16 Aralık 2008 Salı

THE THINGS WE LOST IN THE FIRE, 2007 (7,3)



Yine uzun bir ara verdim. Benim iş yerimde Aralık ayı ciddi bir telaş içinde geçer. Her sene böyledir. Hep birlikte streste tavan yaparız. İşlerimiz çoktur. Sayımdır, devirdir derken Aralık başımızı alır gider. Bu nedenle bir ara verdim. Ocak'ı görmeden rahatlayacağım da yok. Ama fırsat bu fırsat yazayım dedim.

Sevgili Abi'nin blogunda seyrettiği filmlerin listesini görüp koca bir iç geçirdim (kıskanmadım Abi, yanlış anlaşılmasın J ). Ben de seyrettim seyretmesine de, benim listem istediğim ya da beklediğim kadar uzun olmadı. Abi'ye yaptığım yorumu buraya kopyalamak gerekirse (evet gerekir, başka türlü hatırlayamayacağım seyrettiğim filmleri);

The day the earth stood still
Eagle eye
Burn after reading
Matrix reloaded (tekrar)
The dark knight (tekrar)
Yaşamın kıyısında
Pineapple express
Righteous kill
Young people fucking
Wall-E (aslında bunu daha önce seyrettim de henüz bahsedemedim)

Bunlara ek olarak bir de The Things We Lost In The Fire'ı ve de Matrix Revolutions'u (tekrar) seyrettim. Dün de Resident Evel : Degeneration'u ve House yeni sezon 2. ve 3. bölümleri seyrettik. Unutmadan, yakınlarda bir zamanda Kung_Fu Panda'yı da seyretmiş ve çok beğenmiştik.

Gelelim anlatacağım ilk filme;

Bir havuz kenarında başlar film. Kıvırcık saçlı küçük bir erkek çocuğu babası Brian(David Duchovny) ile birliktedir. Babası sevgi dolu gözlerle seyreder oğlunu. Ve kare değişir.

Audrey (Halle Berry) mutfaktadır. Evde bir telaş vardır. Annesi, erkek kardeşi, diğer misafirler… O gün evde bir cenaze töreni vardır. Audrey'nin aniden aklına gelir. Herkese haber vermiştir kocasının öldürüldüğünü. Bir tek Jerry'i (Benicio Del Toro) unutmuştur. Kocasının en yakın arkadaşı Jerry'yi.



Kimse sevmez Jerry'i. Bir tek Brian yalnız bırakmamıştır onu. Başarılı bir avukatken birden dibe vurur Jerry. İşi bırakır, uyuşturucu kullanmaya başlar. Tam bir kaybeden olmuştur. Ama Brian hep inanmıştır Jerry'e. Ondaki iyiliğe inanmıştır ve arkadaşını hiç yalnız bırakmamıştır.

Audrey de Jerry'i sevmeyenler arasındadır. Audrey'e göre Brian sürekli olarak Jerry ile ilgilendiği için ailesinden uzak kalmaktadır.

Dan öldüğünde Audrey çocuklarıyla yapayalnız kalır. Kendi ayakları üzerinde durmaya çalışır. Eskiye duyduğu özlem gözlerinden kolaylıkla okunabilse de bunu çocuklarına hissettirmemeye çalışır. Yalnızlıkla verdiği mücadele esnasında bir şey fatkeder. Jerry de yalnızdır ve o da kendi çapında bir mücadele içindedir. Üstelik Jerry, Dan'den geriye kalan tek şey gibidir Audrey için. Dan'in kendisine bıraktığı mirası gibidir. Ve onunla ilgilenmeye karar verir. Dan'in hatırına Jerry'ye gider. Ona 3 kişi kaldıkları büyük evin garajında kalabileceğini söyler. Jerry sadakaya ihtiyacı olmadığını düşünür en başta. Ama Audrey bunun Jerry için değil, kendisi için bir iyilik olacağını söyler. Yalnızdır ve evde birilerinin varlığına ihtiyacı vardır.





