11 Haziran 2009 Perşembe

Mesen Otel



Kaç haftadır haftasonumuzu değerlendirelim ve ya Bozcaada’ya ya da Melen’e falan gidelim diye plan yapıp duruyoruz. Ama benim nöbetlerim ya da başka mevzular yüzünden bir türlü gidemedik.



Bu hafta da aynı planlar için düş kuruyorduk, gerçekleşmeyeceğini anlayınca daha kolay bir plan yapmaya karar verdik ve şehrimize çok yakın olan Akçakoca’ya gittik. Orada da uzun süredir gitmek istediğimiz otellerden biri vardı : Mesen Otel.



Fotoğraflardan harika görünüyordu, yarım saatlik yol olmasına rağmen değişiklik olsun, yatılı gidelim diye karar verdik ve cumartesi sabah yola çıktık.

Ana yoldan bir yerlerden sapmanız gerekiyor. İşte o sapıştan sonraki yol hakikaten çok kötü. Yolun tamamı neredeyse tek arabalık ve oldukça dik. Üstelik bazı yerler çamurlu.



Sonuçta ulaştığımız yerin manzarası gerçekten güzeldi ama. Eşyalarımızı odamıza yerleştirdikten sonra hemen havuzun yanındaki çimenliğe koştuk ve şezlonglarımızda malak gibi yattık :) Evet, ihtiyacımız olan şey tam da buydu. Sevgili Tabiat Ana’nın önerisi olan kitaplardan birini okuyup bitirdim : Çizgili Pijamalı Çocuk. Kitap 204 sayfa olduğu için ancak okurum diye düşündüm ama yanılmışım. 1-2 saat içinde bitti kitap. Yedek kitap da götürmemiştim. Hemen Badem’in kitabına sulandım tabi, zaten okuyacaktım gerçi :) Ben Ferhan Şensoy’un Karagöz ile Boşverinbesi’sini okurken Badem de uyumuş oldu işte fena mı?



Otel, ismi otel olmasına rağmen otelden ziyade pansiyon gibi bu arada. Odalarda küçük bir banyo-tuvalet mevcut. Klima, TV falan yok. Tam kafa dinlemelik yani. Zaten manzarayı görünce odada kalmak istemiyorsunuz. Manzaraya karşı yatıp dalga sesleriyle uyumak ya da kitap okumak istiyorsunuz.



Mümkün olsaydı denize girmeyi de çok isterdik ama fotoğraftan da anlaşılacağı gibi deniz yosunumsu şeylerle kaplı. Ayaklarıma değdiklerini düşünemiyorum bile! Çakıllı olan ilk giriş kısmına ayaklarımızı soktuk ama, deniz baya ısınmış, çok sevindik :)

Akşam enfes yemeklerini yedik, sabah da kahvaltı sonrasında evimize geri döndük.

Pazar günü tam bir mutfak günüydü benim için. Badem kısır yaptı yaklaşık olarak her haftasonu yaptığı gibi. Ben yanına ilk defa paçanga böreği yaptım (tarif için Portakal Ağacı’na teşekkürler, ben biraz basitleştirdim), sonra dereotlu peynirli poaça ve tarçınlı cevizli kurabiye yaptım. Akşam için de lazanya yaptık birlikte. Haftasonu hem dinlenmeli, hem yemeli bir haftasonu oldu anlayacağınız. Sanki 1 haftalık tatile çıkıp gelmiş gibi hissettik. İnsan evinden 1 gün bile dinlenme amaçlı uzaklaşınca böyle oluyor sanırım. Biz sevdik bu işi :)

Hamiş : Huzur dolu tatile yakışır diye İncesaz'ı seçtim bu sefer. Dinlemeye doyamıyor insan :)

11 yorum:

Benim Hayatim dedi ki...

Manzara süper, dinlenmiş olmanız da öyle :))

Kahvaltı etmediğimden olsa gerek ben Pazar günkü menüyü okurken kalakaldım :)

Tatil gibisi var mı? Bir gün bile tüm psikolojiyi değiştiyor :)

Vladimir dedi ki...

Mükemmel bir hafta sonu olmuş, ne iyi etmişsiniz. Bu arada Çizgili Pijamalı Çocuk filme çekildi DVD si sanırım önümüzdeki aylarda izlenilebilecek :))

sufi dedi ki...

Haayat hep tatil tadında geçmeli, deniz hep yanıbaşımızda, kitaplarımız ve incesaz kulaklarımızda olmalı.Sevgilerimle.

denizanasi dedi ki...

yarasın kısırlar :)) iyi tatiller..

aysema dedi ki...

Kısa zamanlarda yakın yerler daha uygun... Akçakoca güzel, Bozcaada da...
Akçakoca'dan fındık,
Bozcaada'dan üzüm, şarap;
Ereğli'de pide,
Amasra'da Canlı Blık...

Ohhh! Hangisini seçsek? (Bozcaada dışında)
Sevgiler...

7.oda dedi ki...

ohhh okuması bile dinlendiriyor ki :)

sessiz balik dedi ki...

siz karadenizde ayaklarınızı denize sokmuşsunuz biz de akdenizde :)
ama çok şükür ben girip denize yüzebildim.gerçi hamile halimle kulaç kulaç yüzmem zordu ve kıyıda sığ yerlerde takıldım ama haftaya bir aksilik çıkmasa keşke de yine gitsek.
fakat biz pazar akşamı geç döndük ve yemek yapamadım. haftasonundan bir iki çeşit yapmazsam akşamları eve gidince yetiştiremiyorum artık yemek yok bu hafta ne yiycez bilmiyorum kavun peynir felan takılcaz :)

cinar dedi ki...

@ Benim Hayatım, dalga sesleriyle rahatlayarak kitap okumak çok iyi geldi gerçekten de.

@ Vladimir, yine senden bir şey öğrenmiş oldum :) teşekkürler.

@ Sufi, aynen dediğin gibi ya. hayatın güzellikleri işte bunlar :)

@ Denizanası, çok teşekkürler. ben sana yorum yazamıyorum bu arada. Benim Hayatım'a da yazamıyorum. Açılmıyor yorum penceresi :(

@ Aysema, evet ya, şanslıyız aslında değil mi? Güzel yerlerden bize yakın olan da var yani :) Amasra'ya da gitmeyeli epey oldu..

@ 7. Oda, darısı başına o zaman :)

@ Sessiz Balık, oo tatildesiniz demek. Ya da hep oralardasınız :) Deniz güzel şey ya. Yemek de arasıra dışardan yemek lazım, arasıra da mideyi dinlendirmek için kahvaltı tarzı hafif şeyler yemek lazım. Kavun, karpuz, peynir olunca başka da bir şeye gerek yok hani :)

Güneşligünler dedi ki...

Çınarcım, fotoğraflar anlatıyor zaten güzelliğini. Kısa ama çok güzel bir tatil kaçamağı olmuş sizinkide. Ne mutlu size.

Cahil dedi ki...

Böyle molalar vermek çok güzel ve gerekli... aslında hayatımız her dakikasını molalarımız gibi yaşasak ne güzel olurdu...

Fotoğraflardan anladığım kadarıyla çok keyifli bir mekan ve size de keyif verdiği açık... ben bile okuyunca o keyiften küçük bir ısırık aldım...

teşekkürler...

cinar dedi ki...

@ Güneşli Günler,
Dinlendiriciydi ve yine tatilim geldi :))

@ Cahil, hoşgeldin :)
Teşekkür ederim. Yazımla ve fotoğraflarımla keyif verebildiysem ne mutlu bana :)