık eşek kadar oldum malum, % 40 gençlik indiriminden yararlanamıyorum artık :(

7 – İ. O. Anar’ın Suskunlar’ı henüz bitmedi ama onu tatile saklamaya karar verdim. Maeve Binchy’nin Gümüş Yıldönümü’ne başladım şimdi. Kitapları çok benzer zaten. Aynı akıcı dil, aynı güzel tat, edebi değil kabul, ama güzel yine de :)

8 – Bu arada bir sürü film de seyrettik. Ama o kadar uzun soluklu yazamayacağım şimdi. Daha öncekiler beni bekliyor hala :( Unutmamak için isimlerini yazayım hiç yoktan : Klass, Get Smart. Al işte gerisini unuttum şimdiden.



9 – Sonunda kendime bir mp3/mp4 çalar aldım. Buradan aldım, yurtdışından geldiği için açıklamada belirtildiği gibi 2-3 gün sürmedi gelişi. 6. iş günü elime geçti. Tabi arada haftasonu falan da olduğu için beklemek bana eziyet gibi geldi. Ama geldiğine çok sevindim. Kulaklıklar şu an kulağımda. Sabahtan beri dinlediğim Norah Jones sayesinde kendimi gerici ve bunaltıcı iş yerinde değil de, ayaklarımı uzatıp dinlendiğim evimdeymiş gibi hissettim çoğunlukla. Kesinlikle tavsiye ederim.

Hamiş : Norah Jones dedim ama onun yanında Demir Demirkan ve Bjork de dinledim çokça. Bjork çok sevdiğim bir şarkısıyla eşlik edecek şimdi yazıma :)

11 Ağustos 2008 Pazartesi

Nerelerdeyim? :)

Geçen hafta hayırlı bir iş için Ankara'ya gittik. Aslında bir yandan biliyorduk bir yandan da apar topar oldu her şey.

Eşimin ablası 2-3 hafta kadar önce evlenmeye karar verdiğini haber verdi bize. O zamana kadar sevgilisi olduğunu bile bilmiyorduk. Orası ayrı bir yazı konusu.

Haberi öğrendiğimizde kayınvalidemlerle falan da görüşerek benim bir iki gün öncesinden giderek yardımcı olmama karar verildi (ben teklif ettim zaten bu yardımı, onlar da çok sevindiler). Dolayısıyla çarşamba iş çıkışı otobüse binerek Ankara'ya gittim eşimin ananesi, teyzesi ve kuzeniyle (ha bu arada bütün bu hazırlıklar isteme günü için, düğün ekimde olacakmış).

Ankara'ya indiğimizde bir süprizle karşılaştık. Onu söylemeden şu ayrıntıyı da atlamak istemem. Biz önden gidecektik, eşimse arabamızla cuma günü iş çıkışı gelecekti. Eşyalar falan bize eziyet olmasın diye 2 gün içinde lazım olmayacak olanları ayrı valizlere koyarak kendi arabamıza yüklemeye karar verdik. Bunun için eşimle salı akşamı anane, teyze olmak üzere evleri gezerek valizleri topladık. Çarşamba günü garajlarda valiz kalabalığıyla karşılaşınca şaşırdım o yüzden :) Ben de aynı planı uyguladığımdan bir el çantam bir de minik sırt çantam dışında bir şey götürmedim otobüse. Diğer kadınlarınsa toplam 8 (yazı ile tamı tamına sekiz) valiz-çantası vardı, el çantaları hariç.

Neyse, işte bu valiz kalabalığıyla Ankara'ya ulaşıp taksiye tıkıştırdıktan sonra taksi zor bela harekete geçti ve dakikası dolmadan durdu. Bir trafik bir trafik sormayın. Aşti'den çıkamıyoruz bir türlü. Meğer bomba ihbarı olmuş. Dakika bir gol bir durumu.

Bekle bekle vakit geçmiyor. Şoför amcam da sağolsun herhalde pek yolcusu olmuyor, dolayısıyla konuşacak imkan bulamıyor yolcularla misali, konuştukça konuştu bizimle. Polisler geldi, bomba imha ekipleri geldi ve bom! Patlattılar bomba şüphesi olan "şey"i. Şey diyorum çünkü biz ne olduğunu göremedik. Büyük ihtimalle başıboş poşet falandır. Sahici mi yalancı mı anlayamadan yolumuz açıldı ve evimize ulaştık.

Kayınvalidemler Ankara'da oturuyor. Görümcemse İstanbul'da. O da yoldan geleceği için ilk gün ve ikinci gün aile saadeti yaşasınlar, konuşacakları falan vardır diye ben buradan birlikte yola çıktığımız teyze ve kuzenin evinde kalmaya karar verdim. Zaten bombanın da patlamasını falan beklerken saat 1 olmuştu.

Ertesi gün Tunalı'da görümcemle buluşup onun kalan birkaç işini hallettik. Cuma günüyse ailenin diğer fertleriyle buluşarak daha önce fotoğrafını bile görmediğimiz damat adayıyla tanıştık.

Cumartesi günü de görümcemin ve damat adayının üstün çalışmaları sonucunda hazırladıkları aile yemeğine katıldık. Her şey çok güzeldi gerçekten de. Ayrıntılarla güzelleşen bir gece oldu. Tabi bu ayrıntılar sayesinde şaşırtıcı gerçeklerin de farkına varmış oldum. Mesela bu damat adayının 2 senedir görümcemle ilişkisi olduğunu öğrendim ki en çok buna şaşırdım.

Neyse, yemekler de mekan da, gelin-damat adayları da çok güzeldi. Ben başından beri, kursa da gitmemizden ötürü, fotoğrafçılardan biri olacaktım. Daha önce bahsetmiştim de bu görevden. Evden çıkış, kuaföre gidiş, saç-makyaj derken hiçbir ayrıntıyı kaçırmamaya çalıştım. Eşim bizim makineyle, bense onların makinesiyle çektiğim için başarımın derecesinden pek emin değilim :) En azından çekilen fotoğraf sayısından çok çabaladığım belli olacaktır diye düşünüyorum :)

Bu arada Ankara'daki samimi arkadaşlarımızdan Ayça ve Selim'in bebek beklediklerini öğrendik :) Bir bebek haberine bu kadar sevinebileceğim aklıma gelmemişti daha önce. Demek sevdiklerinin başına gelince kendinin olmuş kadar sevinebiliyormuş insan :) Tekrar tebrik ediyorum bombi ailesini :)

Bir de yolda giderken Beni Asla Bırakma'yı bitirdim ve çok beğendim. En kısa zamanda bahsedeceğim. Dün de Unforgiven'ı seyrettik (ben son yarım saatinde uyudum! ama çok yorgundum :( bugün bitireceğim. Sonra onu da yazarım :)

Merak eden herkese çok teşekkür ederim :)