anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2007 Cuma

Uçmak

yalın-alışmak zoru...
Hani bazı şarkılar vardır. Sizi alır, bulutların üzerine çıkarır. Orda sevdiğiniz anılarınızla karşılaşırsınız ve mutluluğunuz gitgide artar.

Dinledikçe bir hoş olursunuz ve 10 kere 20 kere dinleseniz de hiç sıkılmazsınız.

Hayatımın her döneminde böyle bir şarkı olmuştur benim için. Duydukça içimi eriten, hep güzel şeyler hatırlatan, mutluluktan uçacakmışım gibi hissettiren şarkılar.

Bu belki de içinde bulunduğum durumlarla ilgili, bilmiyorum. Bir şarkı kaçış yolu olabilir
mi insan için? Rahatlamaya ihtiyaç duyduğunda o şarkıyı açıp mutsuz hissetiği dünyadan ayırıp başka diyarlara götürecek olan şarkılar bulmak yine insan psikolojisiyle ilgili
olabilir mi?

Son zamanlarda bana böyle hissettiren şarkıdan bahsetmek istiyorum tam da bu noktada.

Bir gün televizyon seyrediyorum. Kanalları bir bir dolaşırken, aslında televizyonu ilk açışımda, NTV'deki (NTV bizim evdeki bütün televizyonlarda 1. kanaldadır çünkü) şu 4 bayanın sunduğu programla karşılaşıyorum. Hani 3 bayan ve bir sarışın :)) Haydi gel
benimle ol idi sanırım programın adı. Orda konuk sanatçı var. Çok şeker, insanın ona baktıkça çocukça gülümseyişi ve kardeşiymişçesine gidip yanaklarını falan sıkası geliyor. Çok masum, çok efendi biri çünkü.

Programın sonunda alıyor gitarını eline (bu arada ilk açtığımda programın sonuna zaten 2 dakika falan var) başlıyor şarkısını söylemeye. İçimde hafif bir kıpırtı oluyor ama daha şarkının "o" şarkı olduğunun farkında değilim. Aradan birkaç gün geçiyor. Aynı programın tekrarını görüp tam da aynı noktada tekrar seyretmeye başlıyorum. Tabi gitar yine ele alınıp şarkı söylenmeye başlıyor. Bu sefer daha çok etkileniyorum ve bam! İşte bu şarkı
beni bulutların üzerine uçuruyor.

Merak ettiniz mi?

Sevgili Archisugar'ın yardımlarıyla eklemeye çalıştığım ve şu an fonda dinlemekte
olduğunuz şarkıdan bahsediyorum :)

25 Kasım 2007 Pazar

Şirin Devrim ve Maeve Binchy

Bir süredir Şirin Devrim'in Şirin'ini okumakta olduğumu yazmıştım. Kısa bir kitaptı. Yanlış hatırlamıyorsam 228 sayfaydı. Ona rağmen 4 kasımdan beri elimdeydi. İşler güçler, bir yandan pilates derken bir müddet elimde süründü kitap.

Şirin Devrim kendi hayatını yazmış bu kitapta. Kitap ayracında ayrıca bahsetmeyeceğim. O yüzden burda kısaca özetlemek istiyorum.

1926 yılında doğmuş Şirin Devrim. Bir İstanbul bir Amerika bir bilmem nere derken aldığı tiyatro eğitimleri ve tecrübeleri sayesinde dünyaca ünlü Tük tiyatrocu ve rejisör haline gelmiş. Bense hiç duymamışım ismini. O da benim ayıbımdır. Tiyatro seyretmeyi çok sevsem de (üniversitedeyken her haftasonu gitmeye çalışırdım) oyuncuları, rejisörleri vs bilmem. En azından ismen bilmem.

Sanırım Şirin Devrim'i de o yüzden bilmiyordum. Kitap sayesinde öğrenmiş oldum. Bu açıdan güzeldi. Bir insanın hayat hikayesini okumak her zaman ilgi çekici gelmiştir bana.. Ama yine de insanı bir anda içine alıveren kitaplardan değildi..

Sonunda Şirin'i bitirdim ve bir Maeve Binchy kitabı olan Aşıklar Korusu'na başladım. Maeve Binchy'nin kitaplarını kız kitapları olarak tanımlıyorum. Hani "kız içkisi" olarak tabir edilen Baileys ya da Sheridans gibi.. Ben çok seviyorum kız içkilerini ve kız kitaplarını :)

Ama Badem'in oturup da Aşıklar Korusu'nu falan okuyabileceğini hiç hayal edemiyorum :)

Badem'le çıkmaya başlamadan önce, çıkmak lafı da saçma aslında ama flört etmek fiilini
de çok Avrupai bulup Türkçe'ye yakışıtramıyorum-bu arada Türk Dil Kurumu'nun resmi sitesi tdk dan baktığım kadarıyla Avrupai de flört 
etmek de Türkçe sözlükte mevcut! :), Maeve Binchy'nin İtalyanca Aşk Başkadır adlı
kitabını almıştım. O zamanlar Badem bana biraz İtalyanca öğretiyordu. Aramızda kıvılcımlar çakmaya başlamış olsa da henüz isimlendiremediğimiz için bu kitabı aldım
ama vermeye utanarak kendim okudum :))

İşte o zamandan beri Maeve Binchy'i çok severim. Ta ilk kitabından beri.. Her kitabını da okudum.

Bu arada çıkmaya başladıktan sonra Badem'e kitabın benim için olan hikayesini anlattım
ve o da kitabı okudu. Ama onun bir anısı vardı da okudu. Diğer kitaplarını okuyacağını hiç sanmıyorum :)

Neyse ben bu kitabı bitireyim de bunu "kitapayracı"ma koyarım :)