Jerry garaja taşınır sonunda. Ama sorunları henüz çözülmemiştir. Bağımlıdır, bunun için rehabilitasyon merkezine de gider. Bir yandan çocuklarla ilgilenir. Bir yandan kendini düzeltmeye çalışır. Bu şekilde iki taraf da ayakta durabilmek için birbirine yardım edecektir.



Filmi çok beğendim. Bunun asıl nedeni Benicio Del Toro'nun gösterdiği olağanüstü performanstı. Adama karşı özel bir ilgim olmamasına rağmen bu filmde aşırı beğendim. Bir insan "kaybeden"i bu kadar güzel oynar yani. Cidden olağanüstüydü bence. Çok uzun bir film listesi yok aslında. En çok ses getiren filmi olarak 2001 yapımı "Traffic" var aklımda. Aslında ondan önce 1995'teki efsane filmlerden "Usual Suspects"te de oynamıştı. Daha sonra 21 Gram, Sin City gibi filmlerde karşımıza çıkmıştı.



Halle Berry'i ise 2001 yapımı Monsters Ball ile ödül aldığında dikkatleri çekmişti. Aslında o da ödül almadan önce 2000 yılında X-Men'deki Storm karakteriyle karşımıza çıkmıştı. Tabi daha önceki senelerdeki filmleri de var ama ben seyretmedim onları. Yine 2001'de Sword Fish, 2002'de bir James Bond filmi olan Die Another Day, 2003 ve 2006'da X-Men serileri, 2003'te korku filmi olan Gothika, 2004'te Cat Woman'da oynadı. 2007'de Bruce Willis ile Perfect Stranger'da oynamıştı ama onu da seyredemedim. Bruce Willis'i de severim esasında. "En kısa zamanda"lar arasına alayım en iyisi.



Filmde birkaç sahne dışında çok göremesek de X-Files serisinden, hem diziler hem filmler, tanıdığımız David Duchovny'yi de atlamayalım. X-Files dışında 2001'de bir absürd komedi filmi olan Evolution'da Julianne Moore'la birlikte oynamıştı. Aynı sene yine bir komedi filmi olan Zırtapoz'da Ben Stiller ile birlikte karşımıza çıkmıştı.

Film 2007 yapımı bu arada. IMDB'de 7,3 puan almış. Yönetmeniyse Susanne Bier. Bu yönetmenin hiçbir filmini seyretmemişim daha önce.

9 yorum:

Abi dedi ki...

Benicio Del Toro'yu seviyorum ben.. Her role geliyor..
Halle Berry ve Monster's Ball deyince.. akan sular durur yannız..:)))

Benim Hayatim dedi ki...

Yaşamın Kıyısında garip bir his bırakmıştı bittiğin de sırada wall-e ve eagle eye var. Senin yazdıklarını izlemeye devam ediyorum :P

İzlediğin filmleri anlatmakta emek isteyen bir iş sen bunu çok güzel yapıyorsun Çınar :)

cinar dedi ki...

@ Abi, hakkaten öyleymiş adam ya. Hastasıyım ben de bundan sonra :)

@ Aysun çok teşekkür ederim :) Bu aralar pek zaman ayıramıyorum gerçi. Kendimi ocak sonrasına saklıyorum. Bitsin artık bu eziyet :))

Benim Hayatim dedi ki...

MUTLU YILLAR!

cakiltasi dedi ki...

çınarım nerelerdesin? benleştin sen de? işler mi çok yoğun? keyifler yerinde di mi?
öptüm.

Sıdıka dedi ki...

Nerdesiiinnnnnnn :(

Abi dedi ki...

aloo. herşey normal mi?

cinar dedi ki...

@ Çakılım sorma, ama geldim geldim. bundan sonra hep buralarda takılacağım :) Benden bıkacaksınız anacım!

@ Sıdıka asıl sen nerelerdesin yahu?

@ Abi artık her şey yolunda, teşekkürler :)

7.oda dedi ki...

sana tamamen katılıyorum çınar, Benicio Del Toro nun oyunculuğu alıp götürüyor insanı.. evet evet bir kaybeden ancak bu kadar oynanabilir..