11 Şubat 2008 Pazartesi

Heyecan içinde

Geçenlerde TV8 seyrediyorum. Bir baktım ekranda Okay Temiz var. Hem de yanında birkaç öğrenci, bir de çikolata renkli bir abi. Kalbim güm güm atmaya başladı. Benim sürekli cenga diyesim gelen ama Çakıl'ımdan djembe olduğunu öğrendiğim ritim enstrümanlarını görünce aklıma gelen tek şey yine Çakıl'dı :) Dün için konserleri olduğunu bildiğimden hazır Okay Temiz ve atölyesi tv ye çıkmışken Çakıl'ı da göreceğim diye heyecan yapıp tv'nin karşısında gözlerim faltaşı gibi bekledim. Güzel güzel dinledim, seyrettim ama Çakıl'ı göremedim :( Sarışın bir hatunla çikolata renkli abi vardı işte. Bir de Okay Temiz. Arkada birkaç kişi daha vardı ama onlar da erkek olunca umudumu yitirdim. Zaten program da bitti.. Konser haberlerini hala heyecanla bekliyorum ama :))

En son yazımda buraya sık sık tiyatro gelmez demiştim ya, Allah'ım sanki bu yazı beni yalancı çıkarmaya çalışıyor! Son zamanlarda tiyatro haberinden fazla bir şey duymadım desem yeridir :) Önümüzdeki hafta Metin Serezli ve Özlem Tekin'in bir tiyatrosu var mesela. Tabi ki biletlerimiz hazır cebimizde bekliyoruz :) Sonra bu cumartesi günü Musiki Derneği'nin Türk Sanat Müziği konseri var. Elbet ona da gideceğiz. Burda Musiki Derneği'ne çalışan kadınlar, ev hanımları, müzikle ilgisi olan her türlü insan gidiyor. İçlerinden bazıları o kadar iyi ki dinlerken mest oluyorum.

3 Mart'ta da Turgut Özakman'ın "Şu Çılgın Türkler"i Samsun Tiyatrosu tarafından sahnelenecekmiş Atatürkçü Düşünce Derneği'nin katkılarıyla. Şimdiden büyük heyecan duyuyorum.

Bu arada Şu Çılgın Türklerden seneler evvel Romantika adlı kitabını okumuştum. Öyle çok beğenmiştim ki o kitabı. Daha önce yazmış mıydım bilmiyorum ama hakikaten çok beğenmiştim. Bu aralar okumak için kitap düşünüyorsanız onu tavsiye ederim.

Aa en güzel haberlerden bahsetmedim daha. Hollywood senaristleri sonunda grevi bırakmış! :) Evet evet, artık dizilerimizin devamı gelecek. Biz Lost'un 4. sezonunun ilk iki bölümünü seyrettik bile. Gerçi onlar zaten çekilmişti de sonrası umutsuz vakaydı. Neyse sonunda sorun çözülmüş ve senaristler en kısa zamanda işlerinin başına dönecekmiş. Yaşasın yaşasın! :) Lost'ta hala bir şey çözümlenmiş değil bu arada. Meraklısına da söylemiş olayım.

Bu yazıyı bitirmeden komik bir şey anlatayım size (trajikomik desem daha doğru olur):

Bize temizliğe gelen Sezen 6 aylık hamile. Artık işi bıraktı dolayısıyla. Biz de yeni bir kadın arıyoruz. Sezen 1 seneyi aşkın zamandır geliyordu, hani çok süper memnun olmasak da artık evi biliyor falan diye idare ediyorduk, anahtar veriyorduk sonuçta ona. Anahtar verince herkese güvenmek pek de kolay değil. Her neyse 1 aydır falan yeni birini arıyoruz. Daha doğrusu annem arıyor. Çevresinden iyi diye duyduğu her kadına ulaşmaya çalıştı. En son, yine çok methedilen bir kadının kapısına kadar gitmiş.

Kızı için bir kadın aradığını söylemiş önce, sonra benden bahsetmiş işte şurda çalışıyor eczacı diye. Kadın da "ben de eczacıyım" demiş. Annem dumur tabi. Ay ben yanlış geldim heralde falanlar dönmüş ortada. Derken bizim kadın hastaneden emekli bir eczacıyla birlikte eczane açtığını söylemiş. Tabi bizde öyle biri yok. Bahsettiği de emekli bir hemşire. Kızı eczacı ve eczane açtı. Neyse bizim kadın eczanede işinin çok rahat olduğunu, birkaç ay içinde bir kalfa bulabilirse kendisinin de eczane açmak niyetinde olduğunu söylemiş, dolayısıyla artık temizliğe falan gitmeyecekmiş!

Annem eve gelince bir hızla beni aradı tabi. Kadının sözlerinden kalfa olduğunu anlamam çok uzun sürmese de insanların cahilliği karşısında gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Çoğu zaman eczanelerinde durmayan, durduklarında da bir köşeye çekilip sadece para işine bakan "Dangoz" meslektaşlarım sayesinde eczacı sayılan kalfaların sayısı oldukça fazla. Halk da eczacı yerine kalfayı eczacı diye bilip her soruyu ona soruyor. Böylece de kalfalar mesleklerini söylerken büyük bir güven ve gurula eczacıyım diyebiliyorlar.

Bizim burda bir eczane vardı. Kalfası öyle bilmiş bir şeydi ki, evlenirken nikah davetiyesine Eczacı Hüseyin diye yazdırtmıştı. Kompleksin bu kadarı yani :)

5 yorum:

cakiltasi dedi ki...

çınarımmm,

konserimiz pek güzel geçti. elime görüntüler ulaşır ulaşmaz sana göndereceğim. teyzem makinasıyla gelmişti bi sürü şey çekmiş. onun dışında dvdmiz de çıkacakmış arkasında da isimlerimiz olacak artiz oldum bak şu işe hehehe:)

şaka bir yana çok güzel bi tecrübe tatlişkom hele de hani müzik kullağı, nota bilgisi, sesi olmayan biri olan benim bile böyle bir aktivite de yeralmam çok gurur verici oldu.

o gördüğün sarışın hatun bizim eğitmenimiz ebru yıllar önce kursiyermiş sonra mesleğini bırakmış okay hoca'nın yardımcısı olmuş. zenci olan kişi de bizim çaldığımız djembe'nin dünyada bir numarası ve onu dünyaya tanıtan gineli çok şeker bir adamdı.

öyle şeker inşallah yazın da konserimiz olacak.

çok öptüm seni.
iyi dileklerin ve benim için heyecanın için çok teşekkür ederim.

Archi*Sugar (Esra) dedi ki...

ah... tiyatroya gitmeyeli o kadar uzun zaman oldu ki. Turkiye'ye gidince mutlaka gidiyorum ama ozledim iste...

Senaristler grevi bitirmis ama "24" yin ertelenmis ! :-(((

Anlattiklarina inanamadim. Kadin kendini eczaci saniyor desene. Inanilmaz birsey. Cehaletin boylesi. Iste televizyonda goruyoruz ya sahte doktor, sahte dis hekimi, sahte vs vs... bu da sahte eczaci. :-)
Benim meslegimde de cok raslanan bir durumdur bu. Insaat ya da dekorasyon isine biraz bulasmis herkes kendini "mimar" ilan eder. Mimar sifatini almak icin universitenin o bolumunden mezun olmak gerektigini hice sayarak. Ustelik insanlarin hayatini da tehlikeye atarak... Sonra niye yikiliyor bu binalar domino taslari gibi diye sorarlar...

Cehalet... sonu var mi bu isin?!

cinar dedi ki...

@ Çakılım vallahi çok heyecan yaptım ya :) Senin adına da çok büyük mutluluk duydum. İnsanın hobileri peşinden koşması çok güzel. Eczacı bir arkadaşım var. İki senedir stilistlik modelistlik yollarında koşup kendini bu konuda geliştirmeye çalışıyor. Para kazanmak için bir firmada eczacı olarak çalışıyor hala ama onun dışında her gün bir tekstil firmasında da staj gibi çalışıyor. Bayılıyorum sizin gibi kahramanlara :)

Resimleri de videoları da en kısa zamanda bekliyorum. Umarım bir sonraki konserinizi canlı olarak seyretme ve dinleme şansım da olur.

Kocaman öpüyorum ben de :)

@ Archim sugarım, evet bir sürü meslek var bu şekilde. Senelerce verdiğimiz emeği hiçe sayarak bir diploma da kendilerine veriyor böylesi cahil insanlar. Lafta senden benden de iyi satıyorlar mesleklerini. Ben kimsenin karşısına geçip de ben eczacıyım diye kurulmam mesela. Adam gidip davetiye bastırmış düşünsene :))

Tiyatronun iyisi de hakikaten ne zevkle seyredilir. Üniversiteyi İstanbul'da okuduğum için çok şanslıydım. Arkadaşlarla hemen hemen her haftasonu devlet tiyatrolarına gider bir oyun seyrederdik. Hey gidi günler :)

Mücevher Kutusu dedi ki...

Ağlanacak halimizi gülümsüyor olmam artık bu tip durumları yadırgamamam korkunç! Eczacı diye davetye bastırmakta süper iş :)

Bizim meslek bu konu da son derece teşkilatlı. Müşavir belgesini almadan kart vizit bile dağıtsan ceza alıyorsun. Bu sıfatı hiç hak etmeyen birisi tabela asarsa direkt mahkemeye veriliyor.

Sizde de güzel bir kaç ceza olsa bak bakalım yapabiliyorlar mı?

Lost ikinci bölüm çok iyi geldi. Yine biriktiripte mi izlesem ne? Kesmiyor böylesi!

cinar dedi ki...

Tabi canım öyle sizinki kart bastırana ya da söyleyene ceza yok ama her isteyen de gidip eczane açamıyor. Önce diplomanı alacaksın. Bu kadarı da insanların ağızlarını büzmek için yeterli değil tabi. Bizim kadın da kalfa bulursa eczane açmak niyetindeymiş. Pöh :))

Lost çok heyecanlıydı hakikaten. Hele ilk sezonda bayılmıştım. Sonrası biraz sıktı. Bu sezonu da zevkle seyrediyoruz ama bir hafta bekleyerek seyrettiğimiz için de olabilir. 1 hafta sonunda hadi hadi diyerek koltuklara gömülüyoruz, tabi zevkli oluyor. Yine de işler çözülmedi hala, değişik insanları da sokup duruyorlar. Çözülsün de rahatlayalım artık yahu :)